16. Nahl 89. Ayet - Şehid
ŞEHİD kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de biri ikil, yirmisi çoğul olmak üzere elli altı defa geçer (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “şhd” md.), çoğu yerde “tanık” anlamında, bazı âyetlerde esmâ-i hüsnâdan biri olarak (bk. ŞEHÎD), bazılarında ise ❗ “Allah’ın iradesine uygun biçimde yaşayan kâmil insan, örnek kişi, önder”❗mânasında (meselâ bk. el-Bakara 2/143; el-Hac 22/78) kullanılmıştır. Allah yolunda canını feda ederek şehitlik mertebesini kazanan kimseleri ifade etmek üzere üç âyette (en-Nisâ 4/69; ez-Zümer 39/69; el-Hadîd 57/19) şühedâ yer almakla birlikte kelimenin tekilinin bu mânada kullanıldığına rastlanmaz.
Sözlükte “bir olaya şahit olmak, bildiğini söyleyip tanıklık etmek, bir yerde hazır bulunmak” gibi anlamlara gelen şehâdet (şühûd) masdarından türeyen şehîd (çoğulu şühedâ) dinî bir terim olarak Allah yolunda öldürülen müslümanı ifade eder.
Kaynak : TDV "şehid" maddesi.
Şehîd kelime olarak bir işin öznesi yani faili manasına da gelir, Allahu şehidun = Allah Şehid'dir demek "Allah o işin öznesidir, gözetenidir" demektir.
Şehadet kelimesine 1938-50 yılları arasında 18 yıl Türkçe okunan ezanda "Şüphesiz bilirim bildiririm" diye çeviri ile cok doğru bir mana verilmiştir.
.......................................................
Şehide fiili Kur’ân’da fiil ve çeşitli türevlerde 160 defa geçmektedir. Bu türevlerden en çok kullanılanı, ‘şehîd’ (çoğulu: şüheda) ve ‘şâhid (çoğulu: şahidîn/şahidûn: tanık olan, gözleyen), ‘meşhûd’ (gözlenen, tanık olunan), ‘istişhad’ (tanıklık, gözleme, görerek bilip öğrenme) kelimeleridir.
Şehîd ve şâhid’in bir anlamı da ‘temsil eden, şahsında gösteren’ demektir.
“O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şâhid göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şâhid olarak getireceğiz…” (Nahl 16/89).
“Asıl her toplumdan bir şâhid (şehîd) getirdiğimiz ve seni de onlar aleyhine şâhid gösterdiğimiz zaman ne olacak (onların hali).” (Nisâ 4/41-42).
Bu kelimenin ilk anlamı gözlemek ve algılamaktır. Mutaffifîn Sûresi’nin 21. âyetinde bu anlamda geçmektedir. İkinci anlamı, şehâdet etmek, tanıklık yapmaktır. Pek çok âyette bu anlamda kullanılıyor. Üçüncü anlamı ise yemin etmektir. Münafıkûn Sûresi’nin 1. âyetinde olduğu gibi.
Bir anlamı da ‘şâhidler’den olmaktır. (Mâide 5/83, Âl-i İmran 3/53).
Kıyamette kulak, göz, dil, el, ayak ve derilerin kişinin aleyhinde konuşmalarına, yaptığı kötülükleri söylemelerine (Fussilet 41/20-21, Nûr 24/24, Yâsîn 36/65), kâfirlerin küfürlerini ikrar etmelerine (En’âm 6/130) şehâdet etmeleridir.
Hz. Muhammed’in insanlığa bir şâhid olarak gönderildiği üç âyette vurgulanıyor.
“Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şâhid, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” (Ahzab 33/45. Bir benzeri: Fetih 48/8).
“Bakın [ey insanlar!] Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi size de karşınızda hakikate şâhidlik yapacak bir elçi gönderdik.” (Müzemmil 73/15).
Kur’an’da yirmi âyette çeşitli formlarda Allah’ın eş-Şehîd olduğu vurgulanıyor.
Altı âyette; “Allah her şeye ‘şehîd’tir/şâhidtir.” (Hac 22/17, Sebe’ 34/47, Nisa 4/33, Ahzab 33/54, Mücadele 58/6, Burûc 85/6).
Bir âyette “Rabbinin her şeye şehîd (şâhid) olması yetmez mi?” (Fussilet 41/53).
Beş âyette “şehîd’ olarak Allah yeter.” (Nisa 4/79, 166, Yunus 10/29, Ra’d 13/43, Fetih 48/28).
Dört âyette “Allah benimle sizin aranızda şehîdtir. (En’am 6/19, İsra 17/96, Ankebût 29/52, Ahkaf 46/8).
Bir âyette “Allah onların yaptığı her şeye şâhidtir.” (Yunus 10/46).
Ve bir âyette “Allah sizin yaptıklarınıza şâhid iken…” (Âl-i İmran 3/98) şeklinde geçmektedir.
“… Size bundan önce Müslüman ismini O verdi. Bunun sebebi, Rasûl sizin üzerinize, sizler de insanlar üzerine ‘şehîd’ (tanık/örnek) olasınız diye…” (Hac 22/78).
Şehîd olmak örnek olmaktır. Şehîd olmak, insanın üzerinde söz hakkı olan değerlerini imanına şahit kılmaktır. Bunu yapanlar ilahi mahkemede sanık olarak değil, tanık olarak arz-ı endam eder.