46. Ahkaf 29. Ayet Tefsiri - Cin meselesi
29- Ey Muhammcd, bir zaman Kur´ani dinleyecek bir cin taifesini sana yöneltmiştik. Kur´anın okunuşunda hazır bulununca, birbirlerine: "Susun dinleyin." dediler. Okuma bitince de kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.
30- Kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa´dan sonra indirilen, kendinden öncekileri tasdik eden, hakkı ve doğru yoiu gösteren bir kitap dinledik.
Âyet-i kerimede, cinlerin Resulullaha yöneldikleri, ondan Kur´an dinledikleri bildirilir.
Ancak Resulullahın, cinlerin geleceklerinden haberi bulunup bulunmadığı, cinlerle görüşürken yanında sahabilerden herhangi birinin bulunup bulunmadığı, cinlerle sadece Mekke´de "Nahle" veya "Hücun" denen yerde mi yoksa hem Mekke hem de Medine´de mi karşılaştığı, kendisine gelen cinlerin sayısının yedi veya dokuz yahut on beş veya üçyüz ya da on iki bin mi olduğu hakkında . farklı rivayetler zikredilmiştir.
Bu rivayetlere göre, Resulullah, cinlerle çeşitli yerlerde, muhtelif zamanlarda mı görüşmüştür!?
1- Resulullahın, cinlerin gelmesinden, daha Önceden haberi olup olmadığı ve cinlerin, kendisini dinlerken onları görüp görmediği meselesi:
a- Abdullah b. Abbas, Resulullahın, cinlere bilerek Kur´an okumadığını ve onlan görmediğini söylemiş ve şunları rivayet etmiştir:
"Resulullah, sahabilerinden bir toplulukla birlikte Ukaz panayırına gitmek üzere yola çıkmıştır. Bu sırada şeytanlann, gökten haber almalarına engel olunmuş, onların üzerine gökten ateş parçaları gönderilmiş ve onları kavimlerinin yanına geri çevirmiştir. Kavimleri onlara: "Ne oluyor size " diye sormuşlar onlar da şöyle demişlerdir: "Bizim, gökten haber almamıza engel olundu. Bizim üzerimize ateş parçalan gönderildi." Kavimleri onlara: "Sizin gökten haber almanıza engel olan mutlaka yeni bir şey olmuştur. Siz, yeryüzünün doğu ve batı-lannı tarayın. Sizin, gökten haber almanıza mani olan şeyin ne olduğunu araştırın." demişlerdir. Bunun üzerine, "Tihame" bölgesine doğru yönelin cinler, "ukaz" panayırına gitmek üzere "Nahle" denilen yerde bulunan Resulullah (s.a.v.)e yöneldiler. Resulullah, sahabilerine sabah namazını kıldırıyordu. Cinler Kur´ani işitince onu dinlediler ve kendi kendilerine: "Vallahi sizin, gökten haber almanıza engel olan işte budur." dediler. İşte cinler oradan dönüp kavimlerine gittiklerinde şu ayetin beyan ettiği sözleri söylediler: "Ey Muhammet!, de ki: "Bana şu vahyedildi. Cinlerden bir topluluk Kur´an okumamı dinlemiş ve şöyle demişler: "Gerçekten biz, hayrete düşüren hidayeti gösteren bir Kur´an işitik ve ona iman ettik. Artık rabbimiz olan Allaha hiçbir kimseyi ortak koşmayacağız." (Cin Suresi,´âyet: 1-2)
Bunun üzerine Allah teala rasulüne "Kul ûhiye" suresini (Cin suresini) indirdi. (Buharı, K.el-Ezan, bab: 105, Müslim, K.es-Salnlı, bab: 149, Hadis no: 449 / Tirmizî, KTcfsir el-Ktır´an, Sure: 72, Hadis no: 3223.)
b- Abdullah b. Mes´ud ise Resulullahın, cinler tarafından davet edildiğini, ve onlara Kur´an okuduğunu söylemiş ve şunları rivayet etmiştir: Alkame diyor ki:
"Ben, îbn-i Mes´ud´a şunu sordum "Sizden herhangi biliniz, Resulullah ile birlikte cinlerin gecesinde hazır bulundu mu " Abdullah b. Mes´ud da dedi ki: "Hayır. Fakat, bir gece biz Resulullah ile birlikte bulunuyorduk. Onu kaybettik. Vadileri ve yollan aradık, Dedik ki: O, kaçırıldı veya suikasda uğradı. Bizo gece, bir topluluğun geçireceği en kötü geceyi geçirdik. Nihayet sabah oldu. Bir de ne görelim, Resululah Hira tarafından geliyor. Dedik ki: "Ey Al I ahin Resulü, biz seni kaybettik ve aradık, fakat bulamadık, biz bu geceyi bir topluluğun geçirdiği en kötü gece olarak geçirdik." Resulullah şöyle buyurdu: "Bana cinlerin davetçisi geldi. Ben onunla birlikte gittim. Onlara Kur´an okudum."
Abdullah b. Mes´ud diyor ki: "Biz Resulullah ile beraber aynı yere gittik. O bize, cinlerin ve ateşlerinin kalıntılarını gösterdi. Cinler.ResuIllahtan yiyecek istemişler, Resulllah da onlara: "Üzerine Allahın ismi anılan ve elinize geçen her kemik, en etli haliyle birlikte sizin yemeğinizdir. Her hayvan dışkısı da sizin hayvanlarınızın yemeğidir." demiştir. Sonra Resulullah sahabilere: 'Siz bu iki şeyle taharet etmeyin. Çünkü bunlar, kardeşlerinizin yemeğidir" buyurmuştur. (Müslim, K.es-S:dah, bab: 50, Hadis no: 150/Tirmizî, Tefsir ul-Kurtubi, Sure: 46, Hadis no: 3258)
Bu iki ravayetten anlaşıldığı gibi Resulullah bir kere cinlerden habersiz olarak Kur´an okumuş ve onlar da kendisini dinlemişlerdir. Diğer bir defa da cinler Resulullahi davet etmişler o da onlara Kur´an okumuştur.
2- Resulullah cinlerle görüşürken yanında sahabilerden herhangi birinin bulunup bulunmadığı meselesi:
a- Abdullah b. Mes´ud´dan rivayet edilen ve bundan önce -b- şıkkında zikredilen hadis, Resulullahın, cinlerle görüşürken yanında sahabilerden her-hang ibirinin bulunmadığını ifade etmektedir.
b- Yine Abdullah b. Mes´ud´dan rivayete dilen şu hadis-i şerif ise Abdullah b. Mes´ud´un, Resulullahın cinlerle görüştüğü gece onunla beraber olduğunu ifade etmektedir. Abdullah b. Mes´ud diyor ki:
"Cin gecesinde Resulullah bana dedi ki: "Mataranda ne var " Dedim ki: "Hurmasuyu." Resulullah: "Güzel hurma, temiz su." dedi. (Ebu Davud, Taharet, bab: 42, Hadis no: 84 /Tirmizî, Taharet, bab: 65, Hadis no: 8)
Diğer bir rivayette ise Abdullah b. Mes´ud şöyle diyor:
"Biz, birgün Resulullahın bazı sahabileriyle birlikte Mekke´de bulunuyorduk. Resulullah, "Sizden biriniz kalkıp benimle gelsin. Fakat kalbinde zerre kadar aldatma hissi taşıyan benimle gelmesin." dedi. Ben kalkıp gittim. İçinde su bulunduğunu zannederek mataramı da aldım. Resulullah ile beraber çıkıp gittik. Mekke´nin üst tarafına varınca orada bir araya toplanmış karaltılar gönlüm. Resulullah yere bir çizgi çizdi. Sonra bana: "Ben gelinceye kadar burada ayakta bekle." dedi. Ben orada ayakta durdum. Resulullah (s.a.v.) ise yürüyüp gitti. O karaltıların, Resuîullahın üzerine tırmandıklarını gördüm. Resulullah onlarla gece boyunca sohbet etti. Şafak vakti benim yanıma geldi ve bana: "Ey İbn-i Mes´ud, hâlâ ayakta mısın dedi. Dedim ki: "Ey Allahın Resulü, sen bana, "Ben senin yanına gelinceye kadar ayakta dur." dememiş miydin " Sonra Resulullah "Yanında abdest suyu var mı " diye sordu. Ben de "Evet" dedim. Matarayı açtım bir de ne göreyim, hurma suyu. Dedim ki: "Ey Alalını Resulü vallahi ben matarayı aldığımda onun içindekinin su olduğunu sanarak almıştım. Halbuki o, hunna suyu imiş." Bunun üzerine Resulullah: "Güzel hurma.temiz su." dedi. Ondan abdest aldı. Kalkıp namaz kılmaya başlayınca o gördüğüm karaltılardan iki kişi gelip ona: "Ey Allahın Resulü, namazımızda bize imamlık yapmanı istiyoruz." dediler. Resulullah o iki kimseyi arkasında saf tutturdu sonra bizena-maz kıldırdı. Namaz bitince dedim ki: "Ey Allahın Resulü, bunlar kimdir " Resulullah: "Bunlar, Nusaybin cinleridir. Bunlar, aralarında çıkan bazı anlaşmazlıklarda bana başvurmak için gelmişler. Benden yiyecek istediler. Ben de onlara yiyecek verdim." dedi. Dedim ki: "Ey Allahın Resulü, senin yanında onlara yiyecek olarak vereceğin bir şey var mıydı " Resulullah: "Ben onlara çöpleri yiyecek olarak verdim. Onların buldukları hayvan tersleri onlar için arpaya dönüşecek ve buldukları kemikler de etlere bürünmüş olacaktır." İşte Resulullah bu sırada hayvan pislikleriyle ve kemiklerle taharet yapılmasını yasaklamıştır. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.î, S.458-459)
3- Resuîullahın cinlerle nerelerde görüştüğü meselesine gelince:
Tirmizi´nin şeyhi "Kevkeb ed-Dürrî" adlı kitabın sahibi şöyle diyor: "Resulullah cinlerle altı kere görüşmüştür. Birincisi, sahabenin "Kaçırıldı." veya "Suikaste uğradı" diye endişe ettikleri zamanda Mekke´de olmuştur. Bu görüşmede Abdullah b. Mes´ud, Resulullah ile beraber bulunmamıştır. Nitekim Müslim ve Tirmİzî´nin rivayetleri bunu göstermektedir.
İkinci görüşmesi ise yine Mekke´de ve "Hücun" denilen dağda olmuştur. Üçüncü görüşmesi, Mekke´nin üst tarafındaki dağlarda gerçekleşmiştir. Dördüncüsü, Medine´de "Bakîel-Garkad" mevkiinde olmuştur. Beşincisi, Zübeyrb. el-Avvam´ın bulunduğu, Medine´nin dışında bir yerde gerçekleşmiştir. Altıncısı ise Bilal b. Hâris´in de bulunduğu, Resuîullahın bir yolculuğu esnasında gerçekleşmiştir." Resuîullahın, Nusaybin cinlerinin heyetiyle görüştüğü şu hadis-i şerifte zikredilmiştir:
Ebu Hureyre (r.a.)dan rivayet ediliyor ki
O, Resululahın abdest alması ve taharette bulunması için yanında bulunduğu zaman matara ile su taşırmış. Bir gün, Ebu Hureyre, Resuîullahın arkasından giderken Resulullah "Bu kim " diye sornıuş Ebu Hureyre ise: "Ben Ebu Hureyre´yim." demiştir. Resulullah ona: "Sen bana. taharet için taşlar topla fakat kemik ve hayvan tersi getirme," demiştir. Ebü Hureyre diyor ki: "Ben eteğime taş toplayarak Resulullaha götürdüm. Taşlan yanına bırakıp oradan ayrıldım. Resulullah, işini bitirdikten sonra onunla beraber yürüdüm. Ve dedim ki: "Kemik ve hayvan terslerinde ne var ki " Resulullah: "Onlar cinlerin yemeğidir. Buna Nusaybin cinlerinin heyeti geldi. Onlar ne güzel cinlerdi. Onlar benden yiyecek istediler, ben de onlar için Allaha yalvardım. Buldukları herhangi bir kemik veya hayvan tersinin onlar için yiyecek kılınmasını istedim. [44]
Abdül Aziz b. Ömer diyor ki: "Resulullah iie "Nahle" mevkiinde görüşen cinler "Ninova" cinleridir. Onunla Mekke´de görüşen cinler ise "Nusaybin" cinleridir."
4- Cinlerin sayısı meselesi:
Abdullah b. Mes´ud, Resulullah ile görüşen cinlerin sayısının yedi olduğunu ve bunların Nusaybin cinleri olduğunu söylemiş, Zır b. Hubeyş ise bunların sayılarının dokuz olduğunu, içlerinden birinin adının ise "Zevbea" olduğunu söylemiştir. Abdullah b. Mes´ud´dan da bu rivayet nakledilmiştir.