24. Nur 33 - feteyatikum - Gençler
...وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاء إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِّتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَمَن يُكْرِههُّنَّ فَإِنَّ اللَّهَ مِن بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
----------(D.i.B Meali)----------
“...Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için İFFETLİ OLMAK İSTEYEN CARİYELERİNİZİ FUHŞA ZORLAMAYIN. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”
--------- ---------
FETEYAT/ فَتَيَاتِكُمْ kelimesi maalesef meallerde CARİYE olarak tercüme edilmiştir. “ve la tukrihu feteyatikum” ifadesi ‘Cariyelerinizi zorlamayın’ şeklinde tercüme edilmiştir. Bu tahrifatın benzeri diğer surelerde geçen ‘ma meleket eymanikum’ ifadesinde de görülür. Çünkü Tefsir alimleri bu her iki ifade için de CARİYE tanımlaması yapmışlar.
Oysa ki bu kelime Kur’an’da sıklıkla "Gençler" için kullanılmaktadır. Feteyat ifadesinin geçtiği diğer ayetlere bakılınca bu kelimenin "genç veya gençler" anlamına geldiği açıktır. (21 ayette geçen bu kökten/ف ت ي türemiş kelimeye, sadece bu ayette cariye anlamı verilmiştir). Oysaki ayette ‘genç kızların (feteyatikum) zorlanmasından (tukrihu) yani ikrahından bahsedilmektedir, fakat bu zorlama Kur’an bütünlüğü dikkate alındığında fuhşa değil 'evliliğe zorlanmaları' olarak tanımlanmalıdır.
*Enbiya/21.60: “(Bazıları:) "Genç bir delikanlının (Kalu semi'na feten) onları diline doladığını duyduk, dediler. Adına İbrahim diyorlar."
*Kehf/18.10: “Gençler,( iz evel fityetu) mağaraya sığındıkları zaman şöyle demişlerdi: "Rabb'imiz, bize kendi katından bir rahmet ver. İşimizde doğru olanı yapma bilinci lütfet.”
*Kehf/18.62: “(Musa) Epey bir mesafe aldıktan sonra, genç arkadaşına(kale li fetahu), "Yolculuğumuz nedeniyle iyice yorulduk, haydi sabah yemeğimizi getir." dedi.”
*Yusuf/12.30: “Ve şehirdeki bir takım kadınlar: "Azizin hanımı, genç hizmetlisiyle (turavidu fetaha an nefsih) birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.”
BİĞAİ/ الْبِغَاء(bağy) kelimesi ‘aşmak, sınırları taşmak’ gibi anlamlara gelen ‘bağy’ kelimesinden türemiştir.
🔴Bağy ve fuhuş kelimelerinin ikisinin de bir arada kullanıldığı Araf Suresi'nin 33.ayeti zaten bağy’nin fuhuş anlamına gelemeyeceğini açıkça kanıtlamaktadır. Aynı ayetin içerisinde hem FAHŞA ve hem de BAĞY kelimesinin kullanılmış olması ikisinin de anlamının aynı olmadığının da açık bir kanıtıdır:
*ARAF/7:33
“De ki: "Rabb'im, yalnızca açık ve gizli bütün fuhuş çeşitlerini (fevahişe/الْفَوَاحِشَ); günahları (ve-l isme/وَالإِثْمَ), haksız yere saldırmayı (ve-l bağy/وَالْبَغْيَ), hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a Şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri konuşmanızı haram kılmıştır.”
Görüldüğü gibi ‘vela tukrihu feteyatikum alel biğai’ ifadesi ‘cariyelerinizi fuhşa zorlamayın’ anlamına dönüştürülmüştür. Oysaki ayette geçen ‘feteyat’ kelimesi ‘cariye’ ve ‘alel biğai’ kelimesi de ‘fuhşa zorlamayın’ demek değildir!
BİĞAİ kelimesini tefsir edip detaylandıran ayetler ise şu şekildedir:
*BAKARA/2.173: “...Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak (gayra bağin/غَيْرَ بَاغٍ) ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur...”
*AL-İ İMRAN/3.19: “...Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtiras (bağyen beynehum/بَغْيًا بَيْنَهُمْ) nedeniyle ihtilafa düştüler...”
*NAHL/16.90: “Allah, adil olmayı, iyilik yapmayı ve yakınlarınızda olanlara yardım etmeyi emreder. Haddi aşmaktan, (fahşai/الْفَحْشَاء) kötülük (ve-l munkeri/وَالْمُنكَرِ) ve zorbalık (ve-l bağy/وَالْبَغْيِ) yapmaktan men eder. Umulur ki bu uyarıdan öğüt alırsınız.”
ÂYETİ GELENEĞE UYMASI İÇİN UYDURULAN NÜZÛL SEBEPLERİ;
Münafık Abdullah b. Übeyy'in, Mu'aze, Müseyke, Ümeyme, Amre, Ervâ ve Kuteyle adlarında altı cariyesi vardı. Bunları, zina etmeye mecbur ediyordu ve bunlara vergi koyuyor (belli bir miktar para getirmelerini istiyordu). Derken bunlardan ikisi, Hz. Peygamber (s.a.v)'e başvurup, şikâyette bulundular. İşte bunun üzerine bu ayet nazil oldu(!) (Tefsir-i Kebir - Mefatih'ul GAYB - Fahruddin Er-RAZİ 10. Hüküm: Fuhşa Zorlama Yasağı Nur.33 Tefsiri).
Abdullah b. Übeyy birisini esir aldı. O esir Abdullah'ın cariyesinden kâm almak(zevk almak, tadını çıkarmak) istedi. Bu câriye müslümandı. Bundan dolayı bu işten uzak durdu. Abdullah b. Übeyy ise cariyenin o esirden hamile kalmasını, böylece de çocuğunun fidyesini alabilmek için, cariyeyi buna zorladı. İşte bunun üzerine bu ayet nazil oldu(!).
Ebu Salih, İbn Abbas (r.a)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdullah b. Übeyy, yanında Mu'aze adında çok güzel bir câriye olarak Resûlullah (s.a.s)'a gelip: "Ey Allah'ın Resulü bu falancanın yetimlerindendir. Biz buna zina ederek, ailesini geçindirmesini emredemez miyiz?" dedi. Hz. Peygamber (s.a.s) "Hayır" cevabını verdi. Abdullah b. Übeyy sorusunda ısrar edince de bu ayet nazil oldu(!).
Bir de, Cabir b. Abdullah (r.a): "Birisinin cariyesi gelip, "Efendim beni zina etmeye zorluyor" dedi de, bu ayet bundan dolayı nazil oldu" demiştir(!) (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 17/72)
Fıkıh eserlerinde de durum çok farklı değildir;
Mesela meşhur Hanefî fakihi Kâsâni 'cariyenin fuhuş için kiraya verilemeyeceğini' söyledikten sonra bu ayete atıfta bulunur.(Muhammedü b. Ahmed b. Sehl es-Serahsi (ö.483/1090), el-Mebsût, Beyrut, 1989, IV, 190)
Yine aynı fâkih, Mut’a Nikâhı'nın caiz olmadığı bağlamında da bu ayeti hatırlatır.
Maverdi, bu ayetteki şartın bulunmaması halinde hüküm doğurmayacağını, yani namuslu kalmak istememeleri halinde cariyelerin zinaya zorlanamayacağını söyler.(Ebu’l-Hasen el-Maverdi, el-Havi, Beyrut, trs. XVI, 64.)