Nikah - MUT'A NİKAHI
Mut'a; yararlanılan şey; Çoğulu "muteun" dur. Aynı kökten metâ`; yararlanma, yiyecek giyecek gibi yararlı olan her şey demektir. Çoğulu "emtia"dır. "Temettu" ve "istimtâ" ise; bir şeyden uzunca süre yararlanmak, onu lezzetli bulmak, zevk almak anlamlarına gelir. Yararlanılacak şey anlamında, metâ` ve mut`a eş anlamlı kelimelerdir.
"Kadınlara yaklaşmadan ve onlara mehir takdir etmeden boşarsanız, sizin için bir sorumluluk yoktur. Bu durumda zengin kendi imkânına göre, yoksul da kendi imkânına göre, usûlüne uygun bir şekilde onlara, yararlanacakları bir şeyler verin. Bu, iyilikte bulunanların üzerine bir borçtur." (el-Bakara, 2/236);
"Boşanan kadınların örfe göre bir takım eşyalar alma hakkı vardır."(el-Bakara, 2/241);
"Ey iman edenler! Mü`min kadınları nikâhlar, sonra da cinsel birleşmeden önce onları boşarsanız, artık sizin, onların üzerinde iddet sayma hakkınız yoktur. Onlara hemen mut`alarını (yararlanacakları bazı şeyleri) verin ve onları güzellikle serbest bırakın." (el-Ahzâb, 33/49).
Bu âyetlerde yer alan "metea" veya "emtea" fiilleri; birisini bir şeyden yararlandırmak, boşanan kadınlara mut`a vermek anlamlarına gelir (Rağıb el-Isfehânî, el-Müfredât, s. 461).
MUT'A NİKAHI..
Mut’a Nikâhı İslâm öncesi Arap kültürüne ait bir nikâh çeşididir. “Ücret karşılığı bir süre için yapılan nikâhtır. “Belirli ücret karşılığı belirli süre için kadın kiralamaktır.”
Mut’a Nikâhı, kadının cinsiyetine, kişiliğine, analığına duygularına ve onuruna yapılan bir saldırıdır. Onu insanlıktan alıp, alınan satılan, kiralanan bir meta durumuna düşürmektedir. İslam böyle bir rezilliğe hem cevaz hem de fırsat vermez. Çünkü , “Islam dini emir ve yasaklarıyla 5 esasın korunmasını hedefler. Din, can, akıl, mal ve neslin korunması.
“Mut'a Nikahı, yuvaları yıkan, çocukları perişan eden mezhepleri karıştıran, mirası ortadan kaldıran, karakterli ailelerin ve nesillerin oluşmasına engel olan büyük bir fitnedir.”
Mut’a Nikâhı sonrasında dinimizde haram edilen, nikâhla ilgili birçok mahzurun doğması muhtemeldir. Mesela: birisi gidip babasının Mut’a Nikâhı yaptığıyla evlenebilir. Kız kardeşiyle evlenebilir, halasıyla, teyzesiyle evlenebilir. Mut’a Nikâhı’ndan doğan çocukların heder olması; sağlıklı büyümeleri, öğretim ve eğitimlerinin sağlanması mümkün olmaz. Kiralık kadından doğan çocuğa kimse sahip çıkmaz.
Mut’a Nikâhı sonrasında miras hukuku uygulanamaz. Varis ve muris tespiti mümkün olmaz.
Nisa suresi 24. Ayette bahsedilen konu ise MİHİR dir.
İbni Kesir: Evli kadınlarla evlenmeniz de (haramdır), sağ ellerinizin sahib oldukları müstesna. Bunlar; Allah´ın size farz kıldığı hükümlerdir. Geriye kalanları ise; zinadan kaçınıp iffetli yaşamanız şartı ile mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan yararlandığınızın karşılığı olarak kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Kararlaştırdıktan sonra, aranızda anlaştığınız hususta size bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz ki Allah, Alim, Hakim olandır.
📙Meşru şekilde (nikah yoluyla) sahip olduklarınız dışında bütün evli kadınlar (size haramdır). Bu, üzerinize farz olan Allahın buyruğudur. Bunların dışında kalan bütün (kadınlar), kendilerine mal varlığınızdan (bir kısmını) vermeniz ve gayri meşru bir ilişki ile değil de evlilik bağı yoluyla meşru şekilde almak kaydıyla size helaldir. Kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlara hak ettikleri mehirlerini verin; ama bu meşru yükümlülük (üzerinde anlaştık)tan sonra (başka) bir şey üzerinde serbestçe anlaşmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. (Nisâ 4:24, Muhammed Esed)
Bu âyetteki “Onlarla karı-koca ilişkisi yaşamanıza karşılık...” anlamındaki kısımda yeralan “istimtâ” kelimesi, faydalanma anlamındaki “müt‘a” kökünden gelmektedir. Şîa’nın Ca‘feriyye kolunda halen uygulanan bir nikâhın, yani belirli bir süre ile sınırlı evlenmenin adı “müt‘a nikâhı”dır (Tabâtabâî, IV, 290 vd.); İslâmın ilk yıllarında müt‘a nikahına bir müddet müsaade edildiği söylense de, Ehl-i Sünnet alimlerinin büyük çoğunluğu bu nikahın ebedî olarak yasaklandığı hükmünü benimsemişlerdir.
Muhsanât, muhsınîn kelimeleri “menetmek, engellemek” mânasına gelen ihsân masdarından gelmektedir. Âyetlerde ihsan kelimesi kadınlar için “evli olmak, iffetli olmak, hür olmak” mânalarında kullanılmıştır. Her üç durum da kadını, zinadan koruduğu için bu mânalar, kökteki “engellemek” mânasıyla ilgili bulunmaktadır. Sözcüğün asıl anlamı, ح ص ن [h-s-n] kökünden “engel olma, koruma altına alma” demektir. Şehri koruyan sûr’a ve kaleye, حصن [hısn] denir. المحصنات [muhsanât] sözcüğünün anlamı ise, “koruma altına alınmış kadın” demektir. Câhiliye döneminde de Hür kadınlar ve evli kadınlar için muhsanat denirdi. Ebû Süfyân’ın karısının biat ederken, “Hür kadın zina mı edermiş?” dediği rivayet olunmuştur.
“Müminler, ferclerini koruyan kimselerdir. Onlar sadece eşlerine veya hâkimiyetleri altındaki esirlere karşı kınanmazlar.” (Mü’minûn, 23:6)
Ferc:
iki bacak arasına ve çevresine; erkek, kadın ve gençlerin avret yerlerine verilen isimdir [LisanulArab] Mut’a, taraflardan birini diğerinin eşi yapmayacağı için âyet, onun yanında avret yerlerini açmayı yasaklamıştır.
“Kendilerine ısınasınız diye kendi cinsinizden sizin için eşler yaratmış olması ve aranızda sevgi ve merhamet oluşturması onun belgelerindendir. Düşünen bir toplum için bunda belgeler vardır.” (Rum, 30/21)
Mut’ada erkek, cinsel arzusunu tatmini, kadın alacağı malı düşünür. Ayette belirtilen birbirine ısınma, sevgi ve merhamet burada hedeflenen şeylerden değildir.
İbn-ü Abbas'dan rivayet edilmistir:
“İslam’ın evvelinde Mut’a vardı. Kişi yabancı bir beldeye gelince, oradan yerli bir kadınla, orada kalacağını tahmin ettiği müddet miktarınca nikâh yapardı. Kadın böylece onun eşyasını muhafaza eder, gerekli işlerini görürdü. Bu hal: “Onlar namuslarını korurlar. Ancak hanımlarına ve cariyelerine karşı müstesna, bunlarla olan yakınlıklarından dolayı kınanmazlar” (Mü’minun suresi âyet 6) âyeti ininceye kadar devam etti. Bu âyet gelince mut’a haram ilan edildi” (Tirmizi, Nikâh 28).
Ebu Hüreyre'den rivayet edilmistir:
“Mut’a'yı talak, iddet ve miras (ile ilgili ilahi hükümler) haram kılmıştır.”
(Darukutni, 3,259.)
İbn Mesud'dan rivayet edilmistir:
“Mut’a mensuhtur. Onu İslâm’ın getirdiği talak, mehir, iddet ve miras hükümleri neshetmiştir.”
(Beyhaki, es- Sünen-ü Kübra 7/207)
Şiiler ve rafiziler hariç bütün İslam alimleri ve hatta Şia'nın önemli kollarından biri olan Zeydiyye bu nikahın haram olduğunu kabul etmişlerdir.
Şia, Mut'a Nikahına delil gösterdiği Nisâ 24.ayete ; [... “Fema İstemtemtum Bihi Minhunne İla Ecelin Musemma” (Onlardan belli bir süre için faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin.] eklenmesini yaparak:
-İbn-i Abbas, Ubey bin Ka’ab Abdullah bin Mes’ud ve Said bin Cubeyr’den rivayet edildiği üzere onlar bu ayeti böyle okuyorlardı diye inanmışlardı. Bu bize "recm konusunda bir ayet var idi ama keçi onu yedi" diye Kuran'a atılan bir başka iftirayı hatırlatıyor.
Mut'a nikahı, nisa suresi 22. ayete göre yasaklanmıştır. Ayette geçen MÂ edatı 'nekaha' fiili başına geldiği için ayet her türlü sapık nikah anlamına da gelir. Bu ayet "Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin" anlamına geldiği gibi, "atalarınızın daha önce yaptığı batıl nikahlar (gibi) nikahlanmayın" olarak da anlaşılmıştır.
وَلَا تَنكِحُوا۟ مَا نَكَحَ ءَابَآؤُكُم مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا قَدْ سَلَفَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةً وَمَقْتًا وَسَآءَ سَبِيلًا
Babalarınızın daha önce kadınlar ile yaptığı türden (kötü) nikah yapmayın. Geçmişte kalanlar hariç. Bu tür evlilikler şüphesiz yüz kızartıcı bir hayasızlık, çirkinlik ve kötü bir gelenek idi. (Nisa 4:22)