34. Sebe 41. ayet - cinlerden bir maksat da ölmüş atalarıdır
قَالُوا سُبْحَانَكَ اَنْتَ وَلِيُّنَا مِنْ دُونِهِمْۚ بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّۚ اَكْثَرُهُمْ بِهِمْ مُؤْمِنُونَ
41. Melekler şöyle cevap verecekler: “Hâşâ! Sen yüceler yücesisin. Bizim velîmiz onlar değil sensin. Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı.” (Sebe 34:41)
Arapların taptığı envai çeşit put arasında hassaten cinleri temsil eden bir put bilinmemektedir. Bir kişi, Allah'a taptığını söylese bile, O'nun sözlerine aykırı öğretileri izliyorsa şeytana tapıyordur. Şeytanın hipnozundan kurtulmanın biricik yolu dini sadece Allah'a has kılmaktır (Hicr 15:39-42). Peygamberlerden, evliyadan veya meleklerden şefaat için medet uman veya onları Allah’ın dininin ikinci kaynağı olarak kabul eden müşrikler aslında o peygamberlere, evliyaya veya meleklere tapmıyorlar, bilhassa onları şefaatcı yani aracı kılıyorlardı, İşte bu inancı sürdürmek için atalarının yolunu takip ediyorlardı.
63. Haklarında azap hükmü gerçekleşen (o saptırıcı önder)ler: “Ey Rabbimiz! İşte bunları sapıklığa sürükleyen biziz. Evet, biz kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık (fakat onlar da kendi iradeleriyle peşimizden geldi). Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyor (kendi istek ve arzularına tapıyor)lardı” diyecekler.* (Kasas 28:63)
*Yani; bizden öncekiler yanlış dini telkinlerle bizi nasıl yoldan çıkardılarsa, biz de atalarımızdan devraldığımız şekilde, hurafelerle ve yanlış dini telkinlerle onları öylece yoldan çıkardık. Üstelik onları yoldan çıkarabilmek için senin dinini de olduğundan farklı aktardık.
29. Ve (dünyada iken) inkâr etmiş olanlar: «Rabbimiz! Cinlerden (şeytanlardan) ve insanlardan, bizi saptıranları (bugün) bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en altta kalanlardan olsunlar» derler. (Fussilet 41:29)
*Bu ayette dünya hayatında birileri tarafından saptırılanların kendilerini saptıranlara yönelik mahşerdeki tutumları ele alınmakta, onları ayaklarının altına alıp ezmek isteyecekleri dile getirilmekte, bütün muhataplar uyarılmaktadır.
67-68. Ve (hesap günü onlar) “Ey Rabbimiz! Biz (din büyüğü saydığımız) sadatlarımıza (efendilerimize) ve (siyasi) büyüklerimize (yöneticilerimize körü körüne) uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar.” derler. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları ağır bir şekilde lânetle!” (Ahzab 33:67-68)
38-39 (Allah) buyurdu: "Sizden önce geçen cin ve insan topluluklariyle beraber ateşin içine girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşına la'net etti. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler, öncekiler için dediler ki: "Rabbimiz, bunlar bizi saptırdılar. Bunlara ateşten bir kat daha azab ver!" (Allah): "Hepsi için bir kat fazla (azab) vardır, ama siz bilmezsiniz." dedi. Öncekiler sonrakilere şöyle diyecekler: “(Belli ki) sizin bizden hiçbir farkınız yokmuş. Siz de (bizim gibi) yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!” (Araf 7:38-39)
59-60. (O gün azgın, zalim ve inkârcıların ileri gelenlerine şöyle denir:) “İşte (dünyada size uyup da peşinizden gelen ve hakka karşı direnen) sizinle beraber (cehenneme) girecek olan bir topluluk. (Onlar da kendilerine uyanlara şöyle diyecekler:) “Şimdi onlara merhaba (rahat ve huzur dileği) yok. Şüphesiz onlar (da bizim gibi) ateşe gireceklerdir.” Tâbi olanlar, onlara: “Hayır, asıl size merhaba olmasın, rahat yüzü görmeyin sizler! Bu azabı bize getiren sizsiniz. O ne kötü yerdir! ” derler. (Sad 38:59-60)
28-29. Bir gün ki, onların hepsini bir araya getireceğiz sonra bize ortak olarak yakıştırdıklarına, “Siz ve ortaklarınız yerlerinizde durup bekleyin!” diyeceğiz, böylece aralarını böleceğiz ve yakıştırdıkları ortaklar onlara, “Siz bize tapmıyordunuz, sizin bize ibadet ettiğinizin farkında bile olmadığımıza Allah şahittir” diyecekler... (Yunus 10:28-29)
Şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördüklerinde: “Rabb'imiz! İşte bunlar, Senin yanı sıra istekte bulunduğumuz, yakardığımız ortaklarımız.” diyecekler. Şirk koşulanlar da: “Siz, kesinlikle yalan söyleyenlersiniz.” diyerek, onları yalanlarlar. (Nahl 16: 86)
17-18. Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. Onlar, “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular” derler. (Furkan 25:17-18)
40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.
41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”
42. Bugün birbirinize ne fayda, ne de zarar vermeye gücünüz yeter. Biz zalim olanlara, yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın! diyeceğiz.
43. Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman demişlerdi ki: Bu, sizi babalarınızın taptığı (putlardan) çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir. Ve yine bu (Kur´an) da uydurulmuş bir yalandan başka bir şey değildir, dediler. Hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler de: Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir, dediler. (Sebe’ 34:40-43, Diyanet)