Tazmin
Sözlükte “bir şeyi içine almak, ihtiva etmek” anlamındaki damn (damân) kökünden türeyen tazmîn (tadmîn) “bir şeyi başka bir şeyin içine koymak, ona dahil etmek” demektir.
Edebiyat tarihinde ilk defa Hatîb el-Kazvînî ile (ö. 739/1338) iktibas ve tazmin terimleri ayrı olduğu dile getirilmiştir. Kazvînî, Kur’an ve hadisten yapılan referanssız alıntıları sözün veya şiirin bünyesine uyarlayıp yerleştirme sanatına iktibas, şiire özgü alıntıya da tazmin adını vermiştir. (TDV Ansiklopedi ilgili madde)
وَنَصَرْنَاهُ مِنَ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا﴾ [الأنبياء: ٧٧]
Bu ayette geçen "ona yardım ettik" manasında olan نصرناه cümlesineki (نصر) fiiline, "onu kurtardık" manasında olan نجّيناه veya خلّصناه cümlesindeki نجى veya خلص fiilin manası tazmin olmuş.
Yine bu ayettede tazmin var.
﴿يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللَّهِ﴾ [سورة الإنسان: ٦] ضُمّنَ: يُروى بها.
Bu ayette de tazminin olduğunu يشرب fiilin ب harfi cerle müteaddi oluşundan biliriz. Çünkü bu fiil من ile gelir. ب harfiyle gelince mana açısından bu herfle kullanılan bir fiil getirilmeli. O fiil gelmeyince hazırdaki fiilin içinde ب harfiyle gelen bir fiilin manası tazmin olmuş. Oda يروي fiili.
سمع اللّٰهُ لِمَنْ حَمِدَه
Allah (C.C), kendisine hamd edene(edenlere) icabet eder.
İşitir yerine icabet eder. Buradaki سمع fiili أجاب veya قبل manasında kullanılır.