HADİSLERİN KUR'AN'A ARZI
Hadislerin Kur’an’a arzı konusunda rivayet ten delil aranması yerine, rivayetlerin onayını, Kur'an'dan aramak daha doğrudur. Eğer Kur'an'dan sorumlu olduğumuza iman ediyorsak, Güvenilir Kaynak Kur’an’dır.
Rivayetlere o kadar dalmışız ki, Hak ile Batıl birbirine karışmış. Hâlbuki Kur’an’a bakmış olsaydık, Allah’ın uyarılarını dikkate alıp, "sakın emin olmadığın bilginin ardına düşme, Kur’an’ın sınırlarını aşma, yalnız Kur’an’ın ipine sarıl, sizlere Kur’an’da her konudan nice örnekleri verdik ki anlayasınız, biz Kur’anda hiçbir eksik bırakmadık" dediğini apaçık görecektik. Kur'an elimizde iken, ondan başka delil mi arayacağız?. Aradığımız için, toplum olarak bugün ne hallerdeyiz.
Din Allah’ın dinidir ve Allah ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyor. Bu durumda Kur’an’da olmayan bir hükmü, dinin sahibi koymadığı halde, hükümler ilave etmeye çalışıyorsak, ALLAH’IN DİNİNE ORTAK OLMAYA, YADA BİRİLERİNİ ORTAK ETMEYE ÇALIŞIYORUZ DEMEKTİR Kİ, ALLAH BUNA ŞİRK DİYOR. RİVAYET HADİSLERİ SAVUNMAYA ÇALIŞIRKEN, ALLAH’IN AYETLERİNİ, İNKAR ETTİĞİMİZİN NE YAZIK Kİ FARKINDA OLAMIYORUZ.
Kendisine rivayet kanıt arayan kardeşimize, Allah’ın Resulünün rivayetlerinden de elbette örnek gösterebiliriz. Bir şartla, Kur’an’ın onayını almak şartıyla. Çünkü Allah’ın Resulü de elbette ümmetine karşı konuştu ama yalnız Kur’an ile konuştu. Bunu Kur’an’dan öğreniyoruz. Allah’ın Resulü rivayet edilen hadislerinde bizlere, Kur’an’ın iki kapağı arasındaki bilgilerden başka, hiçbir şey bırakmadığını söyler. Yine bu kardeşimiz eğer iyi araştırmış olsaydı, Resulün önce izin verdiği, ama daha sonra nakillerde yapılan yanlışları gördüğü için, hadis yazımının, naklinin yasakladığını bilmesi gerekirdi. Bu yasağın dört halife devrinde de devam ettirildiğine dair, birçok rivayet bilgiler vardır bugün elimizde. DEDİĞİMİZ GİBİ, HEPSİDE RİVAYETTİR. HİÇBİR RİVAYET DİNE HÜKÜM KOYAMAZ, BİZLERE DİNDE DELİL OLAMAZ. DOĞRULUĞUNDAN EMİNDE OLAMAYIZ ÇÜNKÜ. KUR’AN ONAYLIYORSA ANCAK, BUNU RESUL SÖYLEMİŞTİR DİYEBİLİRİZ. DİNE HÜKÜM KOYAN, YALNIZ RABBİMİZDİR, ONUN ONAYINDAN GEÇEN HER BİLGİDE, BİZİM BAŞIMIZIN TACIDIR.
Bu arkadaşımız bunları söylerken, bugün bizlere öğretilen ve Kur’an’ın bahsetmediği birçok örnekleri de vererek, bakın bu konuda Kur’an’da haram olduğuna dair bir bilgi yoktur, yani bunları da Allah’ı Resulü haram olduğuna hükmederek, bizleri hadisleriyle bilgilendirmiştir, onun için her şeyi Kur’an ile karşılaştıramayız, Kur’an’da aramamız mümkün değildir diyebiliyor. Peki, bu inanç ve düşünceye Kur’an onay veriyor mu? Rivayetlerden bu konuda kanıt arayan ve bulamayan kardeşimize, acaba Kur’an bu düşüncesine onay veriyor mu diye, düşünmesini de tavsiye ederim. Çünkü onu kurtaracak yalnız Kur’an’dır. Diyelim ki arkadaşımız haklı, İslam’ı yaşamak adına takip edeceğimiz bu yol ve yönteme, eğer onay veriyorsa Kur’an, bu durumda ona hak verebiliriz. Gelin şimdi bu sorunun cevabını Kur’an’da arayalım. Yani Allah Resulüne, kendisinin haram dediklerinden başka konularda da, haram koyma yetkisi vermiş mi? Önce size her yazımda neredeyse hatırlattığım, bir ayeti hatırlatmak istiyorum. “DOĞRUSU KUR’AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜTTÜR. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.” (Zuhruf 44)
Dikkat ederseniz Allah, sizleri Kur’an’dan sorum tutuyorum diyor. Hatta birçok kez Kur’an’ın ipine sarılmamızı önerir bizlere. Bu hükmü veren Allah, acaba daha sonra Kur’an’ın hükmü olmayan, Kur’an’da hiç bahsedilmeyen, detay verilmemiş bir hükümden, haramdan sorumlu tutar mı bizleri? Sanırım arkadaşımızın düşüncesi, daha ilk örnek verdiğim ayetten bile onay alamadı. Şimdi sizlere Resulün, haram ve helal koyma yetkisinin olup olmadığına ışık tutacak, bir ayeti hatırlatmak ve üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Aşağıdaki ayette, Allah’ın Resulü aile içinde, eşlerinin hoşnutluğu adına, helal olan bir şeye haramdır diyor. Bakın Allah bunu yapan Resulüne nasıl bir ayet indiriyor, uyarıyor ve aile içinde söylenmesine rağmen, bu uyarıyı Kur’an’a alarak, tüm insanlığın bu konudan haberinin olmasını, acaba neden istiyor olabilir. Önce ayeti yazalım.
Tahrim 1: Ey Nebi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, ALLAH’IN SANA HELAL KILDIKLARINI NİÇİN HARAM KILIYORSUN? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ayete dikkatle baktığımızda, aslında aile içinde, belki de yalnız eşleri arasında hoşnutluğu sağlamak adına, Allah’ın Nebisi helal olan bir şeye haramdır diyor. Fakat Allah, bu aile içindeki olay dışarıya yanlış akseder, duyulur diye, hemen bakın nasıl bir ayet indirerek uyarıyor. İşin ilginci bu uyarıdan bizlerinde haberinin olmasını istiyor detay vermeden. Yoksa gizlice uyarabilirdi. İşte bu ayetten almamız gereken, büyük dersler var. Ayette, Allah’ın sana helal ettiğini, neden haramlaştırıyorsun sözleri, sizce her şeyi çok net açıklamıyor mu? Bakara suresi 173. ayetinde Allah, leş, kan, domuz eti, ve Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kıldı diye bilgi verir. Bu konuda verilen diğer örneklere de elbette bakacağız. Kur’an da hiç bahsi geçmeyen, haramlar listesi nereden bizlere sokulmuştur, biliyor musunuz dostlar? Bugün Yahudilerin elindeki, tahrif edilmiş Tevrat ta yazıyor. Tek tırnak hayvanlar yenmez, çift tırnak olacak, yabani şu ya da bu hayvanlar yenmez, denizde şunlar yenir bunlar yenmez ve buna benzer uzun bir liste vardır. Hiç birimiz sormuyoruz bile, neden Kur’an’da yok tüm bu haramlar listesi? Hani Kur’an dan sorumluyduk, hani Kur’an’ın ipine sarılacaktık, hani biz Kur’an’da hiçbir eksik bırakmadık diyordu Rabbimiz. Ne oldu tüm bu ayetlerin hükümleri. Yoksa bu ayetlere iman etmiyor muyuz? ÇOK ÜZGÜNÜM AMA, YAHUDİLEŞTİRİLMİŞ MÜSLÜMANLARDAN OLDUĞUMUZU, SANIRIM ALLAH’IN HUZURUNA GİTTİĞİMİZDE FARK EDECEĞİZ. Şimdi hatırlatacağım ayet üzerinde, lütfen dikkatle düşünelim.
Hakka 44–45–46: EĞER (RESUL) BİZE İSNAT EDEREK BAZI SÖZLER UYDURMUŞ OLSAYDI, MUTLAKA ONU KUDRETİMİZLE YAKALARDIK. SONRA DA ONUN ŞAH DAMARINI MUTLAKA KESERDİK.
Ayetin güzelliğine bakar mısınız lütfen. Allah Kur’an dışından bazı sözleri, bunlarda Allah katındandır deseydi, onun canını alırdık diyor. Ama bu ve buna benzer onlarca ayetlere gözlerini yumanlar, hala Allah’ın Resulü Kur’an’da geçmeyen detay verilmemiş konularda, hüküm verebileceğine inanmakta ısrar edebiliyoruz. Sırf hurafe itikatlarından vazgeçmemek adına. Arkadaşımız bana verdiği cevaplarda, Allah sadece Kur’an demiyor, Resule ‘de itaati vurguluyor diyerek, ayetleri kendi itikatlarına delil aramaya devam ediyor. Hâlbuki Allah Resulüme uyun, ona uymak bana uymak gibidir derken, Resulün bizleri yalnız ve yalnız Kur’an ile uyaracağını, onun dışına çıkmayacağını, O’nun görev ve sorumluluklarından bahsediyordu ayetlerde. Kur’an’ın dışına çıkamayacağını, onun dışından bazı sözleri bunlarda Allah katındandır demiş olsaydı, onun canını alırdık dediği ayetleri görmezden gelerek, KENDİ İNANÇLARINA, AYETLERDE GEÇEN KELİMELERİN ARDINDAN DELİL ARAYANLARA, NE SÖYLESEK ANLAMAYACAKLARINI ÇOK İYİ BİLİYORUM. Bakın Rabbimiz bu ve buna benzer itikatların ardı sıra giderek, Allah’ın Kur’an’da hiçbir delil indirmediği şeylerin ardına düşenlere ne söylüyor.
Enam 81: “ALLAH’IN SİZE, HAKKINDA HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİĞİ ŞEYLERİ O’NA ORTAK KOŞMAKTAN KORKMUYORSUNUZ DA, BEN SİZİN ORTAK KOŞTUĞUNUZ ŞEYLERDEN, NE DİYE KORKAYIM? ÖYLE İSE İKİ TARAFTAN HANGİSİ GÜVENDE OLMAYA DAHA LÂYIKTIR? EĞER BİLİYORSANIZ SÖYLEYİN.”
Bana Kur’an’da her şey yazmaz diyen kardeşimizin, acaba bu ayetlerin ne söylediğinden haberi yok mu? Allah size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri, bunlarda Allah katındandır diyenleri, adeta Allah’ın yetkilerini Resullere, edindikleri velilere nispet ettiklerinden, tüm bu davranışlarından dolayı, Allah’a ortak koşma olarak görüyor bunları yapanları Allah. Elbette Allah’ın hükmetmediklerini de, bunlar Allah katındandır diyenler, Allah’ın hükümlerine ortak koştuklarını bilmelidir. Ayetin sonunda, Allah’ın sorusu düşündürücüdür. Bakın ne soruyor aklını kullananlara. ÖYLEYSE İKİ TARAFTAN, HANGİSİ GÜVENDE OLUR?
BİRİNCİSİ ALLAH’IN HÜKÜMLERİNE İMAN EDİP, HURAFE VE SANININ ARDI SIRA GİTMEYENLER. DİĞERİ DE, KUR’AN’DA ALLAH HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİĞİ HALDE, BUNLARDA ALLAH KATINDANDIR DİYENLERİN TAKİP ETTİĞİ YOL. SİZCE HANGİ YOL DAHA EMİN VE DAHA DOĞRUDUR? ALLAH’IN AYETİNİN SONUNDA, SORDUĞU GİBİ. EĞER BİLİYORSANIZ SÖYLEYİN.
Kur’an bu konuda çok açık hükümler vermiş ve Allah’ın Kur’an’da hüküm vermedikleri hiçbir konuda, sorumlu olamayacağımızı ve yine haram ve helal konusunda da yetkinin yalnız Allah’ta olduğunu, apaçık bakın nasıl bildiriyor bizlere.
Maide 87: Ey iman sahipleri! ALLAH ‘IN SİZE HELAL KILDIĞI ŞEYLERİN TEMİZ VE GÜZEL OLANLARINI HARAMLAŞTIRMAYIN; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.
Nahl 116 ; Yalan düzerek Allah’a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle “ŞU HELALDİR, ŞU DA HARAMDIR!” DEMEYİN. YALAN DÜZEREK ALLAH’A İFTİRA EDENLER KURTULAMAZLAR.
Demek ki bu konuda, apaçık hüküm var. Bilgisizce emin olmadan, Allah’ın açıkça haramdır demediklerine, haram deme yetkisi kimsede yok. Ayete dikkat ederseniz, Allah’ın helal kıldığından bahsediyor. Demek ki yetki bizzat kendisinde. Bunun dışında şu ya da bu haramdır demek, ALLAH’A İFTİRA ATMAK OLDUĞUNU HATIRLATIYOR BİZLERE. Aşağıdaki ayetlerde bu konuyu daha da pekiştiriyor ve bakın ne diyor.
Enam 140: ŞU BİR GERÇEK Kİ, İLİMSİZLİK YÜZÜNDEN ÖZ EVLATLARINI BEYİNSİZCE KATLEDENLERLE, ALLAH’IN KENDİLERİNE VERDİĞİ RIZIKLARI, ALLAH’A İFTİRA EDEREK HARAMLAŞTIRANLAR, GERÇEKTEN HÜSRANA UĞRAMIŞLARDIR. İNAN OLSUN, SAPITMIŞLARDIR ONLAR; HİÇBİR ZAMAN DOĞRUYU VE GÜZELİ BULAMAZLAR.
Enam 150: ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH ŞUNU HARAM ETMİŞTİR DİYE TANIKLIK EDİP DURAN ŞAHİTLERİNİZİ GETİRİN.” EĞER TANIKLIK EDERLERSE, SAKIN ONLARLA BİRLİKTE TANIKLIK ETME! AYETLERİMİZİ YALANLAYANLARLA AHRETE İNANMAYANLARIN KEYİFLERİ ARDINCA GİTME! ONLAR, KENDİ RABLERİNE BAŞKALARINI DENK TUTUYORLAR.
Yunus 59 : DE Kİ: “NE OLDU SİZE DE ALLAH’IN SİZE RIZIK OLARAK İNDİRDİĞİ ŞEYLERDEN BİR HARAM YAPTINIZ BİR DE HELAL?” DE Kİ: “ALLAH MI SİZE İZİN VERDİ, YOKSA ALLAH’A İFTİRA MI EDİYORSUNUZ?
Yukarıdaki ayetleri apaçık gördükleri halde, hala gözlerini yumarak, Kur’an dışından haramlar edinenlere, daha ne söylemek gerekir bilemiyorum. Allah’ın Kur’an’da haram demediklerine haramdır diyenler, Allah’a iftira ettiklerini söylüyor. Sanırım birde, Resule iftira atıldığını da hatırlatmalıyım. Bu insanların sapmış olduğunu, bu insanların doğruyu asla bulamayacaklarının, uyarısını da yapıyor Allah ayetinde. Enam suresi 50. ayetinde ise, Allah’ın haram demediklerine haramdır diyenlere açık tehditle, ALLAH ŞUNU HARAM ETMİŞTİR DİYENLER, BUNUN ŞAHİTLERİNİ GETİRSİNLER DİYOR. Eğer tüm bunlara iman edip, Allah’ın haram demediklerine, haramdır diye şahitlik yapanlarla, birlikte olmayın diye ikaz ediyor bizleri. Yunus 59. ayetinde de şükürler olsun Rabbimiz, bu konuya çok açık bir şekilde hükmünü veriyor ve bakın ne diyor, tekrar hatırlamakta yarar var.
“NE OLDU SİZE DE ALLAH’IN SİZE RIZIK OLARAK İNDİRDİĞİ ŞEYLERDEN, BİR HARAM YAPTINIZ BİR DE HELAL?” DE Kİ: “ALLAH’MI SİZE İZİN VERDİ, YOKSA ALLAH’A İFTİRA MI EDİYORSUNUZ?”
Siz Allah’ın bu hükmünü gördükten sonra, mahşer günü sorulduğunda, bunları da Allah’ın Resulü haram demişti diyebilecek, şahitlerinizi gösterebilecek misiniz? Asla gösteremeyiz, çünkü Resul şahit olarak orada duruyor ve ben bunları söylemedim, bana iftira ettiniz diyecek. Demek ki haram ve helal koyma yetkisi, yalnız Allah’ınmış, ama ayetleri okuyup, düşünen mi var. Bunu yapanların, Allah’a iftira attıklarını unutmamalıdırlar. Bunun cezasını tahmin bile etmek istemiyorum. Rabbim cümlemizi böyle büyük bir hatadan korusun.
Bizler dine öyle hurafeler sokmuş ve buna yüzlerce yıldır inandırılmışız ki, adeta kangren olmuş içimizde. İnancımız Allah yolundan sapmış. Batıl doğru bilindiğinden, hakkın sözlerinin üstü örtülmüş. Yapılan yanlışları ortaya çıkarmaya çalışanlar, ayetleri topluma hatırlatma çabasında olanlar ise, toplumda dışlanır olmuş. SÜNNET İNKÂRCI DAMGASIYLA SUÇLANIR OLMUŞLAR. Allah yardımcımız olsun. Çok zor günlerin içinde yaşıyoruz. Kur’an her konuda detaylı bilgi vermeyen kitap ilan edildiği için, artık ona müracaat edende çok küçük bir azınlık kaldı. Yani artık Allah’ın Resulünün söyleyeceği gibi, KUR’AN TERK EDİLDİ. Onun içindir ki Allah’ta bizleri cezalandırıyor, dualarımız karşılık bulmuyor.
Dilerim Kur’an’ın kıymetini anlayan, ona gereken saygıyı gösteren, Rabbin halis kullarından oluruz.
Haluk GÜMÜŞTABAK