Şefaat ile ilgili Ayet ve Hadisler
"Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." Ahkaf 9
(Diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi, âyet, 47; Hicr sûresi, âyet, 10; Nahl sûresi, âyet, 43; Mü’min sûresi, âyet, 78; Âl-i İmrân sûresi, âyet, 144).
39. Zümer 44. ayet - Şefaat nedir ?
Şefaat : luğavi olarak ortaklık anlamında "Vitr" kelimesinin karşıtıdır.
Istılah açısından şefaati Kur"an ikiye ayırır.
Birincisi , âhirette olacak şefaat ki , Kur'an bu şefaatin sadece Allah'a âit olduğunu ortaya koyar ve şöyle der :
" De ki şefaatin tamamı, yerin ve göklerin hükümranlığı elinde olan Allah'a âittir,sonra ona döndürüleceksiniz". ( Zümer / 44)
" Hiçbir şefaatcinin şefaati , kimseye fayda vermez."
( Müddessir 48 )
Bu âyet, âhirette birtakım şefaatcilerin olacağına işaret eder lakin onların şefaatinin işe yaramayacağını da ihtar eder.
Şefaat, âhirette üzerine cehennem hak olmuş birini cehennemden çekip almak değildir.
Zira böyle bir şey, Allah'ın adâletine aykırıdır.
İkincisi , Dünyada olan şefaattir.
Bu şefaati de Kur'an yine şu şekilde ortaya koyar :
" Kim bir iyiliğe ortaklık/ şefaatcilik ederse, O şefaatinden kendisine bir pay vardır.
Kim de bir kötülüğe ortaklık/ şefaatcilik ederse, O kötülükten kendisine bir vebal vardır.
Allah herşeyi gözetip,karşılığını verendir. " ( Nisa /85 )
Bu âyet, İnsanların kendi yapıp ettiklerinin kendilerine birer şefaatci olacağını ortaya koyduğu gibi,insanlığın kurtuluşu adına peygamberlerin yaptıkları hakka dâvet ve onlara yardımcı olmaları, insanlık için en büyük şefaattir.
Her ümmet âhirette peygamberleriyle birlikte hesaba çekilecekler .
peygamberini bu dünyada şefaatçi edinmeyenlerin âhirette şefaat beklemeleri mümkün değildir.
Kur'an bu hususa şu âyetle nokta koyar :
" İnsan için çabasından / çalıştığından başkası yoktur.
Şüphesiz onun çabası mutlakâ değerlendirilecektir." ( Necm / 39 )
Kısacası peygamberler ile kurtuluş için dünya da ortaklık kuramayanların âhirette onlara ortak olmaları mümkün değildir.
Resulullah şöyle dedi: – (O gün kimse ) Ya Muhammed, bana şefaat/yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, "ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim" buyurdu.” (Buhari 1328, Nesei 2447).
26797 (1)- Harice b. Zeyd b. Sabit, akrabalarından bir kadın olan ümmü'l-Ala'dan bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) biat edenlerden biriydim. Muhacirler Medine'ye gelip, kimin hangi evde kalacağı konusunda Ensar kendi arasında kura çekince Osman b. Maz'un bize düştü. Bir ara Osman b. Maz'un yanımızda hastalanınca onunla ilgilendik. Vefat edince de giysileriyle onu sardık. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanımıza girdiğinde Osman hakkında: "Ey Ebu's-Saib! Allah merhametini senden esirgemesin. Allah'ın sana keremiyle muamele edeceğine şehadet ederim" dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Allah'ın ona keremiyle muamele edeceğini nereden biliyorsun?'' diye sorunca: "Anam babam sana feda olsun! Bilmiyorum" dedim. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''O'na Rabbinden yakin (ölüm) geldi ve hayırlara nail olacağını umuyorum. Ancak vallahi Allah Resulü olmama rağmen ben bile bana (ve ona) nasıl muamele yapılacağını bilmiyorum'' buyurdu. "Vallahi bundan sonra artık kimseyi tezkiye etmem" dedim. Ancak bu duruma da çok üzüldüm. O günü uyuduğumda rüyamda Osman için bir pınarın akıtıldığını gördüm. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip bunu anlattığımda: ''O (pınar) ameliydi'' buyurdu. [Sahih]
Diğer tahric: Buhari, şehadat 5/623 (2687), Beyhaki (4/76) ve Hakim (2/455, "sahih") rivayet ettiler.
26798 (2)- ümmü'l-Ala el-Ensariyye der ki: "Muhacider Medine'ye gelip kimin hangi evde kalacağı konusunda Ensar kendi arasında kura çekince Osman b. Maz'un bize düştü ... " Sonrasında ravi bir öncekinin aynısını aktarır, ancak Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ancak Allah Resulü olmama rağmen ben bile bana ve size nasıl muamele yapılacağını bilmiyorum'' buyurduğunu aktarır. [Sahih]
26799 (3)- Harice b. Zeyd, annesinden bildiriyor: Osman b. Maz'ün vefat ettiği zaman: "Ey Ebu's-Saib! Günler içinde en hayırlısı olan bu günde için hoş olsun" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sesi işitince: ''Kim bu ?'' diye sordu. "Benim" karşılığını verdiğimde: ''Böyle olduğunu nereden biliyorsun ?'' diye sordu. "Ey Allah'ın Resulü! Bu, Osman b. Maz'ün'dur" dediğimde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Tamam! Osman b. Maz'un ve ondan hayırdan başka bir şey görmedik. Ancak Allah Resulü olduğum halde ben bile (ahirette) bana ne yapılacağını bilmiyorum'' buyurdu.
[Sahih]
Ahmed b. Hanbel'in Müsnedinde.