EYYÛB (أيّوب) Peygamber -2 EYYÛB (أيّوب) Peygamber-1
وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ -٤١-
İhsan Aktaş Meali Sâd 41-43 Ayetler Tefsiri:
41. (Resulüm!) Kulumuz Eyyub’u da anlat! O, bir zaman Rabbine şöyle seslenip yalvarmıştı: Şüphesiz “Şeytan (hastalığım hakkında yaptığı menfi vesveselerle) beni zorluğa ve eleme (sıkıntıya) uğrattı.”
* Diğer semavi dinlerin kutsal kitaplarında da (Tevrat ve İncil) adı zikredilen Hz. Eyyup, İsrailoğullarına gönderilen bir peygamberdir. Kavmini Hak yoluna döndürebilmek için yıllarca mücadele etmiş, sabrı ve sebatıyla tüm mümin kullara örnek olmuştur. Hz. Eyyup, malını, ailesini ve sağlığını kaybederek büyük bir imtihandan geçmişti. “(Rabbim!) Doğrusu şeytan bana (tam bir) bıkkınlık ve azap hissi vermektedir!” diyerek Rabbine dua etmişti. Hz. Eyyup yıllar süren dertlere, acılara karşı sabır ve metanetinden bir şey kaybetmemişti. Ancak Şeytan onun bu durumdan yararlanarak ona vesvese yoluyla çekilmez acılar yaşatmıştı. Hz. Eyyup yaşadığı bu acılardan değil şeytanın vesvesesinden bıkmıştı. İşte Hz. Eyyup bu ıstırabı dile getirerek azabı şeytana nispet etmişti.
Nusb (نصب); Meşakkat, bedende zahmet.
Azab (عذاب), Acı, mal ve evlât acısı.
Hz. Eyyûb’un hastalığının, insanları kendisinden nefret ettirecek kadar ağır ve tiksindirici olduğu yolundaki yahudi menşeli bilgileri bir peygamberin saygınlığı ve sosyal prestijiyle bağdaştırmak mümkün değildir; Kur’an’da ve güvenilir hadis kaynaklarında bu tür bilgiler de bulunmamaktadır. Diğer İslâmî kaynaklarda geçen bu yöndeki mâlûmat ise tamamen İsrâilî kaynaklardan intikal etmiştir. (TDV Ansiklopedi Eyyub mad.)
Hz. Eyüp (a.s) ibretlik hayatı ile, ömrünün başlangıcında zengin, ortasında fakir ve garîbdir; sonunda ise şükrü ve darb-ı mesel hâline gelen sabrının netîcesinde tekrar ihsân-ı ilâhîye gark olmuştur.
اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ -٤٢-
42. (Biz de ona) ‘’Ayağını depret, (koşarak spor yap). İşte (şurada da) yıkanabileceğin (mineralli, kükürtlü) ve içebileceğin soğuk bir su da var!” (demiştik).
* Ayette geçen (ركض) ‘’Rakd’’süratle adımları atıp koşmak ve spor yapmak anlamındadır, söz konusu su da mineralli ve kükürtlü bir sudur. (Mucemul Meani, ve Tefsirül Meraği)
وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ -٤٣-
43.Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir öğüt olmak üzere, (kendisini terk eden) ailesini (yakın çevresini) ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını (yeni aile bireylerini) bahşettik.
* Hz. Eyyup ve ailesi darmadağın halde iken bir araya toplanmış, sayıları eskisinden bir kat daha artmış, kayıplar fazlasıyla telâfi edilmiş.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri) 21. Enbiyâ 82-83:
82. Eyyûb’u da an! Hani rabbine, “Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en üstünüsün” diye niyaz etmişti.
83. Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için anılacak bir örnek olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik; ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
Diyanet İşleri Meali Sâd 44. Ayet Tefsiri:
44. Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.” Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
*Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre, Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş, kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti.
Mehmet Okuyan Meali Sâd 44. Ayet Tefsiri:
44. (Eyüp’e) “Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma.” (demiştik). [*] Şüphesiz ki Eyüp’ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah’a) yönelen ne güzel bir kuldu.
*Söylenmek istenen şudur: “Sen eline bir demet bitki al; onunla yola koyul; araman gereken şifayı Yüce Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul; böylece doğrudan sapmamış olursun.” Bu yaklaşıma göre Hz. Eyüp, eline bir demet bitki alıp peşinden yola çıkmış ve böylece yemin gerektirecek bir yanlışa düşmemiştir. Dolayısıyla bu durumda, ne önceden yapılmış bir yemin ne de onu bozmamak için başvurulmuş bir çıkış yolu söz konusudur. Zaten ayetin devamında gelen cümledeki “sabır” ifadesi de onun bu yoldaki sebatını ve kararlılığını göstermektedir.
Erhan Aktaş Meali Sâd 44. Ayet Tefsiri:
44. Ve eline bir deste al, onunla yola çık¹ ve hanis² olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi.³
*1- Ayette yer alan “darabe” sözcüğüne, çevirilerde “vur, döv” anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyûb Nebi\ye, “Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkânı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık.” denmektedir. 2- Kararsız olma, haktan ayrılma. 3- Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrâîliyyât kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur\an\î bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyûb Nebi\nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah\ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah\a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrâîliyyât\ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyûb Nebi\nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur\an dışı kaynaklardan alınmıştır.