Kadın - Hayız
2. Bakara 222. Ayet - KADINLARIN AY HALİ
وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُوا النِّسَاءَ فِي الْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللَّهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ.
Sana hayızdan soruyorlar. De ki: "O, kadınlara özgü bir rahatsızlıktır. onun için hayızlıyken kadınlarla ilişkiden uzak durun ve temizleninceye kadar da onlara yanaşmayın. Temizlendikten sonra, onlarla olan meşru ilişkinizi sürdürün. Kuşkusuz yaptığı hatalardan içtenlikle dönenleri de, temizlenenleri de Allah sever.”(BAKARA/222)
Kur’an’da kadın hayızlıyken tek yasak var oda cinsel ilişkidir. Onun dışındakiler iftara ve uydurmadır.!!!
Hayızlı kadının Kur’an okumasıyla ilgili Nebi (sav)’den zayıf olarak rivayet edilen: “Hayızlı ve cünüp kimse Kur’an’dan bir şey okuyamaz!..”
Bu Hadis ZAYIFTIR! Tirmizi 131, İbni Mace 595
Bu zayıf hadisin dışında bir şey sabit olmamıştır! Bu hadis, imamların ittifakı ile zayıftır! Buna karşılık, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında kadınların adet gördüğü ve Rasulullah’in onları Kur’an okumaktan men etmediği bilinmektedir.
Rasulullah o durumdaki kadınları zikir ve duadan da men etmemiştir. Aksine hayızlılara bayram günlerinde namazgâha çıkmalarını, Müslümanların tekbir getirmelerine iştirak ederek tekbir getirmelerini emretmiştir.
Diyanet ansiklopedisinin "Hayiz" maddesinde mezheplerin geleneksel görüşlerinin yanı sıra, bu konuda geleneğin aksine Kurana daha uygun görüşlere de yer verilmiştir. İşte TDV İslam ansiklopedisinde yer alan bilgiler.
İbn Kayyim el-Cevziyye, hayızlı kadının zaruret ve ihtiyaç halinde mescide girmesi gibi tavaf yapmasının da câiz olduğunu ve ceza kurbanı kesmesine gerek bulunmadığını, Ahmed b. Hanbel’den nakledilen bir görüşün de bu yönde olduğunu belirtir (İʿlâmü’l-muvaḳḳıʿîn, III, 25-41).
Hayızlı kadının Kur’an okumasının hükmü konusunda âlimler görüş ayrılığı içindedir. Mâlikîler dışında kalan üç mezhebe mensup fakihlere göre bu haramdır.
Hayızlı kadının Kur’an okuması hususunda imamı Şafii ’nin görüşü:
Ebu Sevr, Şafii’nin şöyle dediğini nakletti: “Hayızlının kuran okumasında bir beis yok!”
Ama Şâfiî fakihleri, hayızlı kadının Kur’an’ın bir harfini bile telaffuzunu câiz görmemiş, ancak mushafa bakarak kendisinin de işitemeyeceği şekilde içinden okumasının câiz olduğunu söylemişlerdir. Hanbelîler’de tam bir âyetin ve daha fazlasının okunması câiz olmadığı halde âyetin bir kısmının okunması caizdir demişlerdir.
İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye gibi unutma tehlikesi halinde hayızlının Kur’an okuyabileceği görüşünde olanlar da vardır. Mâlikîler ise, bazı sahâbe ve tâbiîn âlimlerinden rivayet edilen bu yöndeki görüşlerin de desteğiyle kadının hayız süresi içinde Kur’an okuyabileceğini söylemişlerdir.
İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh), hayızlının Kur’an okumasını kerih görüyordu!
İbnu’l-Munzir El-Evsad 2/97
İbn Hazm ve diğer bazı âlimler de hayızlı kadının ve cünübün Kur’an okuyabileceğini ileri sürmüşlerdir (el-Muḥallâ, I, 78-80).
Bazı âlimler, kitaba ancak temiz olanların dokunabileceğini bildiren âyet (el-Vâkıa 56/79) ve Kur’an’a temiz olanlardan başkasının dokunamayacağını belirten hadisi (el-Muvaṭṭaʾ, “Ḳurʾân”, 1; Nesâî, “Ḳasâme”, 46) delil göstermişlerdir. Ancak İbn Hazm ile birlikte bazı fakihler, söz konusu âyette geçen kitapla Kur’an’ın değil levh-i mahfûzun kastedildiğini, hadisin de sahih sayılamayacağını ve her iki nasta işaret edilen “temiz olanlar” ifadesinin melekler veya müminler şeklinde yorumlanması gerektiğini belirterek hayızlının ve cünübün Kur’an’a dokunmasında sakınca bulunmadığını söylemişlerdir (el-Muḥallâ, I, 81-84; Şevkânî, I, 243-245).
Bütün fakihler, ilgili âyete dayanarak (el-Bakara 2/222) hayızlı kadınla cinsî münasebette bulunmanın haram olduğu hususunda görüş birliğine varmışlardır. Şâfiî âlimleri, bir kimsenin haram olduğunu bilerek ve kendi iradesiyle cinsî münasebette bulunmasını büyük günahlardan (kebîre) saymıştır. Bu arada bütün mezhepler, hayızlı kadınla cinsî münasebette bulunan kimsenin tövbe etmesi gerektiğini söylerken Hanefî ve Şâfiîler, hayzın ilk günlerinde vuku bulan ilişki için 1 dinar (4,25 gr. altın), son günlerindeki ilişki için yarım dinar sadaka vermenin müstehap olduğuna, Hanbelîler herhangi bir ayırım yapmaksızın 1 dinar sadaka vermenin vâcip olduğuna, Mâlikîler ise malî bir kefâretin bulunmadığına hükmetmişlerdir. Cinsî münasebete varmayan davranışlarla ilgili konularda ise görüş ayrılığı vardır. Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre âdet gören kadının göbeği ile diz kapağı arasına çıplak şekilde temas, Mâlikîler’e göre ise arada örtü bulunsa bile vücudun bu kısmından cinsî amaçla faydalanılması câiz görülmemişken Hanbelî ve Zâhirî mezheplerinde cinsel organa dokunmamak kaydıyla her türlü davranış meşrû sayılmıştır.
Âdet görmekte olan bir kadını o haliyle boşamanın hem Kur’an (et-Talâk 65/1) hem de sünnetle (Müslim, “Ṭalâḳ”, 3) haram kılındığı hususunda bütün mezhepler ittifak etmiştir. Buna rağmen boşama söz konusu olursa “bid‘î talâk” adını alan bu boşamanın hukuken geçerli olduğu bildirilmiş, ancak erkeğin hemen eşine dönmesi Hanefî ve Mâlikî mezheplerine göre vâcip, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sünnet kabul edilmiştir.
Kaynak :
TDV islam ansiklopedisi "Hayiz" maddesi. Bu madde ilk olarak 1998 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 17. cildinde, 51-53 numaralı sayfalarda yer almıştır.