AMİN
ÂMİN; E M N Fiilinden türemiş bir isim fiildir. Yani; Allah’ım, ben de aynı şeyleri istiyorum, ben de söylenenlere can-ı gönülden inanıyor ve tasdik ediyorum, anlamındadır…
Âmin kelimesi; aslen emîn’dir. Kelime her zaman ünleme, nida etme vurgusuna sahip olmasından dolayı, kelimenin ilk harfi uzatılarak okunmuştur.
ÂMİN; Arapça da, “doğru, şüphesiz, gerçek” anlamındadır.
“Amin” kelimesi Kuran'da geçmez ama Tevrat ve İncil'de geçer. Hz. İsa ve Hz. Musa'nın bu kelimeyi kullandığı bilinir. Hz. Muhammed de bazı hadislere göre Fatiha Suresi’nden sonra “Amin” denmesini istemiştir. (Amin kelimesi Surelerin sonunda değil duaların sonunda söylenir. Fakat Fatiha Suresi dua gibi olduğu için Hz. Muhammed “Amin” denmesini istemiştir. Sünnet olarak sayılmıştır.)
Amin Sâmî kökenli, "emin, sağlam, sabit" gibi anlamlara gelen ve "güvenilir (kişi)" anlamındaki emin sözcüğü ile de akraba olan bir sözcüktür. Yunanca Eski Ahit'te genellikle "öyle olsun" anlamında kullanılırken İngilizce Kitab-ı Mukaddes'te "kesinlikle, gerçekten de" anlamında kullanılır.İbranice ve Süryanice/Aramice de ki “amen” de aynı anlamdadır.
Eski Mısırlılar, tüm dualarda ve yakarışlarda Amon’un ismini anarlardı. Hatta bu kelimenin Mısır tanrısı Amon’dan geldiğine inananlar olsa da, Âmin kelimesi çok daha önceleri tek tanrı inancı olan toplumlardan geldiği bilinmektedir.
4 mayıs 2011
Mehmet Bülbül