Cin -2
CİN kelimesi bir cinsi belerlemek içindir. Bizim idrak sınırlarımıza girmeyen gözle göremediğimiz varlıklar toplamının tamamının genel adı cindir.
Halbuki İns; insiyyet (ünsiyet) edilen dokunulabilen, temaşe edilen, görülen varlıklardir.
Cin kelimesi 1- görunmezlik 2- yabancıllık, aşina olunmayan
Kur'ana göre Cin:
"vecealu beynehu ve beynel cinneti nesebe" diye geçen saffet suresindeki ayetin sebebi nuzulü için denir ki Cahiliye döneminde müşrikler Allah ile cinler arasında nesebiyet kurdular, bu yüzden saffat suresindeki bu ayet inmiştir.
"Min kulli şeytanim marid" diye geçen ayette belirtilen sürekli kötülük üreten şeytan ile, "İfritun minel cinni" ayetinde geçen kötülüğü daha ileri boyuta taşıyan kötüler de cindir.
İnsanlara sürekli güzelliği telkin eden ve iyiliği düşünen cinni varlıklara da Melek denir.
Aslında cinlik bir sıfattır. İblis Adem'e secde olayına kadar normal iken secde etmediği için İblis oldu da şeytanlaştı bu yüzden kuranda minel kafirin, minel cinn oldu.
Arab müşrikleri diyorlardı ki cinler göğün katlarında oturuyorlar ve çaldıkları bilgileri insanların bazılarına eklemekerle iletiyorlar. Oysa ki "onları kovalayan ateş parçası" şeklinde ifade edilen ayette (ateş parçası kuran ayetleridir) kuranın inmesiyle "artık bundan sonra bunları yapamayacaklar " denilerek bu anlayışa bir son verilerek tabiri caizse Kur'an onların foyasını açığa çıkarmıştır. Bundan sonra cinlere dayanarak bilgi aldığını söyleyen kim varsa reddedilecektir. Hiyararşiye göre de (meratibul vücud) insan cinlerin üzerinde konumlanmıştır. Cin vardır ama günümüzdeki gibi Allah insanların başına bela ve musibet olacak şeklinde anlaşılan cinni varlıklar yaratmamıştır. Yoksa böyle inanmak istismar alanı açacaktır, birileri de çıkar "ben sizi bunlardan kurtarayım" der.
Cinlerle evlilik konusu : İslam öncesi arablara gelen yabancı bir kadın (onlara göre cinden bir kadına silat denir) bir erkek insanla evlenirse buna Nedime denir ya da bir erkek cin kadın insanla evlenirse buna da Nerime denir. Bu cinler onlara göre ıssız çöllerde, vadilerde yaşarlar, cahil arablar böyle yerlerden geçerken "euzu Bi seyyidil hezel va'di min şerri sufeaaihi" yani "akılsız serkeş cinlerden bu vadinin efendisi olan cinne sığınırım" derdi.
Felak ve Nas surelerinin sebebi nuzulü arabların cahiliye döneminde sığındıkları cin şeytan gibi varlıklara sığınmak yerine her türlü şer ve musibetten sadece Allah'a sığınmamız bizden istenmiştir.
Tarihde cin :
* İnsanlar tarih boyunca Tanrı dışında görülmeyen, olağan üstü başka varlıklara da inanmışlar, çeşitli devirlerde ve coğrafî bölgelerde bu varlıkların iyilerine ve kötülerine değişik isimler vermişlerdir.
* Eski Asurlular ve Bâbilliler arasında toplumun her kesiminde kötü ruh ve cinlere inanılırdı. Bâbilliler bu inançları Sumerler’den aldılar.Asurlular’ın dedikleri EDİMMU kötü ruhlar, ölü ruhlar, UTUKKU insanlara musallat olan kötü ruh, GALLU cinsiyetsiz cinler
* Eski Mısırlılar’da, Asurlular veya Hintliler’de olduğu kadar çok sayıda ve çeşitte cin görülmez. Asya dinlerindeki insan azmanı cinler Mısırlılar’da yoktur. Eski Mısır dinindeki telakkiye göre cinler genellikle yabani hayvan, yılan ve kertenkele gibi sürüngen veya kara vücutlu insan şeklinde yaratıklar olup Re’nin düşmanları sayılırdı.
* Eski Yunanlılar’da daimon yarı tanrılaşmış ama insanlar ve melekler gibi Tanrı tarafından yaratılmış, iyisi kötüsü bulunan varlıklardır.Yunanca deimon theos ile eş anlamlıdır.Latince genius (müennesi juno) yarı tanrı, yarı insan yahut ikinci dereceden ruhlar, özellikle çiftlik ve evleri, malı mülkü koruyan ruhlar için kullanılırdı.
* Germenlerin ve Eski Slavlar’ın ruhlara ve cinlere olan inançları günümüze kadar gelmiştir. Bu varlıklar rüya, hastalık, ev ve tabiatla ilgiliydiler. Eski Keltler’de iyi veya kötü tabiatlı cinlere inanılırdı. Bunlar mağaralarda, çukur yerlerde, ormanların derinliklerinde yaşayan varlıklardı.
* Batıda olduğu gibi doğuda da ruhlar ve cinler konusu her zaman önemini korumuştur. Japonlarda ve Çinliler’de kuei (cinler) ve shen (ruhlar veya tanrılar) telakkisi bütün Çin görünmezler âlemini kapsar. Kuei, ölünce görünen âlemden görünmeyen aleme gitmiş insan ve hayvan ruhlarıdır. Çin’de özellikle taoist rahipleri cinlerin kötü etkilerinden korunmak için muskalar, tılsımlar, afsun ve tütsüler, okuma ve üflemelerle ve bazı tâlimatlarla tedbirler alırlar. Birçok zihnî ve bedenî hastalık cinlerden bilinir.
* Hindistan’da en eski zamanlardan beri tanrılar, görünmeyen varlıklar, bu arada insanlara daha yakın varlıklar arasında cinlerle ilgili mitolojik anlatımlar bulunmaktadır.Hintliler melek, cin, tanrı kavramlarını birbirine karıştırmışlardır. Onlarda doğrudan doğruya melek tabiatında varlıklar görülmemektedir. Yakhalar ve Pisakalar Budizm’de de geçer.
* Zerdüşt eski İran’ın deva denilen tanrılarını cin saymıştı. Zerdüştçü düalizmde kötülüğün prensibi Gathalar’da druj (yalan) diye adlandırılmıştı. Zerdüştî efsanelerde Azhi Dahaka gibi omuzlarından iki yılan çıkan cinnî devler geçer (DAHHÂK). Zerdüşt’ten sonra Mecûsîlik’te Zerdüştîlik’le birleştirilen Zurvanizm’de şehvet, Âz adlı dişi bir cinle sembollendirilmişti. Âz Maniheizm’e de geçmiştir.
* Türkler’in müslüman olmadan önceki inançlarına göre bütün dünya ruhlarla doludur ve dağlar, göller, ırmaklar hep canlı nesnelerdir. Kara Nemeler veya Yekler denilmektedir ki YEK Uygurca dinî metinlerde “şeytan” anlamındadır.
* Yahudilerde Bâbil sürgünü sonrası dinî literatüründe cinlerle ilgili anlatımların çoğaldığı görülmektedir. Sonraki kutsal metinlerde, apokrif eserlerde ve halk menkıbelerinde, özellikle kabala denilen mistik gelenekte şekilsiz ve gölge gibi cinler vardır.