Hadisler KORUNMUŞ MUDUR?
AHMET KALKAN
Hadisler mahfuz olsaydı, korunmuş olsaydı, Peygamber Kur’an’ı koruduğu gibi hadisleri de koruyacaktı. Kur’an’ı yazdırdığı gibi hadisleri de yazdıracaktı. Veya Kur’an’ı ezberlettirdiği gibi hadisleri de ezberlettirecekti.
Dolayısıyla böyle bir şey olmadığı, Peygamber tarafından böyle anlaşılmadığı, hadislerin; Hatta kimi zaman yazmayı yasakladığını, istisnai olarak bazılarına çok az yazmalarına müsaade ettiğini biliyoruz.
Ve o hadislerde yazılı metinler olarak Buhari’nin eline felan geçmiş değil. Veya çok sayıda değildir. Yani Peygamber hadislerini muhafaza ettirmemiş ve ashap bunları ezberleyerek muhafaza etmek gibi bir mecburiyet hissetmemişlerdir.
Söz gelimi Buhari 600 000 hadisten kitabını derlediği ifade edilir. Genel meşhur bir durumdur. Hatta 1000 000 bir milyon diyenlerde vardır. Hafız ve saire konulanlardan dolayı denmiştir.
Peki, tekrarları çıkarırsak 6000 civarında ki hadis yüzde bir yapar. 600 000 nin yüzde 99 olan hadisler nerede? Buhari korumamış, diğerleri korumamış, yani şöyle demek mümkün. Hadis kitaplarında ki rivayetlerin hepsi Peygamberin sözü olmadığı gibi Peygamberin sözlerinin tümü hadis kitaplarında da geçmemiştir.
Çünkü Hz. Ebu Bekir kaç tane hadis rivayet etti, Hz. Ömer kaç hadis rivayet etti? Peygamberin yanında olanlar başka söz duymadılar mı? Hz. Ali yani 100 tane söz mü duydular peygamberden bunlar. Eğer korusalardı, hepsini ezberlemeleri gerekirdi. Yani bunu ifade etmek çok yanlıştır.
Çok net söylüyorum: “Zikir” hiç bir ayette şeriat ve din anlamında Sünnet anlamında kullanılmamıştır. Çok net söylüyorum: Kur’an da zikir kelimesi yaklaşık 24 anlamda kullanılmıştır.
Besmele, zikirdir.
Kur’an, zikirdir.
Namaz, zikirdir.
Allah’ı anmak, zikirdir.
Ama hiçbir ayette zikir kelimesi şeriat, din, sünnet anlamında kullanılmamıştır. Eğer din anlamında kullanıldıysa “Ehli zikir” Hıristiyan ve Yahudiler için, onların bilginleri için kullanılmıştır.
“NUR” kelimesi de sünnet ve hadis anlamı vermek mümkün değildir. Kur’an’a bakın: “Muhakkak ki (Kur’an’ı) indirdik, onu biz koruruz.” (Hicr 9) Diyor. “LEHU” diyor. “Lehuma” demiyor. Burada müfred sigası var. Dolayısıyla Kur’an ve Sünnet korunmuştur” ifadesi hem tarihi vakıalara ters düşer ve Peygamberin uygulamasına da ters düşer. Hiçbir ayette Sünneti de koruma söz konusu değildir.
Bunu kabul etmek Kur’an ayeti ile hadisi eş değerde görmek demektir. Birisi Allah’ın sözü, diğeri ise Peygamberin sözüdür. Tevhidin özü: Hiçbir şekilde Allah’ı Peygamberde olsa bir başkasına benzetmemektir. Yine Peygamberde olsa Allah’a benzetilemez.
Hiçbir zaman Kur’an ve sünnet, Kur’an ve hadis özellikle eşit sayılmaz. Allah kendi kitabını korumayı kendi üzerine almıştır.
Hadisler korunsa neyi tartışacaksınız? Beli olan 18764 tane hadis var korunmuş! Dolayısıyla 6236 tane ayeti nasıl hepimiz iman ediyor, kabul ediyorsak, 17 864 hadise iman ederiz korunmuştur!
Yok böyle bir şey. Bu rakam yok! Böyle bir sayı yok!
Ümmetin ittifak ettiği korunmuş hadis yok! Adet yok!
(Ahmet Kalkan Hocanın video konuşmadan alıntı)
AHMET KALKAN HOCA
Yoğun Bakımdayken Son Yazdıkları
Ahmet kalkan kardeşimizin yoğun bakımdayken en son yazdıkları:
"İslam'dan daha güzel bir inanç ve hayat görüşü olabilir mi hiç, mümkün mü? Halkın en kötü gördüğü ölümü size sevdiriyor. Hayatımız da ölümümüz âlemlerin rabbine ait. O dilemedikçe kimse ve hiçbir virüs zarar veremez. Sabır denilen nimet yaşanırsa dünyamızı da aydınlatır. Esas virüs şirk virüsüdür, o hastalarla ne kadar ilgileniyoruz. Müslümanın morali hiç mi bozulmaz? Bozulur elbet, ama hemen ayetler elinden tutar, dualar devreye girer, sabır dayanak olur ve karamsar olmadan her şeyin imtihan olduğunu hatırlar. Hepinize selam. Yoğun bakımda olsam ve en az dört gün boyunca buradasın denilse de ben iyiyim, merak edilecek bir durumum yok. Bakın biraz zorlanarak da olsa yazdığıma göre. Sevgiler..."
Ekim 2022 de vefat eden Hocaya Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz.
Hadisleri bir araya getirmeyi düşünen Hz. Ömer’in konu etrafında çok düşündüğü ve sahâbîlerle istişare ettikten sonra, “Size bir sünen kitabı yazmaktan bahsetmiştim. Fakat sonradan düşündüm ki sizden önce Ehl-i kitap Allah’ın kitabından başka kitaplar yazmış ve o kitaplar üzerine düşerek Allah’ın kitabını terketmişlerdi. Yemin ederim ki Allah’ın kitabını hiçbir şeyle gölgelemem” diyerek bundan vazgeçtiği rivayet edilir. Diğer taraftan onun Irak yöresinde görevlendirdiği Karaza b. Kâ‘b’a, gittiği yerde az hadis rivayet etmesini ve insanları Kur’an okumaktan alıkoymamasını söylediği ve çok hadis rivayet eden birkaç sahâbînin Medine dışına çıkmasını yasakladığı kaydedilir (İbn Sa‘d, III, 287).