86. Tarık 1-3 - Tarık (pulsar) NEDİR
KURAN'DA, KAPIYI ÇALAN YILDIZ, TARIK ( PULSAR )!...
Ve Evren’e ve Vuruşlu’ya (Tarık’a) (86:1)
Vuruşlu (Tarık) nedir kavrayabilir misin? (86:2)
O delici yıldızdır. (86:3)
Kapıyı Çalan Yıldız
İnsan kulağı alemdeki tüm sesleri duyamamaktadır. 250 Hz ve 3000 Hz arasındaki konuşma frekansı bölgesini duyar. Bunun altındaki infrasound denilen alçak frekanstaki sesleri ve üzerindeki Ultrasonic denilen çok yüksek frekanstaki sesleri duyamaz. Bunlar ancak bu yüksek frekansları algılayan cihazlar ile kaydedilebilir.
Asrımızda bilim ve tekniğin gelişmesi ile alemde çok yüksek frekansta ses çıkaran, atmosferden tutun güneş sistemindeki bir çok gezegenin çıkardığı ultrasonik sesler kayıt altına alınmıştır. Bunların içlerinde en ilginç olanı Bilim adamlarının Pulsar diye isimlendirdikleri, ismi Kur’an da Tarık yıldızı olarak geçen ve kendisine yemin edilen bir yıldızdır.
TÂRIK, aslında “tark” kökünden ism-i fâildir. Tark, bir ses işitilecek şekilde şiddetle vurmak, çarpmaktır. Buna göre “târık”, esasen “tokmak vurur gibi şiddetle vuran ve kapıyı çalan” demektir.
Bundan 1400 yıl önce bilim ve tekniğin olmadığı bir zamanda kapıyı çalan manasında Tarık olarak bildirilen bu yıldızın bu zamanda keşfedilen sesinin tıpkı kapı çalması şeklinde olması ne ile izah edilebilir?
Eğer Kur’ana haşa beşer kelamı dersek o zaman Peygamber efendimiz (s.a.v.) in bundan 1400 sene önce bu ultrasonik sesleri, yüksek frekans algılayan cihazlar ile kaydedip sonra buna Tarık dediğini kabul etmek zorunda kalırız ki bu fikri kabul edebilecek yeryüzünde tek bir insan yoktur.
********************
Farklı Bakış Açıları
Târık ve Vuruşlu Yıldız
Kurân'ın 86. suresinin adı Tarık'tır. Kurân çevirilerinin birçoğunda "Tarık" kelimesi, özel isim gibi yazılıp, anlamı çeviride verilmemiş, fakat açıklamalarda anlam açıklanmıştır. Oysa kelimenin en temel anlamı olan "Vuruş" diye ayet çevrilirse, kozmolojik fizik ile ilgilenenler Kurân'ın bir mucizesine daha tanıklık edebilirler.
1967 yılında İngiltere Cambridge üniversitesi'nde Jocelly Bell düzenli ve ısrarlı bir radyo sinyali yakalar. Radyo sinyalinden kalbin vuruşları gibi düzenli vuruşlar gelmektedir. O zamanda Uzay'da böyle düzenli vuruşların kaynağı olabilecek bir gök cismi bilinmiyordu. Bu yüzden bu sinyallerin, başka gezegenlerdeki akıllı yaratıklar tarafından gönderildiğine kanaat getirilir. Büyük bir heyecanla davetiyeler bastırılır, basın kuruluşlarına haber verilir ve LGM adı verilen görkemli bir seminer düzenlenir. LGM (Little Green Men) "Küçük Yeşil Adamlar" demektir ve Evren'de akıllı yaratıklarla irtibat kurulduğunu simgelemektedir. Çok kısa bir süre sonra söz konusu sinyallerin kaynağının nötron yıldızlarının çok büyük bir hızda dönmeleri olduğu anlaşılır. Böylece nötron yıldızlarına bir ad daha takılacaktır: "Pulsarlar". Jocelly'in buluşu uzaylılarla irtibatı sağlayamamıştır ama Pulsarların keşfini sağlamıştır. İngilizce'de "pulsate", nabız gibi vuruşları ifade eden bir kelimedir. "Pulsation" da "vuruş, titreşim" demektir. Bundan da nötron yıldızlarına takılan "Pulsar" isminin Kurân'da geçen "Tarık" yani "Vuruş" ismiyle uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Tarık suresinin ikinci ayetinde "Vuruşlu yıldızın (Tarık'ın)" insan zihni tarafından kavranmasının zor olduğu vurgulanmaktadır. 2. ayette geçen "Ve Ma Edrake" ifadesinde geçen "edrake" kelimesi Türkçemize "idrak etmek" olarak Arapçadan girmiştir ve "kavramayı, anlamayı" ifade etmektedir.
Pulsar'ı incelediğimizde ayetin bu mucizevi yönüne de tanık olmaktayız. Pulsar'ın içinden alacağımız bir kaşık madde bir milyar ton gelmektedir. Pulsar'dan alacağımız çok ufak bir maddeyi eğer yeryüzüne bıraksak Dünyamızın öbür ucuna kadar bir delik açıp çıkardı. Oysa Dünya'da herhangi bir maddenin bir kaşığı birkaç gramı geçmez. Sırf bunu düşünmek bile Pulsar'ın kavranması ne kadar güç bir yıldız olduğunu ortaya koyar. Güneş'in birkaç misli büyük yıldızlar sıkışarak Pulsar'ı oluşturur. Oysa bir Pulsar'ın çapı 15-20 km'dir. Dünyamızı aynı şekilde sıkıştırsak Dünyamız 100 metre çapında bir küre olurdu. Dünyamız 24 saatte kendi etrafındaki dönüşünü tamamlar, oysa Pulsar bir saniyede defalarca kendi etrafında döner. Pulsar'ın hem dönüşündeki hızı, hem tüm bu bilgiler Tarık suresinin 2. ayetinde "Vuruşlu yıldızın (Tarık'ın, Pulsar'ın)" kavranmasının ne kadar zor olduğunun belirtilmesinin ne kadar mucizevi olduğunu göstermektedir.
Ayette geçen yıldızın Satürn, Venüs gibi yıldızlar olabileceğine dair eskiden tahminler yapılmıştır. İlk Boşnakça Kurân tercümesini yapan Mustafa Mlivo bu tahminlerin hatalı olduğunu Tarık'ın Pulsar olduğunu söyleyerek özetle şöyle demektedir: 86 Tarık suresi 13 ayetlerde şunlardan bahsedilir:
Vuruş yapmak
Bir yıldız olmak
Delmek
Uzaydaki hiçbir gök cismi bu kriterleri karşılamaz (Pulsar dışında) çünkü;
“Hiçbir gök cismi vuruşlar şeklinde tarif edilemez
Ayette bahsedilen yıldızdır.(Satürn, Venüs gibi gök cisimleri gezegenlerdir.)
Pulsar güçlü radyasyon ve radyo dalgaları yaymaktadır. 3. ayette geçen "sakıb" kelimesine "karanlığı delmek, yanıp tutuşmak, nufüz etmek" anlamları verilmektedir.”
Görüldüğü gibi ancak 1970 yılına gelindiğinde yeni keşfedilen bir yıldızdan Kurân 1400 yıl önce bahsetmektedir. Vuruşları olan bir yıldızın ne anlama geldiğini binlerce yıldır kimse tahmin edemediğinden "Tarık" kelimesi, özel isim gibi Arapçasının aynısıyla çevrilmeden çevirilere yazılmış, ancak dipnotlarda, sözlüklerde ve tefsirlerde anlamı açıklanmıştır.
Gökyüzünde çok ince hesaplarla, çok muhteşem olaylar oluşmaktadır. Hiç kimsenin kafadan iki cümle atıp da gökyüzünde oluşan olaylar hakkında isabetli bir tahmin yapabilmesi, dediğine uyacak bir cismin gökyüzünde tesadüfen bulunması beklenemez. Kurân'ın her cümlesinde, her kelimesinde nasıl inceliklerin olduğu, Kurân'ın her sorusunda, her vurgusunda ("Vuruşlu nedir, kavrayabilir misin?" örneğinde olduğu gibi) nasıl derin anlamların saklı olduğu Kurân ne kadar çok araştırılırsa o kadar iyi anlaşılmaktadır.[5][3]
Nötron Yıldızı ve Tarık Suresi
Bilim insanları Güneş'e benzer yapıdaki üç parlak yıldızın sesini kaydedildiğini açıkladı. Geçtiğimiz yıllarda Corot uzay teleskopu kullanılarak kayıtların yapıldığını belirten bilim insanları, seslerin kalbin nabız atışlarına benzediğini söyledi.
Yıldız seslerinin yaklaştıkça da kapı çalması ya da tokmaklanması gibi ses çıkardığını vurgulayan bilim insanları, bu yöntem sayesinde ilk kez, 100 ışık yılı uzaklıktaki yıldızların doğasına ilişkin bilgilerin elde edildiğini bildirdi. Yıldız sismolojisi adı verilen ses kayıt tekniği, uzay bilimcilerin giderek daha çok ilgilendikleri bir araştırma yöntemine dönüşüyor.
Kalifornia Üniversitesinden Richard Rothschild, yıldızların hem içlerinde hem de dış kabuklarında benzeri sesler çıkardığını açıkladı. Birgüneş gibi olan nötron yıldızlarındaki patlamaların ardından parlak bir yıldız doğurduğunu belirten Rothschild sözlerini şöyle bitiriyor; “This explosion was akin to hitting the neutron star with a gigantic hammer, causing it to ring like a bell/Bu patlama nötron yıldızına dev bir tokmak gibi çarpıyor ve ardından zil sesi gibi ses çıkarıyor.”
Mısırlı ünlü bilim insanı Prof. Dr. Zağlul en-Neccar (Zaghloul Al-Najjar), yıldız sesinin kaydedilmesi ile Kurân-ı Kerîm'deki bir mucizenin daha aydınlatıldığını belirtti.
Kurân-ı Kerîm'deki Tarık Suresinin buna işaret ettiğini ifade eden Prof. Dr. Zağlul, Arapça olan Tarık'ın manasının "[bir şeye] vurdu" ya da "bir şeyi [döğdü/tokmaladı]" anlamındaki taraka fiilinden türetildiğini, bu nedenle, taraka'l-bâb, "kapıyı çaldı/tokmakladı" anlamına geldiğini söyledi. Kurân-ı Kerîm üzerine yaptığı araştırmaları ile tanınan Prof. Dr. Zağlul en-Neccar, Wales Üniversitesinde jeoloji alanında doktorasını tamamladı.
Kurân-ı Kerîm'de yüce Allah şöyle buyurmaktadır; “Yemin olsun göğe ve Târık'a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, kapı çalana/o, çıkıverip de yürek hoplatana. Tarık, bilir misin nedir? O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.” (Tarık Suresi / 1-3) [6]