Kira Hükümleri
1- SORU: Kiraya verilen gayr-i menkul (taşınmaz) veya menkul (taşınır) mallarda zekât vacip midir?
CEVAP: Fetevâyi Hindiyye’nin zekât bahsinde şöyle denilmiştir; kiraya verilen gayr-i menkul (taşınmaz) mallarda zekât yoktur. Bir kimse evi olup da kiraya verse, bunda zekât gerekmez…
Aynı şekilde kiraya verilen menkul (taşınır) mallarda da zekât yoktur. Bir kimse kiraya vermek için bakır kazanlar satın almış olsa, bunlarda zekât yoktur. Keza koku dükkânı olan bir kimse, kiraya vermek için şişeler veya torbalar satın almış olsa, bunlarda da zekât yoktur…
Zekât, kiraya verilen bu malların gelirlerine gerekmektedir. Çünkü bunları satmak için değil, gelir getirmeleri için satın almıştır…
İbn-i Akîl el-Hanbelî’ye göre, gelir getiren her şeyden zekât vermek gerekir. Dolaysıyla bu hüküm, kira için hazırlanan akarlarla (taşınmazlar), kiraya vermek için hazırlanan bütün eşyayı (yani menkul – gayr-i menkul her şeyi) kapsamaktadır. Yani her yıl ana sermaye hesap edilerek, ticari mallarda olduğu gibi bütün bu malların zekâtı verilir…
Asrımızda da gelir elde etmek için, sermaye, toprak ve ticaret haricinde başka alanlara yönelmiştir.
Kira geliri elde etmek için iş yeri ve binalar yaptırma veya satın alma, üretim için tesis edilen fabrikalar, geliri için uçak, gemi, otobüs, tır filoları v.s araçlar satın alma, tavuk v.b hayvan çiftlikleri kurma bu faaliyetlerin bazısıdır.
Bu gibi malların hepsinden zekât vermek gerekmektedir. Çünkü bu mallarda, zekât vermenin şartı olan nemâ (yani artma, çoğalma, üreme, büyüme, gelişme) mevcuttur.
Zekâtın bir malda vacip olup olmaması illete bağlıdır, eğer illet var ise hüküm de vardır. Bu illet nemâ’dır, hüküm ise zekâtın farz olmasıdır ki, o halde bir malda nemâ var ise o malda zekât da vaciptir.
Bu mallarda zekâtı vacip kılan illetin yanı sıra, zekâtın meşruiyetinin hikmeti de mevcuttur. Bu hikmet ise, malların sahiplerini temizlemek, fakirlerin ihtiyaçlarını gidermek ki, çağımızda bütün ülkeleri meşgul eden fakirlikle mücadelede, bu mallara sahip zenginlerinde hissesinin olmasının gerektiğidir…
Devrimiz âlimleri, sanayi makinelerinin, marangozun ve demircinin kullandığı el aletleri, diğer meslekî alet, takım ve tezgâhı olarak değerlendirilemeyeceği hususunda da görüş birliğindedirler. Zira bu makineler gelir getiricidir ve nâmi mal sayılırlar…
Buradan hareketle, asrımızda gelir elde etmek için olan atölyeler, fabrikalar, işletmeler ve bilumum sanayi sektöründeki yatırımlar hususunda devrimiz âlimleri, bu malların hepsinde zekâtın farz olduğu mevzuunda görüş birliğine varmışlardır…
Keza devrimiz âlimlerin çoğunluğuna göre, kiraya verilen büyük binalardan, dairelerden, dükkânlardan, düğün salonlarından ve kara-deniz-hava taşımacılığında kullanılan nakil araçları da zekâta tabidirler. Zira sayılan bu şeyler gelir getiricidir ve nâmi mal sayılırlar…
-------
2- SORU: Şehirde veya halkının çoğu Müslüman olmayan veya olan bir köyde Müslüman olan bir kimsenin evini Mecusilere “Ateş-Hâne” yahut Hristiyanlara “Kilise” yahut Yahudilere “Havra” yapmaları için yahut içinde Şarap satılması için kiraya vermesi mekruh mudur?
CEVAP:
a) Halkının çoğu Müslüman olmayan bir köyde, Müslüman olan bir kimsenin evini Mecusilere “Ateş-Hâne” yahut Hıristiyanlara “Kilise” yahut Yahudilere “Havra” yapmaları için yahut içinde şarap satılması için kiraya vermesi, İmam Âzam (rh.a)’e göre mekruh değildir… İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (rh.a)’e göre ise mekruhtur. Zira günaha yardım etmek vardır. Nitekim Allah Teâlâ’nın “İyilik emek/fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın…” (Mâide, 5/2) ayeti mucibince bu durumlarda günaha yardım etmek olduğu açıktır…
İmam Âzam (rh.a)’in delili ise şudur: “Kira, evin menfaati üzerinedir, bunda bir günah yoktur, günah, kiralayan kimsenin yaptığı iştedir…” Muhtâr olan kavil de budur…
b) Halkının çoğu Müslüman olan bir köyde, Müslüman olan bir kimsenin evini Mecusilere “Ateş-Hâne” yahut Hıristiyanlara “Kilise” yahut Yahudilere “Havra” yapmaları için yahut içinde şarap satılması için kiraya vermesi, ittifakla mekruhtur…
c) Şehirde olan bir evin “Ateş-Hâne” yahut “Kilise” yahut “Havra” yahut içinde şarap satılması için kiraya verilmesi, ittifakla mekruhtur…
(Mültekâ/Mevkûfât)
-------
3- SORU: Ortak olan bir ağacın meyvesinde yahut bir koyunun sütünde yahut koyunun kuzularında muhâyee/menfaatlerin taksiminin yapılması caiz olur mu?
CEVAP:
Ortak olan bir ağacın meyvesinde yahut bir koyunun sütünde yahut koyunun kuzularında muhâyee/menfaatlerin taksiminin yapılması caiz değildir.
Çünkü muhâyee menfaatlerin taksiminden/paylaşımından ibarettir. Ağaçtan elde edilecek meyve ile koyundan elde dilecek süt ise farklıdır… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
4- SORU: İki kişi aralarında ortak olan bir evde bir ay birisi, diğer ay diğeri oturmak üzere anlaşsalar, ortaklardan birisinin, kendi nöbetinde evi kiraya verip ücretini alması caiz olur mu?
CEVAP:
İki kimse aralarında ortak olan bir adada/evde bir ay birisi, diğer ay diğeri oturmak üzere muhâyee’de/menfaat taksiminde bulunsalar, ortaklardan birisinin, kendi nöbetinde ortak olan yeri kiraya verip ücretini alması caizdir… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
5- SORU: Bineği/Aracı olmadığı halde insanlar ile binek/araç kiralama yapan kişi işinden men olunur mu?
CEVAP:
Müftiy-i Mâcin (hile yolunu öğreten müftü), insanların sıhhatlerini bozan cahil hekim, hayvanı/aracı olmadığı halde insanlar ile hayvan/araç kiralama muamelesi yapıp kira bedeli alan müflis kimse, bunların hepsi vazife ve işlerinden men olunurlar… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
6- SORU: Mal sahibi kiracısına hitaben “Kira mukavelesini gelecek ayın başından itibaren feshettim” dese, geçerli olur mu?
CEVAP:
İleriye nisbet edilerek kira akdinin bozulması caizdir.
Örneğin, mal sahibi kiracısına hitaben “Kira mukavelesini gelecek ayın başından itibaren feshettim” dese, gelecek ayın başından itibaren kira mukavelesi bozulmuş olur… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
7- SORU: Bir kimse, kiraladığı veya ödünç aldığı bir tarlanın ekinini biçtikten sonra tarlada kalan sapını yaksa ve bu yüzden tarlanın etrafında bulunan başkasına ait tarlaların ekinleri yansa, meydana gelen zarar ve ziyanı kim öder?
CEVAP:
Bir kimse, kiraladığı veya ödünç aldığı bir tarlanın ekinini biçtikten sonra tarlada kalan sapını yaksa, bu yüzden tarlanın etrafında bulunan başkasına ait tarlaların ekinleri yansa, eğer o vakitte hava sakin olup rüzgâr yoksa başkalarının tarlalarında meydana gelen zarar ve ziyanı ödemez. Eğer hava rüzgârlı ise zarar ve ziyanı öder… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
8- Günah olan işler için yapılan kiralama akdi sahih midir? Şarkı-türkü söylemek için veya oyun-eğlencede kullanılan çalgılar için kira ücreti alınması caiz midir? Düğünlerde çalınan defler için kiralama akdi geçerli midir?
CEVAP:
Dinen günah sayılan işler için kiralama yapılması veya kiralanan/tutulan kimsenin yapamayacağı menfaatler hakkındaki icareler/kiralamalar sahih değildir.
Binaenaleyh, makamla şarkı, türkü söylemek için, ölen kimsenin üzerine sesle ağlamak için, oyun ve eğlenceden ibaret olan bir kısım çalgılar için ücret alınması caiz değildir.
Ancak düğünlere mahsus muayyen deflerin, gazilere ait “tabl” denilen aletlerin kullanılması caiz olduğundan, bunlar için yapılacak olan icareler/kiralamalar da muteberdir/geçerlidir… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
9- SORU: Erkek hayvanların dişi hayvanlara aşması/çiftleşmesi için kiralanması veya bunun için ücret alınması caiz midir?
CEVAP:
Erkek keçinin/tekenin dişi keçiye aşması/çiftleşmesi için ücret alınması caiz değildir…
Bu böyle olduğu gibi, bütün erkek hayvanların dişi hayvanlara aşması için kiralanması caiz değildir.
Çünkü bu kiralamadan maksat, dişi hayvanın yavruya gebe kalmasıdır. Hayvanın bu aşmasıyla, dişi hayvanın yavruya gebe kalacağı ise kestirilemez. Erkek hayvan her halükarda buna kadir değildir.
Peygamberimiz (s.a.v) erkek hayvanın dişi hayvana aşması için kiralanmasını yasaklamıştır… (Mültekâ/Mevkûfât)
-------
10- SORU: Bir kimsenin kirada dükkânları ve evleri bulunur da bunlardan elde ettiği gelir kendisine ve ailesine yetmezse, zekât alması helal olur mu?
CEVAP:
Bir kimsenin kirada dükkânları ve evleri bulunur da bunlardan elde ettiği gelir kendisine ve çoluk çocuğuna yetmezse, bu kimse fakirdir ve İmam Muhammed’e göre sadaka/zekât alması helaldir. İmam Ebû Yusuf’a göre helal değildir.
Keza bir kimsenin üzüm bağı (veya tarlası) olur da geliri kendisine ve ailesine yetmezse, hüküm yine aynıdır.
İmam Muhammed’e; “bir kimsenin ekip-biçtiği bir arazisi yahut kiraya verdiği bir dükkânı veya evi olur, geliri de üç bin dirhem olur da kendisinin ve çoluk çocuğunun bir senelik nafakasına da yetmezse, zekât alması helal olur mu?” diye sorulmuş ve O’da; “zekât alması helal olur” diye cevap vermiştir. Fetva da buna göredir. Şeyhayn’e (İmam Ebû Hanife ve İmam Ebû Yusuf’a) göre ise helal olmaz... (İbn-i Âbidîn, Zekât Bahsi)
-------
11- SORU: Bir kimse, mahsulünde öşür verilmesi gereken bir araziyi kiraya verirse, öşrü vermek kime ait olur?
CEVAP:
Bir kimse öşrî olan yani mahsulünde öşür verilmesi gereken bir araziyi kiraya verirse, İmam-ı Âzam’a göre, böyle bir arazinin mahsulünün öşrünü vermek kiraya verene (müeccir) ait olur. İmameyn’e göre ise öşür, kiralayana (müste’cir) ait olur.
Zamanımızda, şayet kiraya verenin (müeccir) ücreti/kirayı tam olarak alması mümkün ise İmam-ı Âzam’ın kavli ile amel edilir, ücreti tam olarak alması mümkün olmazsa İmameyn’in kavli ile amel edilir... (İbn-i Âbidîn, Zekât Bahsi)