5. Mâide 101 Açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın
“Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur’ân’ın indirilmesi esnasında onları sorarsanız, size açıklanır. Halbuki Allah onları bağışlamış, sizi onlardan muaf tutmuştur. Çünkü Allah gafurdur, halimdir / affı ve müsamahası geniştir.”
"Elbette sizden önce de bir toplum onları sormuş, sonra da bunları inkâr eder olmuştu."
(Maide, 5/101-102)
﴾87﴿ Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve güzel şeyleri haram saymayın, sınırı da aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.
﴾88﴿ Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan yiyin ve iman etmiş olduğunuz Allah’ın yasaklarından sakının. (Mâide 5/87-88)
"Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir." (Ebu Davud, Etime 39; Tırmizi, Libas 6; İbni Mace, Etime 60; El-müracaat sayfa 20)
"Rasulullah ölüm döşeğinde şöyle dedi: "Ben yalnızca Kur’an’ın haram kıldıklarını haram kılarım. Allah’a yemin ederim ki benim adıma bir şeye (beni bahane ederek) sarılmasınlar.” (Ebu Yusuf er-Redd, 31, s.85
"Din konusundaki ihtilaflarda size Kur'an yeterlidir." (5424-Buhârî-Müslim-Nesâî; 4727-Muvatta-Müslim; 5406-Buharî-Müslim)
"Bana mucize olarak verilen ise ancak Allah'ın bana vahyettiğidir / Kur'an'dır." (Buhârî, İ'tisâm, 1)
"Size sadece Kuran'ı birakyorum; ona uyarsaniz yolunuzu saşırmazsıniz." (Müslim 15/19 Nu. 1218;
ibni Mace 25/84 Nu. 3074; Ebu Davut 11/56 Nu.1905)
"Şeddat, ibni Abbas'a Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı diye sordu? O da "Sadece Kuran'ın iki kapağı arasında olanları bıraktı" cevabını verdi. (Buhari K. Fezailul Kur'an 16; Müslim K. Fezailus Sahabe 30,31)
"Benden bir şey yazmayın. Benden Kur'an dışında bir şey yazan onu yok etsin." (Müslim c.4 s.97; Süneni Darimi,c.1, s.119; Sünen-i Ahmet b. Hanbel c.3 s. 182)
"Benden Kuran dişında bir şey yazmayın. Kim, benden Kuran dışında bir şey yazmişsa,
onu imha etsin" (Müslüm zühd/72/3004/4137; Ebu Davud /3/3647/4136; Müsned- c.3/12,21,39; Darimi- Mukaddime/42)
Ebu Hureyre'den; Biz Hadis yazarken Hz. Peygamber yanımza geldi ve yazdığınız şey nedir? Dedi. Senden işittigimiz hadisler dedik. Hz. Peygamber Allah'in kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah'in kitabı yanında başka kitaplar
yazdikları için yoldan çıktilar (El Hatip Takyid syf 33)
Zeyd B. Sabitten; Resullullah bizi hadisleri yazmaktan alikoydu ve bizim yazdığımız hadisleri yok etti. (Sünen Ebu Davud lim Kitabı c.3, syf 319)
Hz. Ebubekir; Hiçbir şekilde Resulullah tan bir şey anlatmayın, kim de size soracak olursa
sizinle bizim aramızda Allah'in kitabı vardır. o kitabın helallerini helal, haramlarını haram
bilin demiştir. (Zehebl, Tezkiretu'l-Huffaz c.1, Syf 2-3)
Hz Omer döneminde ise hadisler yakılmıştır. (Tabakat-+ İbn Sa'd c.5, syf 140)
Allah'in elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi. (Tirmizi, es-Sünen, K. ilm syf 11)
Hz. Ömer, peygamberden halkın doğru yoldan sapmamaları için kendisine birseyler yazmasını
istediginde; Peygamber; Allah'in kitabı bize yeter dedi. (Buhari itisam 26, lim 39, Cenaiz 32, Merza 17; Müslim Cenaiz 23, Vasaya 22)
"Kuran'dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır.
(Tirmizi 2906)"
Mâide 101.ayet tefsirinde, Surâka b. Mâlik [v. 24/645] veya Ukkâşe b. Mihsan [v. 10/632] hakkında olan bir rivayette O şöyle demişti: “Ya Resûlallah! Hac üzerimize her yıl mı farz?” Peygamber (s.a.) soruyu üzerine almamış ve ona cevap vermemişti. Ama o sorusunu üç kez tekrarladı. Bunun üzerine Peygamber (s.a.) şöyle buyurdu: “Yazıklar olsun sana! Cevap olarak “Evet!” dememden seni emin kılan ne?! Allah’a yemin ederim ki eğer “Evet!” deseydim, hac her sene vacip olacaktı; vacip olsaydı o zaman da gücünüz yetmeyecekti, terk edecek olsanız, o zaman da küfre düşecektiniz! Bu itibarla, ben sizi bıraktığım sürece siz de beni kendi halime bırakın. Sizden öncekiler hep çok soru sorup da peygamberlerine muhalefet etmeleri yüzünden helâk oldular. Ben size bir şeyi emretmişsem, elinizden geldiğince onu yapın. Size bir şeyi de yasaklamışsam ondan da kaçının.” [İbn Mâce, “Ferâiz”, 84]
İslam fıkıhçılar şöyle bir kural çıkarmışlar: ''Eşyada asl olan ibahadır''. Yani her şey aslında helaldir. Haramlık arizî bir durumdur. Her hangi bir şeyin hükmü bilinmiyorsa onun helal olduğu söylenir. Çünkü madem ki her şey insan için yaratılmıştır, o halde esas olan her şeyin ona helal olmasıdır.
Bundan olacak ki Allah Kur''an-ı Kerim''de haramları helal sayanlardan çok, helalleri haram sayanlara azarda bulunur:
Ey Peygamber, sen eşlerinin gönlü olsun diye Allah''ın helal kıldığı şeyi neden haram kılıyorsun! 66/1.
Ey müminler, Allah''ın helal kıldığı temiz/tayyib şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın, Allah haddi aşanları sevmez 5/87.
Onlar Allah''ın kulları için yarattığı güzellikleri ve temiz rızıkları nasıl haram kılarlar? 6/32.
Bir zamanlar koyu bir Hristiyan iken daha sonra İslam’ı seçen Adiyy b. Hâtim, bir gün Resûlullâh’ın: “(Yahudi ve Hristiyanlar) Bilginlerini ve din adamlarını Allah ile aralarına koyup rab edindiler…” (Tevbe, 9/31) mealindeki ayeti okuduğunu işitmiş ve: “Ya Resûlallâh! Hristiyanlar onlara ibadet etmezler ki!” diyerek bu ayeti anlayamadığını belirten bir soru yöneltmiştir. Resûlullâh da bunun üzerine ona şöyle cevap vermiştir:
“(Evet) Aslında Hristiyanlar onlara ibadet etmediler! Ama onlar (Allah’ın haram ettiği bir şeyi) kendileri için helal kılınca hemen helal sayıverdiler, (Allah’ın helal kıldığı bir şeyi de) kendilerine haram edince hemen haram sayıverdiler.” (Tirmizi Tefsir 10/9)