29. Ankebut 14. Ayet - Nuh a.s bin yıl mı yaşadı ?
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُون
Ankebut 14 de Hz Nuh hakkinda 1000 sene den 50 yıl (عام ) eksik demek :
1- 1000 sene çokluktan kinayedir ( Bakara 96 daki Yahudiler için bin sene yaşamak isterler denmesi gibi, ya da Tevbe suresinde "onlar için 70 kere bağışlanma dilesende" denilmesi gibi).
2- 1000 sene için ( الف سنة ) ve 50 yıl için (خمسين عام) kelimelerinin seçilmesi ki peygamberligin 50 yılının verimli geçmesi, 1000 seneye ifade edilen ise çokluktan kinaye ile ömrün çoğunun verimsiz ve sıkıntılı geçmesi anlatılmış olabilir...
İmam Ferrâ da bu görüştedir.
3. Sene kelimesi "Sin" den gelir. Nuh zamaninda kullanilan, sümerlerde ve dahi arap coğrafyasında bazı bölgelerinde kullanılan takvimlerde sin yani sene "ay" olarak ifade edilmiştir. Sapık inançlarda ay tanrısı için de sin (sene) tanrısı geçmektedir. Diş için de sin denir, sıralı ve aynı boyda oldukları için bu adı almıştır, aylar da 29-30 gün olarak aynıdır.
Andolsun biz Nuh'u kavmine gönderdik. O da onların arasında (onların takvimi ile) elli yıl hariç bin ay (sene) kalmıştı. Sonunda onları tufan, zulümlerini sürdürdükleri bir sırada yakaladı. (Ankebut 29:14)
50 yıl 600 ay eder, bin aydan 600 ayı (50 yılı) çıkarırsak 400 ay eder, 400 ay ise yaklaşık 33 yıl 4 ay eder, demekki Hz Nuh'un kavmine tebliği yaklaşık 33 yıl 4 aydır.
Ayette “yıl” sözcüğü, “ عام aam” ve “ سنة sene” diye iki ayrı kelime ile yer almıştır. Biz her ikisini de her ne kadar “yıl” diye çevirsek de bunların aslında anlamları ayrıdır...
....................... السنةSENE........................
Bu sözcük aslında “şiddet, kıtlık, zorlu, iyiliğin azlığı” demektir. Ki, zorlu, meşakkatli geçen yıllara denir.
Kur’an’a baktığımızda da :
وَلَقَدْ أَخَذْنَا آلَ فِرْعَوْنَ بِالسِّنِينَ وَنَقْصٍ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرون
Andolsun ki, biz de Firavun´a uyanları ders alsınlar diye yıllarca kuraklık ve kıtlık ile cezalandırdık. (Araf 7:130)
وَقَالَ لِلَّذِي ظَنَّ أَنَّهُ نَاجٍ مِنْهُمَا اذْكُرْنِي عِنْدَ رَبِّكَ فَأَنْسَاهُ الشَّيْطَانُ ذِكْرَ رَبِّهِ فَلَبِثَ فِي السِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ
Ve o ikisinden, kurtulacağına inandığı gence şu ricada bulundu: Efendinin yanında beni an! Şeytan, onu efendisine hatırlatmayı o (gence) unutturdu. Bunun sonucunda hapiste birkaç yıl daha kaldı. (Yûsuf 12:42)
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدْتُمْ فَذَرُوهُ فِي سُنْبُلِهِ إِلَّا قَلِيلًا مِمَّا تَأْكُلُونَ (Yûsuf 12:47)
ثُمَّ يَأْتِي مِنْ بَعْدِ ذَٰلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلًا مِمَّا تُحْصِنُون (Yusuf 12:48)
ثُمَّ يَأْتِي مِنْ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ (Yûsuf 12:49)
(Yûsuf) dedi ki: “Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden azı hariç, biçtiklerinizi başağında bırakınız.” (Yûsuf 12:47)
Bundan sonra yedi yıl kıtlık olacak. Bütün biriktirdiğinizi yer, yalnız az bir miktar saklarsınız. (Yûsuf 12:48)
Sonra halkın yağmur göreceği bir yıl gelecek. O zaman bolluğa çıkarlar, dedi. (Yûsuf 12:49)
YUSUF 47 de kıtlık süreleri icin "Siniyn" kelimesi kullanılırken 49.ayette bolluk süreleri için "Aam" kelimesi gelmiştir.
"... Sen bir insan öldürmüştün de, Biz seni tasadan kurtarmış ve seni ´esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.´ Medyen halkı arasında da senelerce kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa." (Tâ Hâ 20:40)
Ta Ha/40’ta da “sene” sözcüğünün “zorlu, sıkıntılı, kıtlıklı yıllar” anlamında kullanıldığını görmekteyiz.
......................... العام ÂAM.......................
Bu sözcük, “yaz ve kışı kapsayan dönem” olarak tarif edilir. Yani bizim bildiğimiz gerçek “sene” [on iki ay/365 gün], “âm” sözcüğüyle ifade edilir.
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da “bin sene” ifadesidir. Bu ifade Kur’an’da birkaç kez yer almıştır.
Sen onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun. Şirke batanlardan bile. Her biri bin sene (ألف سنة) ömür sürsün ister. Oysa ki, uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah, yapmakta olduklarını çok iyi görmektedir. (Bakara 2:96)
Gökten yere bütün işleri o düzenler. Sonra sizin sayımınızla süresi bin sene (ألف سنة) kadar olan bir günde işler O’na yükselir. (Secde 32:5)
Melekler ve Rûh, miktarı elli bin sene (خمسين ألف سنة) süren bir gün içerisinde O´na çıkar. (Me’âric 70:4)
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ (Şuarâ 26:105, Or)
Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar. (Şuarâ 26:105)
Rasulleri yalanlayınca Nuh’un toplumunu da yok ettik. İnsanlara ibret olacak şekilde onları boğduk. Biz, yanlış yapanlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır. (Furkan 25/37)
Eğer Kuranda 950 sene kesin olarak 950 yıl olsaydı aşağıda klasik kaynaklarda anlatılan bu çelişkiler olmazdı :
Katade'nin Enes'ten rivayetine göre, Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "İlk resul peygamber Nûh'tur."
Katade dedi ki: Nûh (a.s) el-Cezire'de peygamber olarak gönderilmiştir. Kaç yıl ömür sürdüğü hususunda farklı görüşler vardır. Yaşının, şanı yüce Allah'ın Kitab’ında zikrettiği kadar olduğu söylenmiştir. Katade dedi ki: O kendilerini davete başlamadan önce aralarında üç yüz yıl kaldı. Onları üç yüz yıl davet etti, Tufan'dan sonra da üç yüz elli yıl yaşadı.
İbn Abbas dedi ki: Nûh (a.s) kırk yaşında peygamber oldu. Kavmi arasında ise elli yıl eksiği ile bin yıl süreyle kaldı. Tufan'dan sonra ise insanlar çoğalıp etrafa yayılıncaya kadar altmış yıl yaşadı. Yine İbn Abbas'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: İki yüz elli yaşında iken peygamber oldu, aralarında elli yıl eksiği ile bin yıl kaldı. Tufan'dan sonra da iki yüz yıl yaşadı. Vehb de¬di ki: Nûh (a.s) iki bin dört yüz yıl yaşadı. Ka'b el-Ahbar dedi ki: Nûh kavmi arasında elli yıl eksiği ile bin yıl kaldı. Tufan'dan sonra ise yetmiş yıl yaşadı. Böylelikle onun toplam yaşı bin yirmi yıldır.
Avn b. Ebi Şeddad dedi ki: Nûh (a.s) üç yüz elli yaşında iken peygamber oldu. Kavmi arasında ise elli yıl eksiği ile bin yıl kaldı. Tufan'dan sonra ise üç yüz elli yıl yaşadı. Böylelikle toplam yaşı bin altı yüz elli yıl etmektedir. Buna yakın bir rivayet de el-Hasen'den gelmiştir. el-Hasen dedi ki: Ölüm meleği Nûh (a.s)'ın ruhunu kabzetmek üzere geldiğinde “Ey Nûh!” dedi. “Dünyada kaç yıl yaşadın?” O: “Peygamberlikten önce üç yüz yıl, kavmim arasında elli eksiği ile bin yıl, Tufan'dan sonra da üç yüz elli yıl…” dedi. Ölüm meleği dedi ki: “Dünyayı nasıl buldun?” Nûh dedi ki: “İki kapısı olan bir ev gibi. Buradan girdim, öbüründen çıktım.”
Elmalı Tefsirinde Nuh ile Adem arasında bin yıl olduğu sözüne getirilen yorum şöyle:
“Bu bakımdan ya Âdem’in yaratılışına dayandırılan tarihin yanlışlığına hükmetmek veya O Âdem’den maksadın, insanlığın babası olan Âdem olmadığına inanmak gerekir.”(Hak Dini Kuran Dili-E.Hamdi Yazır-Zaman yay.)
İnsanlık tarihini Erbakan hoca anlatıyor. Burada dikkatimi çeken Nuh As. Zamanını Miladdan önce 2150 olduğu ve M.Ö 1800 yılında da İbrahim As. Zamanı başlıyor. Bu da bize gösteriyor ki Nuh As. İle İbrahim As. arasında 500 yıldan daha az zaman var yani Nuh As. da diğer insanlar gibi normal bir ömür sürmüş bu videodaki anlatıma göre.
En doğrusunu Allah bilir.
https://www.youtube.com/watch?v=QvabC9SEDaM
https://m.youtube.com/watch?v=4pLGo_wuTiM&feature=share
https://www.facebook.com/tadibeyazrestaurant/videos/3152538794780586/