Dört Halife'nin Hadislere Olan Bakışı
İslam dini Rasulullah döneminde ve kısmen de dört halife döneminde, dinin tek kaynağının Kur'an olduğu, halis dinin yaşandığı, din adına vahyin yazılı olduğu Kur'an ın temel alındığı, Kur'an merkezli din anlayışının hakim olduğu bir şekilde yaşandı.
Rasulullah buyurdular ki ; ''Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar” ve ''Size sımsıkı sarıldığınızda asla yolunuzu kaybetmeyeceğiniz birşey bırakıyorum; Oda Allah'ın kitabı Kur'an dır''
Rasulullah hayattayken başlayan ve o dönem müslümanların başlangıçta iyi niyetle Allah Resulünü en iyi şekilde örnek almak amacı taşıyan, ağzından her çıkanı ezberleme veya yazma girişimleri, bizzat Rasulullah tarafından engellenmiş ve yasaklanmıştır. Bunu, önceki ilahi dinlerdeki tahrifatın ana sebebinin, ilahi kitap dışında yazdıkları yüzünden yoldan çıkmaları olduğunu çok iyi bilen Rasulullah, engin öngörüsü sayesinde yapmıştır.
Rasulullah'ın vefatından sonra başlayan dört halife döneminde de tıpkı Allah Resulü gibi halifelerde hadis yazımını katı bir şekilde yasaklamış ve varolanları yakmışlardır.
Demekki aslında "hadislerin dinde kaynak olamayacağını ve Kur'an dışında dini kaynakların ortaya çıkmasının toplumu Kur'an dan uzaklaştırıp dinin tahrif edilmesinin önünü açacağını" ilk farkedenler, Rasulullah'ın hayattaki en yakınları olan dört halifedir.
Dört halife de, bırakın hadis yazdırmayı, birilerinin hadis nakletmelerini bile engellemeye çalışmışlar ve Kur'an dışında başka dini kaynak oluşmamasının mücadelesini vermişlerdir. Üstelik bu mücadeleyi Rasulullah'ın vefatından sonraki ilk yıllarda vermişlerdir. Oysa bu dönemde hadis sayısı çok fazla değildi ve bu hadislerin güvenilirliği çok daha fazla idi.
Bu dönemde halifeler isteselerdi tıpkı Kur'an ın kitap haline getirildiği gibi, Rasulullah'ın en azından birkaç bin hadisini toplayıp bir kitap haline getirebilirlerdi.❗
Üstelik Rasulullah'ın nübüvveti boyunca yanında olan, O'ndan hiç ayrılmayan dört halife, içine uydurma karışmamış ve gerçekten Rasulullah'a ait olduğu şüphe götürmeyen bir hadis kitabı meydana getirebilirlerdi❗
Peki bunu neden yapmadılar❓
Çünkü tıpkı Allah Resulü gibi, O'nun en yakınları olan dört halife de ''Kuran dışında başka dini kaynak oluşturmanın'' din adına büyük bir tehlike olduğunu ve önceki ilahi dinlerde olan yoldan çıkma ve din tahrifatının asıl nedeni olduklarını çok iyi biliyorlardı.
Onlar, doğru olan hadisleri bile toplamadılar, insanların Kur'an dışına çıkmasını önlemeye çalıştılar.
Çünkü Rasulullah Onlara Kur'an dışında bir emanet bırakmamıştı.❗
Ama Muaviye'nin Halife Ali'den halifeliği gasp etmesiyle başlayan Emevi iktidarı ile birlikte siyasi çıkarlar uğruna hadis uydurma furyası başladı. Kısa sürede sayıları yüzbinleri bulan hadisler 200 yıl sonra kaçınılmaz son olan ''dinde Kur'an dışı din kaynağı edinmek'' için kitaplar haline getirildi.
Yani çoğu doğru iken dört halife tarafından kitap halinde yazılmayan hadisler, büyük çoğunluğu uydurma olduğu dönemde kitap haline getirilmiş oldu.❗
Şimdi dört halifenin, hadis toplamaya ve nakline karşı tavrını, hadisleri dinde kaynak kabul eden gelenekçi din zihniyetininde olanların da kabul ettikleri kaynaklardan örneklerle gösterelim;
✔️Halife Ebu Bekir, Rasulullah'ın vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı aramızda, onun helalini helal kılın, haramını haram görün.”
( Zehebi, TezkiratulHuffaz 1/3; Buhari l.cilt )
Halife Ebu Bekir döneminde yaşayanların çoğunun Rasulullah'ı görenler olduğunu ve O'nun sözlerine şahit oldukları dönemde olduklarını düşünürsek, Halife Ebu Bekir’in bu konudaki tavrı daha da anlamlıdır.
Halife Ömer’de halife olunca hadis nakli ve yazımı konusunda benzer hatta daha katı bir tavır göstermiştir;
✔️Halife Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.
( İbni Abdül Berr, Camiul Beyanil İlm )
Hadisler bu kadar önleme rağmen Halife Ömer döneminde çoğalmıştı. Halife Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi:
✔️“Kitap Ehli’nin Mişnası gibi Müslümanların Mişnasıdır bunlar.”
( İbni Sad, Tabakat, 5/140 )
Halife Ömer yahudilerin dinlerini tahrif etmelerinde, Tevrat dışında Mişna adlı kitapları dini kaynak edinmelerinin etkisini görmüş ve Rasulullah'a isnat edilen hadislerin dinin kaynağı kılınmak istenmesinin ilerde tıpkı bu Mişnalar gibi dinin tahrifatına yol açacağını görmüştür.
Bu yüzden kendi dönemindeki yazılmış olan tüm hadis nüshalarını toplatıp yakmıştır. Bu yakılan nüshalardaki hadislerin doğru olma oranı o kadar yüksek olduğu halde bunlara izin vermeyip yakmışken, 200 yıl sonra doğruluk oranı çok çok düşük olan hadisleri kitap haline getiririp yazan ve dinin başına bela eden Buhari/Müslim v.b. leri bunun hesabını Allah huzurunda vereceklerdir.❗
Şimdi şöyle düşünelim; Halife Ömer Buhari/Müslim v.b. leri kadar Rasulullah'ı sevmiyormuy du? Hiç şüphesiz ki Halife Ömer, Rasulullah'ı çok seviyordu fakat O, Kur'an ın mesajını, Allah Resulü'nün bildirdiği dinin özünü iyi kavramıştı.
Hadisleri yakışının altındaki neden de Allah Resulü'ne olan saygısızlığı değil, tam tersi saygısıydı. Çünkü daha evvel Allah Resulü de hadis yazımını yasaklamıştı ve Kur'an ın açık, eksiksiz, detaylı ve yeterli olduğunu, her şeyi açıkladığını bizzat kendisi söylüyordu. O yüzden Halife Ömer böylece dinimizi Mişnalardan, Rasulullah'ı da iftiralardan korumaya çalıştı.❗
Yine bu dönemde Halife Ömer'in bazı önemli hadis uydurucularına karşı net ve katı tavırları olmuştur. Kendisinden en çok hadis nakledilen Ebu Hureyre ve Kab El Ahbar gibi kişilere karşı uydurma hadis nakillerinden dolayı şiddetli tepki ve tehditlerini açıkça ve net bir şekilde göstermiştir.
✔️Halife Ömer, Irak’a yolculuğa giden arkadaşlarına şöyle demiştir: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kuran okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.”
( Hanbel, Kitabul Ilel 1 )
Halife Ömer'in bu konudaki sözlerinden bir kaç örnek;
✔️“Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlar ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabı’na hiçbir şeyi karıştırmam.”
✔️“Allah’ın Kitabı’nı asla başka bir şeyle değiştirmem.”
✔️“Ben yemin ederim ki Allah’ın Kitabı’nı hiçbir şeyle gölgelemem.”
(El Hatip, Takyıdul İlm; İbni Sad, Tabakat )
Halife Osman da çok hadis nakleden Ebu Hureyre ve Kab El Ahbar'a karşı koyarak benzer tavrı devam ettirmiştir; Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab El Ahbar'ı da Kırede dağlarına sürgün etmekle tehdit etmiştir.
( Tahzırul Havas 10b. )
Halife Ali döneminde de aynı tavır net bir şekilde devam etmiştir.
✔️Halife Ali minberden şu hutbeyi veriyordu;
“Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yok etsinler. Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran’ı terk etmeleridir.”
( İbni Abdül Berr, Camiul Beyanil İlm )
✔️Bir gün Halife Ali’ye gelirler ve “Halk hadislere dalmış” derler. Halife Ali sorar: “Gerçekten öyle mi?” “Evet” derler. Allah Resulü'nden işittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden söz ediyordu. “O fitneden kurtuluş nedir, nasıldır?” diye sordum.
Resullullah dedi ki: “Kurtuluş Kur'an dadır. Çünkü sizden öncekilerin haberleri de sizden sonrakilerin haberleri de aranızdakilerin hükmü de O'ndadır. O, gerçek ile yalanı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür, şaka ve boş söz değildir. Onu terk eden her zorbanın Allah boynunu kırar. Hidayeti, doğru yolu Ondan başkasında arayanı Allah sapkınlığa düşürür. O, Allah’ın en sağlam urganıdır. O, hikmetle dolu Kur'an dır. O en doğru yoldur. O, boş arzuların haktan saptıramayacağı, dillerin, karıştırıp belirsiz edemeyeceği, ilim adamlarının doyamayacağı, çok tekrarlanılmasından bıkılmayan, ilginç özellikleri bitip tükenmeyen bir kitaptır.”
( Tirmizi; Darimi )
Selam doğru yol rehberi olan Kur'an a tabi olanlara olsun.
.