7. Araf 31 - İsraf ve Tebzir
İSRAF (ﺍﺳﺮﺍﻒ) (Ar. seref “haddi aşmak”tan isrāf) Gereksiz yere harcama, boşuna sarfetme, lüzûmundan fazla harcama, savurganlık.
TEBZİR (ﺗﺒﺬﻳﺮ) (Ar. beẕr “saçmak, ölçüsüz harcamak”tan tebẕіr) Dağıtma, serpme. Bol bol ve gereksiz yere saçıp savurma, israf etme.
يَا بَنِي آدَمَ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ (A’râf 7:31)
Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (A’râf 7:31)
وَآتِ ذَا الْقُرْبَىٰ حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا (٢٦)
إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُوا إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ ۖ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُورًا (٢٧)
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. (İsrâ 17:26-27, Diyanet İşleri)
Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. (İsrâ 17:29, Diyanet İşleri)
Ve harcadıkları zaman, ne israf ederler ne de cimrilik ederler; harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur. (Furkân 25:67, Süleyman Ateş)
“Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah’adır. Şüphesiz, aşırı gidenler cehennemliklerin ta kendileridir.”
(Mü’min(Ğâfir) 40:43, Diyanet İşleri)
De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah´ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Zümer 39:53, Diyanet Vakfı)
İsraf bir değeri gereğinden fazla harcamadır. Tebzîr ise hiç gereği yokken harcamadır. Onun için Kuranı Kerim"de; "Allah"ın seçkin kulları infak ettiklerinde israf etmezler" denirken, "tebzir yapanlar şeytanlarla kardeştirler" buyrulur. Yani tebzîr israftan da öte bir israftır, Türkçeye saçıp savurma diye çevrilir.
Aslında haddi aşmanın her türlüsü israftır. Zevku sefada, yemede içmede, cinsellikte, gezip tozmada, uyumada, konuşmada ve daha pek çok alanda haddi aşma israftır.
Hz. Peygamber (asm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizî, Kıyamet 1)
İsraf: Meşru olan bir şeyde sınırı aşmaktır. Yeme, içme, (A’raf, 7/31) kelam, meşru olan kısastaki katilde (İsra, 17/33) vb. israf gibi. Veya meşru olabilecek bir şeyden sapıp gayrimeşruya yönelmektir. Veya gayrimeşru olan şeyde daha ifrata yönelmek: Menfaat için yalan söyleyen kişinin Allah adına yalan söylemeye yönelmesi gibi.
İsrafın Kur'an'da ki genel anlamı 'başkasının emeği/hakkı üzerinde haksız tasarrufta bulunmak'tır.
"İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın." (Şuarâ 26:183, Diyanet Vakfı)
Tebzir: Helal veya mübah olan bir şeyi harama sarf etmektir.
İsraf bir şeyde hududu aşmak, ifrata sapmaktır; tebzir ise, bir şeyi harama sarf etmektir.
Taberî, İsrâ sûresinin 27. âyeti münasebetiyle tebzîri “Allah’ın verdiği malı isyan sayılan yerlere harcamak” şeklinde açıklamıştır. Mâverdî de israfı harcamanın niceliği, tebzîri ise niteliğiyle ilgili görür (Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn, s. 187). Buna göre doğru yerlere de olsa haddinden fazla harcamak israf, miktarı ne olursa olsun yanlış yerlere harcamada bulunmak tebzîr'dir. (TDV Ansiklopedi israf maddesi.)