89. Fecr 27. Ayet - Ey mutmain nefs
Fecr s. 27. ayetinde Ey mutmain nefs şeklindeki hitap ile ilgili olarak tefsirlerde , bu hitabın cenneti hak etmiş kişiye yapıldığı şeklinde yorumlar yapılmaktadır.
[089.015] Ama insan, Rabbi onu her ne zaman imtihan edip de kendisi de ikramda bulunur, nimetler verirse: «Rabbim bana ikram etti.» der.
[089.016] Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: «Rabbim bana ihanette bulundu.» der.
[089.017] Hayır hayır doğrusu siz yetîme ikram etmiyorsunuz
[089.018] Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özendirmiyorsunuz.
[089.019] Mirası hak gözetmeden yersiniz.
[089.020] Malı da 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.
[089.021] Ama yer; parça parça dağıtıldığında.
[089.022] Rabbinin gelip melek sıra sıra dizildiği zaman,
[089.023] O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda?
[089.024] Der ki, «Keşke hayatım için (güzel ameller) takdim etmiş olsa idim.»
[089.025] Artık o gün O'nun yapacağı azabı bir kimse yapamaz.
[089.026] O'nun vurduğu bağı kimse vuramaz.
[089.027] Ey mutmain nefis,
[089.028] Dön Rabbına. Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak.
[089.029] Artık kullarımın arasına gir.
[089.030] Gir, cennetime.
Mutmainne ; Huzursuz , rahatsız edildikten sonra sakinleşmek , rahatlamak , huzur bulmak anlamına gelen ELİtminanü ve Ettumaninetü kelimesinin , sakinleşmiş , rahatlamış , huzur bulmuş anlamındadır.
[022.011] İnsanlardan öyleleri de vardır ki; Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder. Ona bir iyilik gelirse yatışır (etmaenne) . Başına bir bela gelirse; yüz üstü döner. Dünyayı da ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık kayıp budur.
[010.007] Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatı ile mutmain olanlar (vetmaennu) ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;
[016.112-113] Allah size güven ve huzur içinde olan (mutmainneten) bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı. And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar.
Nahl s. 112 ve 113. ayetlerinde verilen kasaba meselinde kendilerine verilen dünya malı ile mutmain bir halde yaşayan , bu nimetlere karşı şükür yerine nankörlüğü seçen bir toplumun , başına gelenler anlatılarak , ilk muhataplar olan Mekkelilere gönderme yapılmaktadır. Fecr suresinin 6. ve 14. ayetleri arasına baktığımızda nimet içinde yüzen şehirlerin isimleri verilerek , bu şehirlerde yaşayan toplulukların helak edildiklerini görmekteyiz.
Fecr s. 28. ayetindeki ircii (dön) emri , sure ve Kur'an bütünlüğü dikkat edilerek okunduğunda, bu emrin halen dünya hayatını yaşayan kimseye yapılmış bir hitap olduğu anlaşılacaktır. Dünya hayatını yaşayarak ölmüş olan bir kimse için böyle bir emir , o kişinin ölmek sureti ile zaten Rabbine dönmüş olmasından dolayı söz konusu olamaz. Yani Allah (c.c) kıyamet gününde bir kuluna Rabbine dön şeklinde bir emir vermez ,çünkü kul Rabbine dönmüştür.
[002.028] Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda ONA DÖNECEKSİNİZ; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?
[002.281] ALLAH'A DÖNECEĞİNİZ ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.
[010.056] Dirilten ve öldüren O'dur. ONA DÖNECEKSİNİZ.
Fecr s. 28. ayetindeki radiyeten merdiyeten (sen ondan razı o senden razı olmuş) cümlesi , insana rabbine nasıl bir halde dönmesi gerektiğini beyan etmektedir.
[098.008] Onların Rableri katındaki mükafatı, içinde temelli ve sonsuz kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan razıdır. Onlar da Allah'tan razıdır. Bu, Rabbinden korkan kimseyedir.