Kerbela Hadisesi
تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ ۖ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ ۖ وَلَا تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ (١٤١/١٣٤)
Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size âittir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız. (Bakara 2:134)
Pek çok önemli hadiseye sahne olan Muharrem ayı, her şeyden önce hicreti, Âşûrâ’yı ve Kerbelâ’yı hatırlatır.
Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve 71 yakınının 10 Ekim 680'de Yezid bin Muaviye'nin adamlarınca şehit edilmesiyle sonuçlanan Kerbela olayı, Müslümanların hüzünle yad ettiği bir acı olarak bilinir. Aşure Günü olarak da adlandırılan bu gün, İslam tarihinin önemli bir kırılma noktasıdır.
Bu elim olay, sevgili Peygamberimizi ve onun ehl-i beytini seven bütün müminleri derinden yaralamış, bütün Müslümanları acılara gark etmiştir. Hz. Hüseyin’i sevmek, Peygamberi sevmektir, Hz. Muhammed Mustafa'yı sevmektir. Rasulullah (s.a.s.) bu hususta şöyle buyurmuştur: ‘Kim Hasan ve Hüseyn’i severse beni sever, onlara buğz eden bana buğz etmiş olur.’ Dolayısıyla Hz. Hüseyin’i sevmek, onun uğruna can verdiği değerleri sahiplenmek, onun yürüdüğü yolda yürümektir. Elbette Hz. Hüseyin’in yolu, Allah’ın elçisi Muhammed Mustafa‘nın (s.a.s) Efendimizin yoludur. Ama malesef İslam coğrafyasını büsbütün Kerbelâ’ya dönüştürme gayreti içerisinde olanlar herdaim var olmuştur.
Kerbela olayı İslam tarihinde kara bir lekedir ve her Müslümanı üzmektedir. Elbette Bu olaydan ders çıkarmak gerekir. Neyazık ki bu olayın failleri bunu kullanarak kendi siyasetlerine alet etmekteler. Hüseyin (r.a.)'ı Kûfe'ye çağıranlar onun yandaşları yani Şiilerdi. Daha sonra sebep olduklarından pişman oldular ve kendilerini dövmeye başladılar. Bu gelenek halen devam etmektedir. Başlarını kesip, göğüslerini döverek "Ya Hüseyin" diyenler, bu sözlerle şirke düştüklerini bilmeliydiler. Ne yazık ki Şiilerin çoğu, imamlarının ölmediği kanaatindeydiler. Yaşayan ve Baki olan Allah'tır. Geçmişte yaşadığına inandıkları Hz. Hüseyin de ve diğer imamlar da ölmüştür.
Kerbela olayını anmak için toplananların beyinlerinde ve bedenlerinde olumlu etkilerinden çok olumsuz etkileri vardır. Kendilerine ait olmayan insanlara karşı kin, öfke ve düşmanlık. Kim Yezid'e ve onun takipçilerine lanet okursa, o, Yezid ve onun takipçilerine iman etmiş olur. Dinin esasının onlarla savaşmak ve lanetlemek olduğunu anlarlar. Kendilerine muhalefet eden herkesi kolayca Yezid ve onun müritlerinden biri olarak tayin edebilirler. Aynı zamanda merasimdeki Şiiler bu tarihi olayı alevlendirerek kendi mezhebinden olmayanlara karşı düşmanlığı alevlendirmektedir.
Allah Teâlâ geçmiş toplumların yaptıkları hakkında şöyle buyurmaktadır: "Onlar gelip geçen bir ümmettiler. Onların kazandıkları onların, sizin kazandıklarınız da sizindir. Onların yaptıklarından siz sorumlu tutulmazsınız." (Bakara, 2/134).
28.07. 2010
Mehmet Bülbül