41. Fussilet 34 - Gönül almak, gönül yıkmak
İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. (Fussılet suresi, 41/34)
“İnsanlara yumuşak davranman da Allah’ın merhametinin eseridir. Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla müşavere et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et! Allah muhakkak ki kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Al-i İmran, 3/159)
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. (A’râf 7:199, Diyanet İşleri)
Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır. (İsrâ 17:53, Diyanet Vakfı)
Onlardan sonra gelenler derler ki: Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla, kalblerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, Sen çok şefkatli çok merhametlisin! (Haşr 59:10, Süleyman Ateş)
“Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır, hayra da mâni olurlar.” (Maun, 107/4–6)
“Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût, 29/45)
Bir hadis rivayetine göre, Peygamberimiz (a.s.m) Kâbe’ye bakarken şöyle demiştir:
“Kuşkusuz Allah seni çok şerefli, çok mükerrem/ hürmetli, çok azametli kılmıştır; fakat mümin senden daha hürmetli / daha saygı değerdir.” (İbn Mace, Fiten,2; Mecmau’z-zevaid, 1/81).
“Öyle oruç tutanlar vardır ki, tuttukları oruçtan görecekleri fayda, aç ve susuz kalmaktır. Gece kalkıp da öyle namaz kılanlar bulunur ki, uykusuz kalmaktan başka bir şey elde edemezler.” (İbn Mâce, Sıyam, 21)
“Kimin ki, kıldığı namaz onu kötülükten ve hayâsızlıktan alıkoymuyorsa ancak onu Allah’tan uzaklaştırır.” (Ahmed b. Hanbel, Zühd ; Taberânî, mu’cemü’l-kebîr, IX, 268 h no: 10862).