Kurtuluş Savaşında Buhara'dan Anadolu'ya Gelen Kur'an-ı Kerim ve Üç Kılıç
Özbekistan-Buhara cumhurbaşkanı Osman Hocaoğlu, Emir Timur'un üç kılıcını, Atatürk, İnönü ve İzmir'e ilk girecek Türk komutana hediye edilmek üzere göndermiştir.
Üçüncü kılıç, 9 Eylül 1922'de askerleriyle İzmir'e ilk giren komutan Yüzbaşı Şerafettin beye Atatürk tarafından hediye edilir.
Resimde; Emir Timur’un 1402’de İzmir'in fethinde kullandığı kılıçlar 520 yıl sonra M. Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın belinde.
BUHARA
Buhara, dünya üzerinde yer alan en eski şehirlerden, ipek yolu üzerinde. Orta Asya’nın siyasi, bilim, kültür, din ve ticaret merkezi olarak kabul edilmiş. Unesco Dünya Mirasları Listesi’nde yer almakta. Şehir olarak 2500 yıl önce kurulmuş. Buhara iki çölün ortasında bir vaha. Zerdüşlük, Budistlik, Hristiyanlık gibi değişik dinlere merkezlik yapmış. Günümüze müslümanlık eserleri, medreseler, camiler, türbeler ulaşmış. Siyasi olarak şehirde Büyük İskender’in, Cengiz Han’ın, Timur’un ayak izleri var.
Özbekistan’da tarihî mescitlerin hemen hiçbirinde minare bulunmuyor. Ne yazikki Şehirdeki birçok tarihî cami ve medrese ya müze ya da dükkan olarak kullanılıyor.
BUHARA ZİYARET YERLERİ
Registan Meydanı Buhara
Bolo Havuz Cami Özbekistan Buhara 1712
Ark Kalesi Buhara Özbekistan 5. Yüzyıl
Büyük Kalon Minaresi Buhara 1127
Kalyan Camii Buhara Özbekistan 1121
Poyl Kalon
Miri Arap Medresesi Buhara Özbekistan 1536
Uluğ Bey Medresesi Özbekistan 1417
Abdülaziz Khan Medresesi 1652
Dört Minare (Çar Minar) Buhara 1807
Chashma-Ayub Türbesi Buhara 1380
Central Bazaar Buhara
Talipach Kapısı Buhara 16. Asr
Samanoğulları Türbesi Buhara 905
Bekleyen Anne Anıtı (Zhdushchey Materi ) Buhara
Kosh Medrese Topluluğu Buhara 1566
Baland Camii Buhara 16.Asr
Halife Hüdaydad Külliyesi Buhara 1777-1855
Leb-i Havuz
Magoki Kurpa Camii Buhara 1637
Magoki Attari Camii Buhara 9.-10. Yüzyıl
İmam Ebu Hafs'ın Kabri
Kukeldaş medresesi Buhara 1569
Nasreddin Hoca Heykeli Buhara
Muhammed Bahaüddin Nakşibendi Türbesi 1389
01.05.2025 itibariyle Özbekistan Som
1 € = 14.700 UZS - 100000 UZS = 6.80 €
1 $ = 13.000 UZS - 100000 UZS = 7.70 $
1 Dkr = 2000 UZS - 100000 UZS = 50.00 kr
1 ₺ = 337 UZS ----- 100000 UZS = 300 ₺
Buhara birkaç restoran tavsiyesi:
Old Bukhara: Geleneksel Özbek kuzusunu deneyin.
Bolo Hauz Chaikana: Şaşlık yemek isterseniz, Bolo Khauz Caminin hemen karşısında harika bir restoran.
The Plov: Meşhur Özbek pilavı yiyebileceğiniz bir yer.
Buhara Magoki Attari Camii 9.-10. Yüzyıl
Lyab-i Hauz’un sol tarafında kalan Magaki Attari Camii 9. yy dan 10 yy’a kadar İslam öncesi dönemde bir Zerdüşt tapınağı üzerine inşa edildiği düşünülmektedir. Arap fethinden önce caminin yerinde bir çarşı vardı. Bu yere yakın bir de Ay Tapınağı (Mokh) vardı. Buhara'daki ilk sinagogun inşa edilmesinden önce Yahudiler camide Müslümanlar ile aynı anda aynı yerde ibadet ettiği aktarılır.
Ayrıca Orta Asya’da ayakta kalan en eski cami olma özelliğine sahip. Efsaneye göre cami, yerliler tarafından kuma gömülerek Moğollardan kurtulmuş. Nitekim 1930’larda kazı çalışmaları başladığında caminin sadece tepesi görülebiliyormuş.
Po-i Kalyan Kompleksi (Kalyan Camii ve Minaresi, Miri Arap Medresesi)
Po-i Kalyan topluluğu, Kalyan Minaresi, Miri Arap Medresesi ve Kalyan Cami’nin bulunduğu bir meydan. Şehirdeki en mistik yerlerden biri olmakla birlikte aynı zamanda da simgesi. Medresenin mavi kubbesi gün batımında altın rengi bir ışıltıyla kaplanıyor.
Buhara Büyük Kalon Minaresi 1127
Minare 1127 yılında inşa edilmiş. Yüksekliği yaklaşık 47 metre ve bu nedenle “büyük” anlamına gelen Kalyan adlı verilmiş. Cengiz Han’ın Buhara’yı fethinden sonra bütün şehri yok ettirmiş ancak buraya o kadar hayran kalmış ki yıkılmamasını emretmiş.
Buhara Kalyan Camii Özbekistan 1121
Minarenin yanında yer alan Kalyan Camii, Buhara’nın en büyük camisi. Cuma Camii de denilen ilk cami Batı Karahanlı Hükümdarı Arslan Han tarafından 1121'de yaptırılmıştır.
İmam Buharî, türlü meşakkatlerle yazdığı Sahih-i Buharî kitabını 90 bin kişiye bu camide okutmuş. Günümüzde maalesef açık hava müzesi gibi kullanılan camide ne ezan okunuyor ne de namaz kılınıyor.
Buhara Miri Arap Medresesi Özbekistan 1536
Buhara şehrinde 1530-1536 yıllarında Şeyh Abdullah Yemeni adına yaptırılan Mir-i Arab Medresesi, İmam Buharî’nin ders okuttuğu camidir. Arapların reisi anlamına gelen “Mir Arap”, halk arasında Abdullah Yemenî için kullanılan bir lakap. Kur’an’daki 114 sureyi temsilen 114 oda ve iki kattan oluşan medrese alt kat derslik, üst kat ise yatakhane olarak kullanılıyor. Medresesi’nin hemen karşısında Kalan (Kalon) Camii ve minaresi yer alır.
Buhara Uluğ Bey Medresesi Özbekistan 1417
1417’de tamamlanan Uluğ Bey Medresesi, Buhara’daki Timur İmparatorluğu’nun az sayıdaki kalıntılarından biri olma özelliğini taşıyor. Timur İmparatorluğu’nun sultanı Uluğ Bey, O dönemlerde Orta Asya’nın İslam başkenti olan Buhara’yı bilim merkezi yapmak istiyordu. Uluğ Bey (Emir Timur’un torunu) hem hükümdar hem de başarılı bir astronom idi. Uluğ Bey Medresesi birçok saygın şair ve bilim adamı yetiştirmiştir.
Buhara Abdülaziz Khan Medresesi 1652
Uluğ Bey Medresesi’nin tam karşısında, orta çağ Orta Asya mimarisinin somut örneği olan nefes kesen Abdülaziz-Khan Medresesi yer alır. Medresenin renkli detayları ve girift desenlerine insan bakmaktan kendini alamıyor. 1652 yılında tamamlanan Abdülaziz-Han Medresesi, Uluğ Bey Medresesi’nden birkaç asır sonra inşa edilmiş ve birbirlerinden oldukça farklılar. Timur dönemi Uluğ Bey Medresesi boyut ve tasarım olarak çok daha mütevazı iken, Abdülaziz-Han Medresesi süslü çini ve desenlerle görkemli bir şekilde dekore edilmiştir. Ayrıca ünlü şairlerin dizeleri ile kaplıdır.
Birbirine bakan iki medrese olduğunda bunlara koş ( kosh ) yani Farsça çifte medrese denmekte. Buhara’da bulunan çifte medrese komplekslerinden biri de; karşılıklı birbirine bakan Uluğ Bey Medresesi ile Abdülaziz Han Medreseleridir.
Buhara Dört Minare (Çar Minar) 1807
Buhara’da en etkileyici yerlerden biri de Chor Minor'dur. Bu anıtın ne zaman yapıldığı ya da tam olarak ne için yapıldığı bilinmiyor. Genel olarak kaynaklarda 1807’deya da uzun süre önce yıkılmış bir medresenin tarihi kapısı olarak inşa edilmiş olduğu düşünülüyor. Chor Minor’un en üst katı muhtemelen kütüphane olarak kullanılmış.
Chor Minor’un adı, binanın her köşesini taçlandıran dört büyüleyici mavi kubbeli kuleye atıfta bulunan “dört minare” anlamına geliyor. Her birinin farklı bir şekli ve tasarımı var. Orta Asya’da uygulanan dört farklı dini temsil ettiklerine inanılıyor: Hristiyanlık, Budizm, Zerdüştlük ve İslam.
Leb-i Havuz
Lyab-i Khauz, Buhara şehrinde hayatta kalan birkaç havuzdan (gölet) birini çevreleyen alanın adıdır. Leb-i Havuz, 16. ve 17. yüzyıllarda kurulmuş ve o zamandan beri önemli ölçüde değişmemiş. Üç tarafı göleti çevreleyen Lebb-i Havuz topluluğu, Kukeldaş Medresesi'nden (1568-1569) (şehrin en büyüğü (havuzun kuzey tarafında)) ve Nadir Divan Bey tarafından inşa edilen iki dini yapıdan oluşur.
Buhara Ark Kalesi Özbekistan 5. Yüzyıl
Ark, MS 5. yüzyılda inşa edilmiş devasa bir kale. Şehrin en eski yapısı olması nedeniyle Buhara gezilecek yerler listesinde olması gereken bir yer. Rudaki, İbn Sina ve Ömer Hayyam da dahil olmak üzere birçok önemli şair, bilim adamı ve matematikçi bir zamanlar bu kalede çalışıp yaşamışlar. Ark Kalesi tarih boyunca birkaç kez yıkılmış ve inşa edilmiş. 13. yüzyılda Cengiz Han tarafından yıkıldıktan sonra16. yüzyılda Şeybaniler tarafından yeniden inşa edilmiş. 20. yüzyılın başlarında, Ark’ta 3.000’den fazla insanın yaşadığı, şehir içinde bir şehirmiş.
Registan Meydanı Buhara
Ark'ın batısında bulunan Registan Meydanı, kökenleri Arap öncesi döneme dayanan Buhara'nın en eski kamusal alanlarından biridir. Antik çağlarda, 13. yüzyıla kadar divanların (bakanlıklar) ve sarayların idari binalarını barındıran merkezi bir kamusal alan olarak hizmet vermiştir. Zamanla meydan, hareketli bir pazar yerine dönüşmüştür.
16. yüzyılda Registan Meydanı canlı bir ticaret merkezi haline gelmişti. Meydanın girişinde, silah ustalarının mallarını sattığı Rasta ve Taki-Tirgaron gibi ticaret dükkanları kurulmuştu. Meydanın merkezi kısmında, tüccarların başlıklar ve pamuklu kumaşlar sattığı Taki-Org-Furushon ve Tim gibi geçitler bulunuyordu. Meydan, et, tahıl, süslü ürünler, kağıt ve mürekkepler, beşikler, sığırlar, karpuzlar, kavunlar, tahta kaplar ve çeşitli diğer eşyaların satıldığı tezgahlarla canlı bir ticaret merkeziydi.
Registan Meydanı'ndan günümüze ulaşan tek anıt, 18. yüzyıldan kalma Bolo-khauz'dur. Lüks çok sütunlu ayvanı (verandası) ile pitoresk Bolo-khauz Medresesi, Registan Meydanı'na bakmaktadır. Medrese, minaresiyle birlikte, khauz'un (havuz) suyunda güzel bir şekilde yansır.
Buhara Ark Kalesi Özbekistan 5. Yüzyıl
Ark, MS 5. yüzyılda inşa edilmiş devasa bir kale. Şehrin en eski yapısı olması nedeniyle Buhara gezilecek yerler listesinde olması gereken bir yer.
Rudaki, İbn Sina ve Ömer Hayyam da dahil olmak üzere birçok önemli şair, bilim adamı ve matematikçi bir zamanlar bu kalede çalışıp yaşamışlar.
Ark Kalesi tarih boyunca birkaç kez yıkılmış ve inşa edilmiş. 13. yüzyılda Cengiz Han tarafından yıkıldıktan sonra16. yüzyılda Şeybaniler tarafından yeniden inşa edilmiş.
20. yüzyılın başlarında, Ark’ta 3.000’den fazla insanın yaşadığı, şehir içinde bir şehirmiş.
Buhara Bolo Havuz Cami Özbekistan 1712
Buhara emirinin Cuma namazlarını halkın arasında kıldığı cami 1712 yılında Emir'in eşinin emriyle inşa edilmiş. 1785'ten 1800'e kadar hüküm süren Emir Shakhmurad, sıradan insanların arasında olmaktan hoşlandığı için camiyi halka açık ibadetler için inşa ettirmiştir
40 Sütunlu Cami’ olarak da biliniyor. Çünkü tavanı binanın eteğindeki gölete zarif bir şekilde yansıyan 20 ahşap sütun tarafından tutulur ve yansımalar ile 40 sütün gibi görünüyor. Ahşap sütunlar muhteşem. Uzaktan bakınca önünde havuz ile birlikte huzurlu bir yer. Hâlâ cami olarak hizmet vermeye devam ediyor. Eskiden su kıtlığı nedeniyle içme suyu elde etmek için birçok gölet yapılmış. Caminin önündeki bu gölet de onlardan biri.
1917'de Buhara'dan ünlü bir usta zanaatkar olan Şirin Muradov tarafından komplekse kısa bir minare eklendi.
Registan ilçesindeki ünlü Ark Kalesi'nin karşısında yer almaktadır.
Chashma-Ayub Türbesi Buhara 1380
Buhara Eyyub Aleyhisselam Çeşmesi
Timur zamanında yapılan bina. İçerisindeki kuyuyu peygamber Eyüp'ün asasıyla yere vurarak açtığına inanılmaktadır. İçerisinde İmam Buhari’nin hocasının mezarı vardır.
Orta Asya'nın kalbinde, yüzyıllar önce azizler tarafından ziyaret edildiğine inanılan çok sayıda yer vardır. Bu tür saygı duyulan yerlerden biri de "Aziz Eyüp'ün Kaynağı" anlamına gelen Chashma-Ayub kuyusudur. Efsaneye göre, peygamber Eyüp bu toprakları ziyaret etmiş ve çöldeki su kıtlığı nedeniyle insanların çektiği acıları görünce sopasıyla yere vurmuştur. Mucizevi bir şekilde, tam o noktada kristal berraklığında bir su kaynağı fışkırmıştır.
Yerel halk, bu kaynaktan gelen suyun şifa verici özelliklere sahip olduğuna dair güçlü bir inanca sahiptir. Bu mucizevi olayı onurlandırmak için kuyunun üzerine bir türbe inşa edilmiştir. Chashma-Ayub Türbesi, dikdörtgen prizma şeklinde, mimari olarak benzersizdir. Yapı, her biri farklı formda olan çeşitli kubbelerle taçlandırılmıştır. Kaynağı barındıran ana bina, konik bir "başlık" ile ayırt edici bir çift kubbeye sahiptir.
İmam El Buhari Anıt Kompleksi 2001
Samaniler Parkı'nın kuzey kesiminde, Eyyub çeşmesi'nin karşısında yer almaktadır. Küçük bir müzedir, 2001 yılında açıldığı için yeni bir yapıdır.
Central Bazaar Buhara
Antik Buhara şehrinin merkez çarşısı şehrin en eski ve en büyük pazarıdır. Buharaya gelmişken mutlaka ziyaret edilmeli. Zaten turistik mekanlara çok yakın. İçinde yok yok. Çok güzel, renkli (kelimenin tam anlamıyla) ve canlı bir pazar. Çok bakımlı, düzenli ve hijyenik olarak temiz. Etlerden her türlü ekmek ve meyveye kadar aklınıza gelebilecek hemen hemen yenilebilir her şeyi ve taze olarak bulabilirsiniz.
ipek eşarptan pamuklu gömleğe, kayısı yağından meyvelere, hediyelik eşyalara kadar her şey mevcuttur... Yerel halk için burası rutin bir pazardır ama turistler için çini dükkanındaki boğadır... pazarlık işin bir parçasıdır Özbek yaşam tarzının...tuvaletleri mevcuttur.
Buranın yakınından Chor Bakr'a 202 nolu minibüsle, 378 nolu otobüsle tren istasyonuna ulaşabilirsiniz.
Talipach Kapısı Buhara 16. Asr
Talipach Kapısı eskiden vergi toplama noktası olarak kullanılmış olsa da ve kuzeyden gelen çok sayıda kervan uzun zamandır buradan Buhara'ya giriş yapmış olsa da, hâlâ Buhara'nın başlıca sembollerinden biridir.
Talipach Kapısı , 16. yüzyılda Abdullah Han I döneminde şehrin surlarının bir parçası olarak inşa edilen, ayakta kalan Buhara kuzey kapısıdır . 11 Buhara kapısını birbirine bağlayan savunma duvarları günümüze ulaşamamıştır. Talipach Kapısı artık şehrin tam ortasında, konutlar ve meyve bahçeleri arasında yer almaktadır. Bu kapının yanı sıra, aynı tasarıma sahip Karakul Kapısı da günümüze ulaşmıştır. Şeyh Celal Kapısı 20. yüzyılın sonuna kadar orada duruyordu ancak sonunda çöktü ve yerliler kalıntılarını yapı malzemesi olarak kullanmak üzere aldılar.
Talipach Kapısı'nın yakınında , hacıların Aziz Eyüp'e saygılarını sunmak için gittiği Chashmah-Ayyub Masoleum ('Eyüp'ün bahar türbesi') bulunmaktadır . Yerel çarşı da yakındadır.
Kentin savunma duvarlarının kalıntıları ve ayakta kalan Talipach Kapısı UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır.
Samanoğulları Türbesi Buhara 905
İsmail Samani’nin babası Ahmet için yaptırdığı türbe. 905 yılında İsmail Bey bu türbeyi babası Ahmet Bey için yaptırmış ama zamanla tüm Samaniler için bir mezar yeri olmuş. Cengiz Han döneminde toprak ile kapatıldığı için o dönemde bir hasar almadığına inanılmaktadır. Orta Asya’daki en eski anıt mezardır. Mezarın aslı Tacikistanda olup bu hatırat için yapılmış Türbesi. İşlemeleri çok iyi, türbe samaniler parkının sonunda yer alıyor.
Buhara'daki ortaçağ yapıları arasında yer alan Samanids Türbesi, özel bir ilgi çekici yere sahiptir. Bu ünlü mimari şaheser, dokuzuncu yüzyılın sonunda inşa edilmiştir. Başlangıçta İsmail Samani'nin babasının ölümünün ardından bir aile mezarlığı olarak inşa edilmiştir. Daha sonra, İsmail Samani'nin kendisi ve torunu Hasr da buraya gömülmüştür.
Özellikle, o dönemde mezarlıkların inşa edilmesi İslam hukukuna aykırıydı, çünkü İslam, Müslüman inananların mezarlarına herhangi bir ölüm sonrası anıt dikilmesini yasaklamıştı. Ancak, bu yasak ilk olarak dokuzuncu yüzyılın ortalarında, kendisi için özel bir türbe, as-Suli-biya inşa ettiren bir halife tarafından ihlal edilmiştir. İsmail Samani basitçe bu örneği takip etmiştir.
Bekleyen Anne Anıtı (Zhdushchey Materi ) Buhara
Savaştan çocuk bekleyen anneler için bir anıt olduğu varsayılabilir. Hafıza Meydanı'nın yanında.
Kosh Medrese Topluluğu Buhara 1566
Buhara'nın tarihi bölümünün batı kesiminde Kosh-Medrese bulunmaktadır. İki medreseden oluşan mimari topluluktur: Modari-Han Medresesi ve Abdullah-Han Medresesi. XVI. yüzyılda inşa edilen iki medrese birbirinin karşısında yer almaktadır.Modari Han Medresesi 1566-1567 yıllarında inşa edilmiştir. Modari Han, “hanın annesi” anlamına gelir, çünkü bu medrese Özbek hanı Abdullah Han II tarafından annesinin şerefine yaptırılmıştır.
Modari-Khan Medresesi'nin ana cephesi, geometrik desenler oluşturan renkli tuğla mozaiklerden yapılmış süslü çinilerle muhteşem bir şekilde dekore edilmiştir. Bütan çiçeklerinin görüntüleri majolika çinilerindedir. Ancak cephenin iç dekorasyonunun mütevazı göründüğüne dikkat edilmelidir. Modari Han Medresesi'nin içinde bir eyvan (kemerli salon), iki katlı localar ve hujralar (hücreler) bulunan bir avlu vardır. Klasik ilkeye göre bir yatakhane konaklaması ve darshana (ders odası) vardır. Binanın kendisi orijinal olarak inşa edilmiştir. Yamuk şeklindedir. Modari-Han Medresesi, sokağın mevcut konumu, dik açılı tasarımı korurken binanın yönlendirilmesine izin vermediği için bu şekilde inşa edilmiştir.
Abdullah Han'ın ikinci medresesi 1588-1590 yıllarında inşa edilmiştir. Abdullah Han Medresesi Asya mimarisinin şaheseridir. Medresenin dış ve iç cephelerinin dekorasyonunda sırlı tuğla koleksiyonu ve majolika mavi gama kullanılmıştır. Abdullah Han Medresesi'nin iç avlusunda Buhara'ya özgü bir manzara vardır.
Magok-i Kurpa Camii 1637
Magok -i-Kurpa Camii , Özbekistan'ın Buhara şehrinde bulunan tarihi bir camidir . 1637 yılında inşa edilmiştir. Cami, Buhara'nın tarihi merkezinde, Po-i-Kalyan'ın yaklaşık 250 metre güneybatısında ve Toqi Telpak Furushon ticaret kubbesinin 10 metre batısında yer almaktadır . UNESCO Dünya Mirası Alanı Buhara Tarihi Merkezi'nin bir parçasıdır .
Magok-i-Kurpa camii 15 × 24 metrekarelik dikdörtgen bir zemin planına sahiptir. İki katlıdır, alt kat neredeyse tamamen yerin altında bir merdivenle inilir. Bu nedenle camiye "Magok-i" adı da verilmiştir, bu da "çukurda" veya "toprağın altında" anlamına gelir.
Mimari olarak Magoki-Kurpa Camii, kubbeli bir yapıya sahip iki katlı bir yapıdır. İlginçtir ki, bu caminin hem birinci hem de ikinci katında kubbeler vardır. Birinci katta kubbeler pilasterlerle desteklenirken, ikinci kattaki kubbeler sekizgen şekilli dört sütuna dayanmaktadır.
Bir diğer "toprağın altında" camii ise yaklaşık 150 metre güneydoğuda bulunan Magok-i-Attari Camii'dir .
Magak-i Attari Camii
Cengiz Han, 1220 yılında ordusunun önünde Özbekistan’daki Buhara şehrinin sokaklarına giriş yaptığında Moğol ordusu asırlarca unutulmayacak bir tahribata, bir istilaya, yağmaya imza attı. Şehre giren ordu savunma için açılmış hendekleri, camilerden söküp aldıkları parçalar, Kur’ân sayfaları ile doldurdu. Cengiz Han Ulu Cami’nde içki içip eğlenirken, askerleri de şehri yakıp yıkıyor, insanları öldürüyorlardı. Şehrin hafızasına kazınacak ve hiçbir zaman kaybolmayacak bu kötü anılarla birlikte o günün Buharası büyük ölçüde kaybolmuş, bu vahşetten sağ çıkamamıştı. Fakat bu yağmadan kurtulan yapılar vardı.
Magak Attari Camii bu yapılardan biri. Cengiz Han şehre giriş yaptığında Attari Camii çoktan kumların altına saklanmıştı. Yapılış tarihi istiladan 3 asır önceye dayanan cami, İslâmiyet öncesi Buharalıları için çok önemli bir mevzide konumlandırılmıştı. Burası 8 yahut 9. yüzyılda putperest yöre halkının put satmak için senede iki kere açtığı pazarın kurulduğu bölgeydi. Hatta caminin inşa edildiği yer bu pazarın kurulmasını emreden hükümdarın, pazar zamanları oturup halkı izlediği alandı. Bu kralın ölümünden sonra buraya bir ateş tapınağı yapıldı ve Zerdüşt halk o tapınakta hükümdarın anısına ibadet etti.
Bu ibadethane ilk olarak, bir Budist tapınağına dönüştürüldü daha sonra ise 937 yılında çıkan yangınla birlikte toz olup gitti.
10. yüzyılda Müslümanlar bölgeye geldikten sonra şu anki camiye temel teşkil edecek olan Makh Camii’nin inşası için eskiden tapınağın olduğu bu yeri seçtiler. Buraya yapılan cami bilinmeyen sebeplerden dolayı yoğun bir tahribata uğrayınca 12. yüzyılda Karahanlılar tarafından ortada kalan temelin üzerine yeni bir cami inşa edildi ve böylelikle bugün bildiğimiz Magak Attari Camii ortaya çıkmış oldu.
Moğol istilasından yaklaşık bir asır önce gerçekleşmiş bir kum fırtınasının üstünü kaplamasıyla birlikte Cami sırlara karıştı.
Böylelikle istilanın korkunç sonuçlarından kendini korumuş oldu. Belki de, üstünü kaplayan bu kumlar sayesinde Orta Asya’nın en eski yapılarından biri olarak günümüze kadar gelebildi. Caminin üstündeki toz perdesi ise 17. yüzyılda Buhara Emiri tarafından kaldırıldı ve cami kullanıma açılmak üzere onarımdan geçirildi. Sivri kemerler, geometrik şekiller ve yazılı işlemeler ile Karahanlıların klasik mimari özelliklerini ihtiva eden yapı son olarak 20. yüzyılda küçük çaplı bir restore işleminden geçmiştir.
Kukeldaş medresesi Buhara 1569
Sütkardeşi anlamına gelen Kukeldaş medresesi, 1568-1579 yılları arasında inşa edilen bu mimari anıt, devlet koruması altındadır ve halen tadilat altındadır. 160 odası olan 2 katlı, 60×80 metre uzunluğundaki yapı, Buhara'nın en büyük medresesi olarak biliniyor.
1569 yılında Buhara Hanlığı hükümdarı II. Abdullah Han döneminde inşa edilen Kukeldaş medresesi, Lyabi-Khauz Meydanı'nın mimari topluluğunun bir parçasıdır. Günümüzde Kukeldaş medresesinde Buhara Devlet Müzesi-Rezervinin ayrı sergileri bulunmaktadır.
Medrese, Timurlu döneminin işçiliğini sergileyen geleneksel İslami çini işçiliği ve karmaşık tuğla işçiliğine sahiptir. Başlangıçta İslami bir eğitim merkezi olarak kullanılmış ve Buhara'nın kültürel ve tarihi mirasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedir.
Muhammed Bahaüddin Nakşibendi Türbesi 1389
Şeyh Baha-ud-Din veya Bohoutdin Nakşibendi Tarikatının kurucusudur ve Buhara valilerinin manevi patronu olarak kabul edilirdi; 1389'da vefat etti. Bu nedenle mezarında sonradan inşa edilen nekropolü her zaman Özbekistan'da en saygın olanı ve ünü diğer İslam ülkelerine ulaşmıştır. Bu yerleşimin antik toponimi Kasri Arifan adı altında bilinir.
1993 yılında Bahauddin Nakşband'ın 675. yıldönümü şerefine Özbekistan'ın bağımsızlığından sonra türbe restore edildi. 2003 yılında kompleksi iyileştirmek için büyük çalışmalar yapıldı.
Yüksek kubbeli Darvazahana (giriş odası) yapılmıştır. Geniş bahçe, tek bir kompozisyonda Bahoutdin'in kutsal mezarını ve annesinin mezar yerini birleştirdi. Kültür kategorisinde 18/01/08 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Geçici listesine eklenmiştir.
Muhammed Bahaüddin Nakşibendi 1318-1389. Nakşibendi tarikatının isim babası, büyük mutasavvıf, evliya. Şah-ı Nakşibend veya Bahaddin lâkapları ile anılır. Silsileyi sadat'te Muhammed Baba Semmasi ile Seyyid Emir Külâl'ın talebesidiydi.
Nasreddin Hoca Heykeli Buhara
Buhara şehrinde yer alan Nasreddin Hoca heykeli, bölgenin kültürel mirasını simgeleyen önemli bir eserdir. Buhara'nın merkezinde, Labi Havuz kompleksi içinde bulunan bu heykel, hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Özbek halkı, Nasreddin Hoca'nın Buharalı olduğuna inanmakta ve onun mirasına büyük bir saygı göstermektedir. Türki cumhuriyetlerin hepsinde benzer inanışlar mevcuttur.
Azerbaycan’da Molla Nasreddin
Kırgızistan’da Apendi
Kazakistan’da Kojanasır, Kocanasır
Karakalpaklar arasında Hojanasreddin
Özbekistan’da Nasriddin Afandi, Afandi
Türkmenistan’da Ependi, Nasreddin Ependi adıyla bilinir Nasreddin Hoca.
Nasreddin Hoca (1208 Hortu - 1284, Akşehir), Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Hortu ile Akşehir çevresinde yaşamış olan efsanevi kişi ve mizah kahramanıdır.
Orta Çağ tarihçisi Mikail Bayram da Nasreddin Hoca'nın aslen Ahî Evran, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî'sinde Cuhâ diye andığı kişinin de aslen Nasreddin Hoca olduğunu iddia etmektedir.
Hace Nasrettin Mahmut Namı diğer AHİ EVREN. İKİSİDE aynı kişidir. Selçuklu döneminde KADILIK yapmıştır. Kırşehir' de MOĞOLLARA KARŞI SAVAŞIRKEN ŞEHİT edilmiştir. Kabri de oradadır. Diğerleri temsili makamdır.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin siyasi karışıklıklar içerisinde olduğu zaman diliminde yaşayan Nasreddin Hoca'nın döneminde Muhyiddin İbnü'l-Arabî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre gibi isimlerin etkisiyle tasavvufi düşünce ve tarikatların etkinliği artmaya başlamıştır.
Nasreddin Hoca, aldığı eğitimle beraber Akşehir'de mülki görevler edinerek kadılık ya da kadı naipliği yapmış muhtemelen Kayseri, Ankara, Afyonkarahisar, Kütahya, Bilecik gibi çevre yerleşim yerlerinde de bulunmuştur.
İkindi namazını Buhara Ebu Hafs Hazretlerinin kulliyesinde bulunan yeni Cuma Camii'nde kıldık. Ebu Hafs Hazretlerinin Kabri Şerifini ziyaret edip dua ettik.
Ebû Hafs-ı Kebîr Hazretleri Buhara 9.Asır
Dokuzuncu yüzyılda Buhârâ’da yaşamış olan Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmi Ahmed bin Hafs’dır. Ebû Hafs-ı Kebîr künyesiyle ve Buhârî nisbesiyle meşhûr olmuştur. Doğum ve vefât târihi bilinmemektedir. Buhârâ’da doğup, aynı şehirde vefât etti. Kabri oradadır.
Küçük yaşından îtibâren ilim tahsîline başlayan Ebû Hafs-ı Kebîr, zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl etti. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin talebesi İmâm-ı Muhammed Şeybânî’den fıkıh ilmini öğrendi. Bu ilimde ictihâd derecesine yükseldi. Reîsü’l-ulemâ (âlimlerin reîsi) ünvânına sâhib oldu.
Harezm’de, Ceyhun Irmağının üzerinden geçerken, Ebû Hafs’ın kitapları suya düştü. Ebû Süleymân’dan yazmak için kitaplarını âriyet, ödünç istedi. O da; “Sen, öyle ilim öğrenmeliydin ki, kitaba ihtiyâcın kalmamalıydı.” dedi. Ebû Hafs, geri dönüp Merv şehrine geldi. Altı senede o kitapları ezberledi. Âlim olarak hanımının yanına döndü. Buhârâlılar, suyun kenarına kadar onu karşılamaya geldiler. Çok izzet, ikrâm ve tâzimde bulundular.
Bugün öğle namazını Buhara'nın kubbesi ile öne çıkan, tarihi camilerinden biri olan Hoca Zeyneddin Camii'nde eda ettik. Allah namazlarımızı kabul etsin .
Buhara Hoca Zeyneddin Camii (1552)
Hoca Zeyneddin, Po-i-Kalyan meydanının 300 metre güneybatısında, iki yan sokağın kesiştiği noktada, şahr-ı darun veya "iç şehir" içinde bulunan 16. yüzyıl ortalarına ait bir camidir.
Kayıtlar caminin varlığını 23 Ocak 1552'de gösterir, yaşam alanının "Hawz-i Hoca Zayniddin" olarak bilindiğini özellikle belirtir.
Günümüzde aktif olarak kullanılan cami, şehrin ve kent sakinlerinin kültürel dokusuna önemli katkılarda bulunmaktadır.
Buhara Registan Meydanındaki Kalon Camii'ni ziyaret ettik. İmam Buharî, türlü meşakkatlerle yazdığı Sahih-i Buharî kitabını 90 bin kişiye bu camide okutmuş. Malesef artık cami değil, bir turistik müze olarak kullanılıyor. İstanbul'da Ayasofya'nın cami olarak açılması gibi inşallah bu cami de aslına dönerek tekrar cami olarak kullanıma açılır.
Po-i Kalyan Kompleksi (Kalyan Camii ve Minaresi, Miri Arap Medresesi)
Po-i Kalyan topluluğu, Kalyan Minaresi, Miri Arap Medresesi ve Kalyan Cami’nin bulunduğu bir meydan. Şehirdeki en mistik yerlerden biri olmakla birlikte aynı zamanda da simgesi. Medresenin mavi kubbesi gün batımında altın rengi bir ışıltıyla kaplanıyor.
Buhara Büyük Kalon Minaresi 1127
Minare 1127 yılında inşa edilmiş. Yüksekliği yaklaşık 47 metre ve bu nedenle “büyük” anlamına gelen Kalyan adlı verilmiş. Cengiz Han’ın Buhara’yı fethinden sonra bütün şehri yok ettirmiş ancak buraya o kadar hayran kalmış ki yıkılmamasını emretmiş.
Buhara Kalyan Camii Özbekistan 1121
Minarenin yanında yer alan Kalyan Camii, Buhara’nın en büyük camisi. Cuma Camii de denilen ilk cami Batı Karahanlı Hükümdarı Arslan Han tarafından 1121'de yaptırılmıştır.
İmam Buharî, türlü meşakkatlerle yazdığı Sahih-i Buharî kitabını 90 bin kişiye bu camide okutmuş. Günümüzde maalesef açık hava müzesi gibi kullanılan camide ne ezan okunuyor ne de namaz kılınıyor.
Buhara Miri Arap Medresesi Özbekistan 1536
Buhara şehrinde 1530-1536 yıllarında Şeyh Abdullah Yemeni adına yaptırılan Mir-i Arab Medresesi, İmam Buharî’nin ders okuttuğu camidir. Arapların reisi anlamına gelen “Mir Arap”, halk arasında Abdullah Yemenî için kullanılan bir lakap. Kur’an’daki 114 sureyi temsilen 114 oda ve iki kattan oluşan medrese alt kat derslik, üst kat ise yatakhane olarak kullanılıyor. Medresesi’nin hemen karşısında Kalan (Kalon) Camii ve minaresi yer alır.
Buhara Miri Arap Medresesi Özbekistan 1536
Buhara şehrinde 1530-1536 yıllarında Şeyh Abdullah Yemeni adına yaptırılan Mir-i Arab Medresesi, İmam Buharî’nin ders okuttuğu camidir. Arapların reisi anlamına gelen “Mir Arap”, halk arasında Abdullah Yemenî için kullanılan bir lakap. Kur’an’daki 114 sureyi temsilen 114 oda ve iki kattan oluşan medrese alt kat derslik, üst kat ise yatakhane olarak kullanılıyor. Medresesi’nin hemen karşısında Kalan (Kalon) Camii ve minaresi yer alır.
Buhara Uluğ Bey Medresesi Özbekistan 1417
1417’de tamamlanan Uluğ Bey Medresesi, Buhara’daki Timur İmparatorluğu’nun az sayıdaki kalıntılarından biri olma özelliğini taşıyor. Timur İmparatorluğu’nun sultanı Uluğ Bey, O dönemlerde Orta Asya’nın İslam başkenti olan Buhara’yı bilim merkezi yapmak istiyordu. Uluğ Bey (Emir Timur’un torunu) hem hükümdar hem de başarılı bir astronom idi. Uluğ Bey Medresesi birçok saygın şair ve bilim adamı yetiştirmiştir.
Buhara Abdülaziz Khan Medresesi 1652
Uluğ Bey Medresesi’nin tam karşısında, orta çağ Orta Asya mimarisinin somut örneği olan nefes kesen Abdülaziz-Khan Medresesi yer alır. Medresenin renkli detayları ve girift desenlerine insan bakmaktan kendini alamıyor. 1652 yılında tamamlanan Abdülaziz-Han Medresesi, Uluğ Bey Medresesi’nden birkaç asır sonra inşa edilmiş ve birbirlerinden oldukça farklılar. Timur dönemi Uluğ Bey Medresesi boyut ve tasarım olarak çok daha mütevazı iken, Abdülaziz-Han Medresesi süslü çini ve desenlerle görkemli bir şekilde dekore edilmiştir. Ayrıca ünlü şairlerin dizeleri ile kaplıdır.
Birbirine bakan iki medrese olduğunda bunlara koş ( kosh ) yani Farsça çifte medrese denmekte. Buhara’da bulunan çifte medrese komplekslerinden biri de; karşılıklı birbirine bakan Uluğ Bey Medresesi ile Abdülaziz Han Medreseleridir.
Bugün ikindi namazını Aybinok Cuma Camiinde kıldık.
OIBINOQ CUMA CAMİİ
Oybinok'un bir kadın adından türediği ve "Oy bibi inoq" veya "oy biy inoq" kelimelerinden geldiği varsayılmaktadır.
Külliye 35 evden oluşuyor. Daha'da yaşayan halkın büyük çoğunluğu ticaretle uğraşıyordu. Esas olarak kıyafet ve çay satışıyla uğraşıyordu.
Daha'da eski kubbeli bir cami ve bir okul var, bunlar çerçeveden inşa edilmiş. Buranın yerli halkının kurduğu İbrahim Akhund ve Muhammed Nabi medreseleri de burada bulunmaktadır. Medresesi inşa eden İbrahim Akhund ve Muhammed Nabi aslen Denovlu olup çiftçilik ve halı satışıyla uğraşmaktaydılar.
Oğullarıyla barışıp yaptıklarından pişmanlık duyduktan sonra yazıya geçirildi..
Tüccarın çabaları sonuç vermeyince ev, medresede okuyan öğrencilerin kaldığı yurt haline getirildi. Bu olaydan sonra medrese halk arasında "pişmanlıklar medresesi" olarak anılmaya başlandı.
Vadinin alt kısmında bilinmeyen bir şahsın mezarının bulunduğu kutsal bir türbe bulunmaktadır. Bir de deniz feneri var.
1858 ve 1859 yıllarında vakfiyede "Oy Binoq" adı "Oy bibi inoq" şeklinde yazılmıştır. Kelimenin modern zamanlardaki anlamına dikkat edersek "Binoq" kelimesi pamuk ve yün elyaflarını eğirerek koptoksi benzeri bir şekle getirmek anlamına gelir.
Oybynoq hakkında farklı efsaneler var. İçlerinden biri vakıf kurmak için dağlarda yetiştirilen koyunların yünlerinin her bir lifini toplamış ve bu parayla bir cami yaptırmış.
Buhara Dört Minare (Çar Minar) 1807
Buhara’da en etkileyici yerlerden biri de Chor Minor'dur. Bu anıtın ne zaman yapıldığı ya da tam olarak ne için yapıldığı bilinmiyor. Genel olarak kaynaklarda 1807’deya da uzun süre önce yıkılmış bir medresenin tarihi kapısı olarak inşa edilmiş olduğu düşünülüyor. Chor Minor’un en üst katı muhtemelen kütüphane olarak kullanılmış.
Chor Minor’un adı, binanın her köşesini taçlandıran dört büyüleyici mavi kubbeli kuleye atıfta bulunan “dört minare” anlamına geliyor. Her birinin farklı bir şekli ve tasarımı var. Orta Asya’da uygulanan dört farklı dini temsil ettiklerine inanılıyor: Hristiyanlık, Budizm, Zerdüştlük ve İslam.
Buhara Hoca Tabband Camii 18.Asır
Buhara şehrinde bulunan Cami 18. yüzyılda inşa edilmiştir. 1998 yılında Özbekistan Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı tarafından tescil edilmiştir . Camide aynı anda 800 kişi ibadet edebiliyor. Cami binası 2005 yılında restore edilmiştir.
Buhara'da Leb-i Havuz kenarında akşam çayı Özbek ve Türk müzikleri eşliğinde keyifli oldu.
Leb-i Havuz
Lyab-i Khauz, Buhara şehrinde hayatta kalan birkaç havuzdan (gölet) birini çevreleyen alanın adıdır. Leb-i Havuz, 16. ve 17. yüzyıllarda kurulmuş ve o zamandan beri önemli ölçüde değişmemiş. Üç tarafı göleti çevreleyen Lebb-i Havuz topluluğu, Kukeldaş Medresesi'nden (1568-1569) (şehrin en büyüğü (havuzun kuzey tarafında)) ve Nadir Divan Bey tarafından inşa edilen iki dini yapıdan oluşur.
Küçük Qazi-e Kalyan (Kadı-yı Kalyan) Nasreddin medresesi (yıkılmış) daha önce Kukeldaş Medresesi'nin yanındaydı ama Nasreddin Hoca Heykeli bu havuzun bahçesindedir.
Bugün Lyab-i Hauz, doğudan batıya uzanan ve asırlık ağaçların kenarına gömülmüş dik açılı bir gölettir (46 x 36 metre)