İslam tarihinde idam edilen alimler
Ahmet es-Serahsî, Kindî ekolünün önde gelen temsilcilerindendir. Felsefe, coğrafya, matematik, musiki, edebiyat, tıp ve astroloji alanlarında elliyi (50) aşkın eser yazmıştır. 899 yılında Zındıklık suçlaması ile dayak ve işkenceden sonra idam edilmiştir.
Endülüs bilginlerinden İbn Hatem, "Muhammed yetimin biriydi" diyerek hafife aldığı gerekçesiyle alimler, onun hakkında ölüm fetvasını vermiş ve İbn Hatem çarmıha gerilerek öldürülmüştür. Yine Şair İbrahim Fezari, Allah, peygamberler ve Peygamber ile istihza suçundan dönemin alimleri hakkında ölüm fermanını vermiştir. Bu bağlamda önce bıçaklanmış, sonra kaynar suya atılarak haşlanmış sonra çarmıha vurulmuştur.; daha sonra da çarmıhtan indirilip ateşte yakılmıştır.
(Kadı Iyaz, eş-Şifa, byy, 1988, II, 218.)
Endülüs'lü bilgin İbnü’l-Ebbâr, Sultan Mustansır’ın emriyle önce kırbaçlanıp sonra şiddet içeren bir yöntemle 1260 tarihinde öldürülmüş ve ardından ele geçirilen eserleri cesediyle birlikte yakılmıştır.
Astronomi ilmi ile uğraştıkları için kâhinlikle devlet aleyhine propaganda yapıyor suçlaması yapilarak Şeyhülislâmı Bâlî-zâde' nin fetvasıyla Vecdî Efendi ve arkadaşları Sadreddîn Rûhullâh ve Mehmet Ağa, 3 Mayıs 1661 Salı günü Padişah IV. (Avcı) Mehmet’in ve devlet ricalinin hazır bulunduğu esnada Alay Köşkü önünde kafaları kesilip cesetleri sokakta bırakılmak suretiyle idam edilmiştir.
Gazneli Mahmut, Bilgin Abdussamed el-Hakim ve öğrencisi Biruni'yi Karmati olduğu iddiasıyla tutuklanmıştır. Biruni daha önce Karmatileri kötüleyen Kitab fi Ahbari’l-Mubeyyida ve’l-Karamita adlı bir eser yazdığı için kendini kurtarabilmiş ama hocası, dinsizlikle suçlanmış, işkenceye tabi tutulmuş, batıni düşüncelerinden dolayı büyük mihnelere maruz bırakılmıştır. Biruni araya girmeye ve onu kurtarmaya çalışmışsa da buna güç yetirememiştir.Nihayet Biruni’nin hocası olan bu bilge kişilik, fikirleri beğenilmediği için 1015 yılı civarında öldürülmüştür.
Kehfü’l-İslâm (İslam'ın Sığınağı) lakablı Gazneli Mahmut, Rey'i ele geçirdiğinde; Mu'tezile, Kelam, Felsefe ve Şiilikle ilgili kitapları; bidatçıların temel kaynakları olduğundan, ateşe atttırıp yaktırttı.
İbn Sina’nın tutuklanması için emir verse de ele geçiremedi. Resmini yaptırıp çoğaltarak pek çok beldeye gönderdi ancak yakalayamadı. İbn Sina yıllarca gizli saklı yaşadı. Nihayet Gazneli askerler onun İsfahan’daki evini bastılar ve 20 ciltten oluşan Felsefe Ansiklopedisi tarzındaki Kitâbu’l-İnsaf adlı eserini yok ettiler.
Hz. Hüseyin, Kerbela'da rakip komutana şu teklifte bulundu: “Şu üç tekliften birini kabul et: "Ya geldiğim yere geri dönmem için beni bırak. Veya beni Yezîd’e gönder; gidip ona biat edeyim. Ya da Türklere karşı ölünceye dek savaşmak için sınırlara gitmeme izin ver.” (Ebü'l-Arab, Mihan, 133). (Hz. Hüseyin, Bir başka rivayette Türklere karşı savaşayım yerine, Türk diyarına hicret edeyim der).
Haccâc, İbn Zübeyr ve arkadaşlarının [kesik] başlarını Medine’ye yolladı. İnsanlara teşhir etmek için onları Medine’deki [kazıklara] astılar. Ayrıca fısıldaşıyorlarmış izlenimi vermek için de İbn Zübeyr ile İbn Safvân’ın başlarını yakınlaştırdılar. Böylece [merhumların] kelleriyle eğleniyorlardı. Sonra da onları Abdülmelik b. Mervân’a yolladılar. Ebü'l-Arab, Mihan, 169
Şiî ezanı okumadığı için Fâtımîlerin emriyle kırbaçlanan müezzin Arus'un dili koparıldı ve alnının ortasına yapıştırıldı. Sonra merkep üstünde Kayrevan [sokaklarında] gezdirilip halka [teşhir edildi]. Sonunda mızraklanarak öldürüldü, cesedi de [bir süre] kazığa asıldı. Ebü'l-Arap, Mihan, 235.
İmam Şâfiî, İmam Malik'in öğrencilerinden Fityân'a ilmî münazarada yenilince onu Mısır valisine şikayet etti. Vali de Fityan'ı öldürme kastıyla kırbaçlattı. Sırtı kırbaçlanmış, sakalları kazınmış halde halka teşhir edildi. O kadar kötü bir durumdaydı ki görenler vaziyetinden ürkmüş ve kim olduğunu anlayamamıştı. Nihayet Mısır dışına sürüldü. Ebü'l-Arab, Mihan, 337.
Belca Kadın (Haricilerin Lideri)
Hz. Hüseyin'in katlinden sorumlu tutulan İbn Ziyad'ın emriyle; elleri ve ayaklarının kesilip, gözünün oyulması için harekete geçen görevliler tarafından infazı gerçekleştirdikten sonra ateşle dağlanarak öldürülmüştür. Ebü'l-Arab, Mihna, 223
İmam Serahsî 66 yaşında hapis cezası olarak kuyuya atılmıştır. 15 senede öğrencilerine 30 ciltlik "El-Mebsud" isimli eserini yazdırmıştır.
Hallac-ı Mansur’u dar ağacına götürürlerken, kız kardeşine de vedalaşması için gelmesini söylediler. O da geldi. Fakat başörtüsüz gelmişti. Muhafızlar ona bağırıp, "Başörtün nerde, erkeklerin arasına böyle çıkıyorsun?" dediler. O da "Ben burada Mansur'dan başka erkek göremiyorum." dedi.
Dr.Ali Şeriati der ki:
"Zulmeden bir dindardan daha kötüsü, 'zalim bizden' diye susan dindardır."
İbn-i Rüşd ile kitaplarını yakıp kendisini camide linç etmek isteyenler arasında da şu konuşma geçmişti:
Avam: Sen dinimizle savaşıyorsun.
İbn Rüşd: Hayır ben cahilliğinizle savaşıyorum
16.06.1990
Mehmet Bülbül