18. Kehf 94. Ayet - Ye'cüc ve Me'cüc
قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ اِنَّ يَاْجُوجَ وَمَاْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى الْاَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلٰى اَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا قَالَ مَا مَكَّنّٖى فٖيهِ رَبّٖى خَيْرٌ فَاَعٖينُونٖى بِقُوَّةٍ اَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا
Kehf 18.94 - Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
18.95 - (Zulkarneyn:) Rabbimin bana sağladığı güvenli durum (sizin bana verebileceğiniz her şeyden) daha hayırlıdır; dedi, bunun içindir ki, siz bana sadece iş gücünüzle yardımda bulunun ki sizinle onlar arasında bir set yapayım!
18.96 - Bana (yeterince) demir madeni getirin dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.
18.97 - Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.
18.98 - Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.
18.99 - O gün (kıyametten sonra) onları bırakırız, dalga dalga yürüyüp birbirlerine karışsınlar; ve sura üflenir: Böylece hepsini bir araya toplarız.
18.100-101 O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kâfirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
Kehf 99.ayete yanlış meal vererek malesef Yecüc-Mecüc'ün kıyamete doğru seti aşarak yeryüzünde fesad yapacakları inancı oluşmuş ve kıyametin alameti gibi gösterilmiştir.
Kehf 99 ve devamındaki ayetlerin tefsiri şöyledir:
Biz o (kıyamet) günü, onları (Ye’cuc, Me’cuc, insan, cin ve tüm yaratıkları) bırakırız da dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sûra üflenince de hepsini derhâl bir araya toplarız.
Dünya hayatında bilmedikleri şeyler hakkında ileri geri konuşanları, gereksiz sorularla elçilerimizi meşgul edenleri, ayetlerimiz hakkında lüzumsuz tartışanları, kendi hallerinde bırakırız. Sende bırak! Onlar yalanlarıyla dalgalar halinde birbirlerine karışırlar. İşlerine gelir yalanlarıyla anlaşırlar. İşlerine gelmez yalanları adına birbiriyle savaşırlar. Nihayet ömürleri biter. Sonra sura üfürülür! Onları toptan bir araya getiririz.
فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهٖ وَاِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ وَحَرَامٌ عَلٰى قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا اَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ حَتّٰى اِذَا فُتِحَتْ يَاْجُوجُ وَمَاْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ
Enbiya 21.94 - Yine de her kim, hem inanmış, hem de dürüst ve erdemli davranışlardan (bir şeyler) ortaya koymuşsa, onun bu çabası asla ziyan edilmeyecektir; çünkü, hiç kuşkusuz Biz bunu onun lehine kaydetmekteyiz.
21.95 - Bu bakımdan, yok etmeye karar verdiğimiz herhangi bir toplumun, (tuttuğu günahkarca yoldan) bir daha geri dönmesi asla mümkün değildir!
21.96 - Ta ki, Yecüc ve Mecüc'ün (dünyaya) salınıp, (yeryüzünün) her köşe(sin)den boşalacakları zamana kadar.
YE'CÜC VE ME'CÜC
" Dabbetül arz kavramı ile birlikte çok sık kullanılan bir kavram daha var. O da; Yecüc ve Mecüc. Bunlar çıktığı zaman arz-ı fesata boğacak.
Bilinenin aksine Yecüc-Mecüc kavramının kıyametle, bilinmez yaratıklarla ilgisi yoktur, her devrin Yecüc-Mecüc'ü vardır.
Kim bu Yecüc, Mecüc?
Türkçe'de bir tabir var. Hercü merc (alt-üst) olmak... Çıkıp yeryüzünün altını üstüne getiren, kan döküp, fesat çıkaran ve insanları yerinden yurdundan eden, canlarını, kanlarını alan her topluluk işgalci yani Yecüc-Mecüc'tür.
Kur'an'da, Zulkarneyn kıssasına bakarsak bize, kendi halinde yaşayan halkla müdahale etmeyeceksiniz, zulüm altında olanlara yardım edeceksiniz, imdat diyenlere yardım için koşacaksınız der. Yecüc-Mecüc tabiri ortalığı karıştıracak, işgalci topluluklar olarak karşımıza çıkar.
Kim nereyi işgal ediyorsa, kim orada binlerce hatta milyonlarca insanın kanını döküyorsa demokrasi getireceğim diye işte çağımızın Yecüc-Mecüc'ü de odur.
Yani Amerikan orduları gibi...
Onlar şu anda yeryüzüne barış getireceğiz diye kan döküp, fesat çıkaranlardır. Kim terör yapıyor kim kan döküyorsa, çalıyorsa, tecavüz ediyorsa işte onlar Yecüc-Mecüc'tür.
Zulkarneyn iki boynuz sahibi anlamına da gelmektedir, bir görüşe göre, Arap yarımadasında yaşadığından Basra körfezi ile Kızıl deniz arasına hakim bir kral olduğu için bu adı almıştır, tıpkı Yunus peygambere Zunnun (ذوالنون) denildiği gibi, Yunus Aleyhisselam'ın yaşadığı yer Ninova ortadoğunun bir ucunda, halkı inanmadığı için ordan ayrılıp gittiği yer ise balık karnı anlamına gelen Lübnan'dır. Bu coğrafya balığa benzetildigi için başı Ninova, karnı ise Lübnan'dır. Bu yüzden iki balık sahibi anlamında Zunnun denilmiştir.
Tutmaç çorbası, Kaşgarlı Mahmut’un ilk Türkçe sözlüğü olarak geçen Divan-ı Lügatüt Türk’te geçer. “Tutmaç: Türklerin tanınmış bir yemeğidir. Bu yemek Zülkarneyn’in yaptığı azıklardandır, Şöyle yapılmıştır:
Zülkarneyn karanlıktan çıktıktan sonra azıkları azalmış, Zülkarneyn’e ”bizi aç tutma” demek olan “bizni tutma aç” diyerek yolumuzu aç, biz yurtlarımıza gidelim gibi sözler söylemişler. Zülkarneyn, bilginlerle konuşmuş, bu yemeği çıkarmışlar; işbu yemek, bedeni kuvvetlendirir, yüze kırmızılık verir.