56. Vakıa 8-10 - Ahirette insanlar 3 sınıf olacaklar
Vakıa suresi 8–10. ayetlerde yapılan açıklamaya göre insanlar ahirette üç sınıfta toplanacaklardır:
- Sağın ashabı (bahtiyar olanlar)
- Solun ashabı (bedbaht olanlar)
- Sabikun [Öne geçenler, görevi önce yapanlar]
8. ve 9. ayetlerde, “sağın ashabı” ve “solun ashabı” için “Sağın ashabı nedir?” ve “Solun ashabı nedir?” şeklinde birer soru cümlesi yer almıştır. Daha önce Kariah suresinde karşılaştığımız, ileride de Hakkah suresinde karşılaşacak olduğumuz “sözcüğün tekrarı ile yapılan soru cümleleri”, dikkat çekmek, meselenin önemini belirtmek ve bunun şaşılacak bir hâl olduğunu beyan etmek için kullanılan bir ifade tarzıdır.
10. ayette, “ السّابقونes-Sabikun” sözcüğünün tekrarlanmasını Türkçede “öne geçenler, gerçekten önde olmayı hak etmiş kimselerdir” şeklinde açıklamak mümkündür.
ASHÂBU’L-MEYMENE:
Sözlüklerde ميمنة [meymene] sözcüğü için يمين [yemîn] veya يمن [yumn] sözcüklerinden türemiş olmasına göre “sağ el” veya “uğurlu/bereketli” karşılıkları verilmiştir.
"Genellikle "amel defterleri sağdan verilenler"
veya "sağın sahibi" "sağın taraftarları" şeklinde çeviriye konu olan "Ashabı meymene ;"
Arapçada bir deyim olup çok değerli şerefli onurlu ve önemli kimseler için kullanılmaktadır.."
Kelimenin يمن [yumn] sözcüğünden türediği kabul edilirse, ashâbu’l-meymene deyimi, “bahtı iyi olan, bereketli, mutluluk sahibi” anlamına da gelir. Eğer yemîn sözcüğünden türediği kabul edilirse, bu takdirde de “sağ el” anlamına gelir ve âyette “yüksek mertebe” anlamında kullanıldığı anlaşılır. Çünkü Araplar için “sağ el”, kuvvet ve şerefin sembolüdür. Nitekim hürmet edilen kimseler meclislerde sağ köşeye oturtulur ve bir kimseye verilen değerفلان منّى باليمين [fulânun minnî bi’l-yemîn=o benim sağ kolumdur] ifadesi ile belirtilirdi. Bu ifade günümüzde de aynen kullanılmaktadır.
ASHÂBU’L-MEŞ’EME:
مشئمة [meş’eme] sözcüğü, شئم [şu’m] kelimesinden türemiş olup “uğursuzluk, talihsizlik” demektir. Araplar, şu’ma [uğursuzluk] sözcüğü ile شمال [şimâl=sol el] sözcüğünü aynı anlamda kullandıklarından, sözlüklerde şu’ma sözcüğünün anlamı, “sol el” olarak belirtilmiştir. Sefere çıkan bir kimsenin sol tarafından bir kuşun uçmasını uğursuzluk sayan Araplarda “sol el”, zayıflığın ve zilletin simgesidir. Nitekim önemsiz ve aşağı mevkide görülen kimseler meclislerde sol tarafa oturtulur ve bir kimsenin değersiz olduğu فلان منّى بالشّمال [fulânun minnî bi’ş-şimâl=o benim sol kolumdur] ifadesi ile belirtilirdi. Özetle اصحاب المشئمة [ashâbu’l-meş’eme], Allah’ın aşağıladığı bedbaht kimselerdir ve O’nun huzurunda sol tarafta bulunacaklardır.
"Genellikle "amel defterleri solundan verilenler"
veya "solun ashabı" "solun taraftarları" şeklinde çeviriye konu edinilen Ashabı meş''eme ;
Arapçada bir deyim olup ; zillet içerisinde aşağılık değersiz onursuz kimseler için de kullanılmaktadır.."
Erhan Aktaş
ÖNE GEÇENLER
“Öne geçmek” ifadesi, bir yarışı çağrıştırmaktadır. Zaten Rabbimiz de Kur’an’da bizleri birçok işte ortak hareket etmeye, iyi işlerde yarışmaya davet etmiştir:
17-20.Kesinlikle sizin düşündüğünüz gibi değil! Doğrusu siz, yetimi, üstün-saygın bir şekilde yetiştirmiyorsunuz. Yoksulun yiyeceği üzerine birbirinizi özendirmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki! Malı öyle bir sevişle seviyorsunuz ki, yığmacasına!(Fecr/ 17, 20)
1-3.Yaşadığınız çağın insanlık hâli kanıttır ki iman eden, düzeltmeye yönelik işler yapan, hakkı tavsiyeleşen; birbirinin olmazsa olmazı sayan/ öğütleşen ve sabrı tavsiyeleşenlerin; birbirinin olmazsa olmazı sayanların / öğütleşenlerin dışındaki tüm insanlar, kesinlikle tam bir kayıp, zarar, bunalım, acı içindedir.(Asr/ 1–3)
خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌ
مُهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
(Kamer 7-8) Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde ve dâvetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.