NAZAR ABDESTİ..
Biliyorsunuz ehli sünnete göre nazar haktır.
Nazar konusunda bol miktarda hadis vardır.
“ İbn Abbas (r.a), Allah Resûlü (s.a.v)nün şöyle dediğini naklediyor: “Nazar haktır. Eğer kaderin önüne bir şey geçecek olsaydı, göz değmesi onu geçerdi. Sizden (nazardan dolayı) abdest alması istenirse derhal abdest alsın.” Müslim, Selam, 42 (2/2179); Tirmizi, Tıp, 17; İbn Mace, Tıp, 33.
Ayrıca bn Mâce, Tıb, 32(2/1161); İbn Hanbel, III/ 486-487.
"Gözü değene (âin) abdest alması emredilir, onun abdest suyu alınır, bununla göz değmesine uğrayan (maîn) yıkanırdı." (Ebu Dâvud, Tıbb 15, (3880).)
Nazar abdesti alınması gerektiği konusu detaylı bir şekilde bir hadiste mevcuttur. İslam öncesi Araplar arasında da kullanılan bu yöntem, sünnet olarak kabul görmüş ve uygulanmaya devam etmiştir.
Peki nazar abdesti nasıl alınır?
Nazar abdesti şöyle alınır; Nazarı geçen kimse bir leğen içine ellerini, dirseklerini, dizlerini ve izarının iç kısmını (avret mahallini) yıkar, buralardan akan sular leğende toplanır ve bu su ile kendisine nazar değenin vücudu yıkanır.
Nazarı geçenin bir leğen için nazar abdesti alması istendiğinde bundan kaçınamaz. Zira bu abdesti alması onun üzerine vaciptir. Çünkü başkalarına zarar vermiştir. Aksi takdirde cinayet işlemiş olur.
Güzel ve taze bir abdest aldıktan sonra nazar abdesti almak temiz bir su ile temiz bir kap içine dökülecek şekilde euzu-besmele ile önce eller sonra gözler yıkanır. Sonra ayakların ön tarafı yıkanır. Sonra o su büyük bir kaba konulup o su ile gusül abdesti alınır.
Nazar abdesti için şu şekilde niyet getirilir
Yâ Rabbî niyet ettim nazar abdesti almaya. Abdesti nazar için alıyorum, guslü de nazar için alıyorum. kemgözler ve benim Gözüm kendime, eşime, anne-baba, akraba, kardeşler, çocuğuma/çocuklarıma ve arkadaşlarıma da değmesin.
Nazar eden kişi biliniyorsa.. Abdest alması istenir.. Avret mahallini yıkar ve suyu biriktirir ve o su ile nazar değenin vücudu yıkanır..
İbnu’l-Kayyim nazar abdesti konusunu alay mevzuu yapan, aslı var mı diye şekke düşen, inanarak değil de, tecrübe etmek için yapan ondan istifade edemez, haliyle müminin buna can-u gönülden inanmasını ister. Allah ve Rasulü hepimizden daha iyi bilir. Ona göre; nazarı değenin apış arasından akan suyla abdest almayı inkar eden cahiller bu suyla maîn (kendisine nazar değmiş hasta)’in tedavisi arasında akl-ı selimin inkar edemeyeceği kesin bir bağı inkar etmektedirler. Nitekim yılan sokmasının tedavisi de onun zehirinden yapılmış olan panzehirdir. Öfkeli birini sakinleştirmek için yapılacak iş de, onun bedenine elini koymaktır. Tıpkı bunun gibi Âin (nazarı geçen)’in Maîn ( nazar değen)’in bedenine ateş gibi olan nazarını düşürmüştür. Bu ateş de ancak nazar abdesti ile söndürülebilir. Çok etkili biçimde nüfuz eden bu habis tesir (nazar) bedenin en hassas yerlerinde zuhur ettiğinden, bedenin bu büklümlerinin yıkanması ile o habis keyfiyetin tesiri yok edilmiş olur. Hele kişinin avret mahalli habis ruhların hususi mekanı olduğu göz önünde bulundurulursa (yapılan işlemin ne kadar yerinde olduğu daha iyi anlaşılmış olur).
Bu unutulmuş bir sünnet.. unutulmuş bir sünneti ihyaya yüz şehid sevabı verilir (hadisi şerif).
Nazar değen kişinin abdest suyunda şifa bulunduğunun sahih hadislerle bize aktarılmış olması, iyi bir laboratuvar ve klinik çalışmasına davet etmektedir.
Derisi ile de solunum yapan insan, devamlı terleme de yapmaktadır. Bu ter ile birlikte, vücuttaki bazı zararlı maddeler (toksin ve antijenler) de atılmaktadır. Abdest suyu ile toplanan bu maddeler, nazar değen kişide aşı etkisi uyandırarak tedavi edici etkisinin olabileceği düşünülebilir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)
İmam Nevevî de hadisi açıklarken, yukarıdaki bilgileri vermiştir.
Bir rivayete göre de nazar abdesti şöyle alınır. Bir kap içine su doldurulur. Kap yere konmaz, ondan nazar değen kimse bir avuç alarak mazmaza yapar ( su ile ağzı çalkalamak) ve suyu yine kabın içine püskürtür. Sonra aynı sudan alarak, yüzünü yıkar. Sonra sol eliyle suyu alır, sağ elini, sonra sağ eli suyu alır, sol elini yıkar. Dirsekleri ve topukları yıkamaz. Son bu şekilde sol ve sağ ayağını yıkar. Böylece yıkama işini bitirir. Abdest almak için kullanılan bu su, nazara uğrayan kimsenin arkasından dökülür. ( bu işlem dışarıda ya da balkon gibi yerin ıslanmasının sorun olmadığı yerde yapılır.
Kaynak: Çelik, İslam’ın kabul veya reddettiği halk inançları
Şüphe yok ki Hz. Peygamber nazardan korunmak için büyüklü küçüklü mavi boncukların, muskaların, maskotların, hayvan başlarının, cevşenlerin, okuyup üflemenin ve türlü şekillerin kullanıldığını görseydi kesinlikle hepsini yasaklardı. Bunlardan yarar veya zarar beklemeden kişilerin üzerlerine veya evlerine, eşyalarına takabileceğini söylemek Şamanizm gibi islamdışı inancı ve uygulamayı savunmak olur. Çünkü anlayış olarak bunların kullanılması yarar sağlaması ve zarardan koruması inancına dayanır. Bu da fetişizm olup tevhit inancına aykırıdır.
“Ebu Hureyre’den rivayet edilir: Rasulullah nazar haktır, dedi ve yüzde çizgiler yapılmasını yasakladı”.
(Buhari, Tıb, 36, Libas, 86; Müslim, Selam, 41-42; Ebu Davud, Tıp, 15;)
“Hz. Aişe’nin şöyle dediği rivayet edilir: Rasulullah nazardan korunmak için rukye yapılmasını veya rukye yapmamı/okuyarak tedavi olmamı emretti.”
(Buhari, Tıb, 35/1; Müslim, Selam, 54-58/2; Tirmizi, Tıb, 17; İbni Mace, Tıb; 33, Muvatta’, Ayn, 3-4.)
“Ümmü Seleme’den rivayet edilir: Rasulullah, evde yüzü sararmış bir kız çocuğu gördü ve “bunu okutun, çünkü nazar değmiştir, dedi”
(Buhari, Tıb, 35/2)
“Rasulullah, Esma binti Umeys’e: Bu çocukların/yeğenlerimin çok zayıf olduğunu görüyorum, acaba bir durumları mı var? dedi. Esma, hayır ama onlara çabuk nazar değiyor, dedi. Bunun üzerine Rasulullah: Onlara rukye yapın/okutun, dedi. Ben kendisinin okumasını teklif ettimse de o, “sen onlara oku” dedi.”[4]
Bunun yanında Vahyi bu tür kültürel bilgilerle yönlendirip anlayanlar nazar değmesi inancını desteklemek için “Şüphesiz inkâr edenler, Zikr’i/Kur’an’ı dinlediklerinde gözleriyle neredeyse senin ayağını kaydıracaklar. O delidir, diyorlar” (68 Kalem/51) ayetini de delil göstermekte ve rivayetler doğrultusunda anlayarak nazar inancını savunmaktadırlar.
Oysa Kalem Suresi’ndeki ayetin cahiliye kültürü olan nazar inancıyla ilgisi olmayıp, Hz. Peygamber’in kendilerine okuduğu Kur’an karşısında müşriklerin çılgına döndüğünü ve duydukları öfkenin büyüklüğünü tasvir etmekte, bakışlarıyla devirecek gibi onların nefret ve düşmanlıklarını anlatmaktadır.