39. Zümer 43 - ŞEFAAT (الشفاعة)
Âhirette peygamberlerin ve kendilerine izin verilen kimselerin müminlerin bağışlanması için Allah katında niyazda bulunmaları anlamında bir terim.
Sözlükte “tek olan bir şeyi dengi veya benzeriyle çift hale getirmek; birinin önüne düşüp işini görmeye çalışmak, işinin görülmesi için birinin aracılığını istemek” anlamlarındaki şef‘ kökünden türeyen şefâat, “suçunun bağışlanması veya dileğinin yerine getirilmesi için birine aracılık etme” mânasına gelir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “şfʿa” md.; Lisânü’l-ʿArab, “şfʿa” md.). Terim olarak “kıyamet gününde peygamberlerin ve kendilerine izin verilen sâlih kulların müminlerin bağışlanması için Allah katında niyazda bulunması” anlamında kullanılır. Şâfi‘ ve şefî‘ “aracılık eden, şefaatte bulunan” demektir.
(TDV Ansiklopedisi Şefaat maddesi).
Şefaat: Bir kimsenin suçunu affettirmek ve kendisinden cezayı kaldırmak için, o kişi hakkında Allah’a yapılan bir duadır ve niyazdır. Bu tarif Ehl-i sünnet âlimlerinin yaptığı tariftir.
Peygamberler dâhil hiç kimse Allah’ın izni olmadan cehenneme gidip, Allah’ın rızası olmadan bir kimseyi kurtaramaz. Peygamberler ve salih kullar sadece bir kimsenin affı için Allah’a dua eder ve niyazda bulunurlar. Eğer Allah o duayı kabul ederse, “Falan kul, falan kula şefaat etti.”denilir. Bunun manası, o kulun duası hürmetine Allah falan kimseyi affetti, demektir.
Eğer duası kabul edilmezse, “Falan kula şefaat etmek istedi ancak şefaati kabul edilmedi.” denilebilir
Peygamberin duasından ibaret olan şefaatı "Allah'ın cehenneme attığı kulu oradan kurtarmak" şeklinde anlamak elbette doğru değildir.
Ehl-i sünnet âlimlerin kitablarında şefaat için “Allah’ın cehenneme attığını, peygamberin kurtarmasıdır.” diye bir tanım yoktur. Alimler “Peygamber Allahın izni ve rızası olmadan müminleri cehennemden kurtarır.” dememiştir. Şefaatı; Allah’ın cehenneme attığı kulu, Allah’ın izni ve rızası olmadan Peygamberimiz (a.s.m.)’ın kurtarması olarak algılamak doğru değildir.
Ama maalesef şefaat günümüzde hep bu minvalde algılana gelmiştir.
Resulullah şöyle dedi: – (O gün kimse ) Ya Muhammed, bana şefaat/yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, "ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim" buyurdu.” (Buhari 1328, Nesei 2447).
Allah bizlere "şefaat" kavramını doğru anlamayı nasip etsin.