TEBBET SURESİNDEKİ SAKLANAN ŞEBEKE?
1️⃣ Arapça filolojisinde iki insan arasındaki evlilik bağı için iki temel kelime kullanılır:
— Zevc ve İmraet. (Kuran'da; 'Zevc' kelimesi kullanıldığında genellikle olumlu ve iyi , 'İmraet' kelimesi kullanıldığında genellikle olumsuz ve kötü işlev anlatılır).
ZEVC: İnançta, fikirde, ahlakta ve ruhta tam bir uyum yakalamış, bütünleşmiş "eş" demektir.
Kur'an, peygamberlerin mümin ve dâvâ ortağı eşleri için hep bu kelimeyi seçer.
Adem'in eşi için "zevceke" (Bakara 35), Peygamberimizin mümin eşleri için "ezvâc" (Ahzab 28) kelimesi kullanılır.
Hatta Hz. Zekeriya'nın eşi kısır ve dertliyken "imraet" (Meryem 5) diye anılırken, dualar kabul olup dâvâda tam bir bütünlük sağlandığı an ayette "Eşini (zevcehû) onun için uyumlu kıldık" (Enbiya 90) denilerek kelime zevceye döner!
İMRAET: Kök anlamı itibarıyla e-m-r (emr) köküyle akrabadır. Bir kişinin buyruğu altında olan, onun sistemine, ideolojisine hizmet eden, onunla aynı kulvarda yürüyen "mahiyetindeki ortak" demektir.
2️⃣ Eğer bu kelime (Vemraetühû) sadece "nikahlı biyolojik kadın" demek olsaydı, Allah inanç veya ideal bazında ayrılan eşler için bu kelimeyle ayrım yapmazdı.
Kur'an'da eğer taraflar arasında düşünce, inanç ve ideal birliği yoksa veya ilişki sadece hukuki—idari bir "mahiyet" ilişkisiyse "zevc" değil, "imraet" kelimesi kullanılır.
[Nitekim Yusuf Suresi 30. ayette, aralarında inanç birliği olmayan Mısır Azizinin eşi için de 'imraetü'l-azîz' denmiştir.]
Tahrim Suresi 10. ayet: "Allah, inkâr edenlere Nuh'un karısını (imraete nûh) ve Lut'un karısını (imraete lût) örnek verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kulun MAHİYETİNDEYDİ (tahte)..."
Biyolojik evlilik, nikâh devam ettiği hâlde; inanç ve ideoloji koptuğu için Allah o kadınlardan bahsederken "Zevce" (uyumlu eş) demiyor, "İmraet" (mahiyetteki/sistemdeki ortak) kelimesini kullanıyor. Yani onlar, o peygamberlerin evindeydiler; teknik olarak "emri altındaydılar" (tahte) ama şer odaklarının lojistik destekçisiydiler!
3️⃣ Mekke'deki sömürü düzeninin, yani kapitalist oligarşinin İslam’ın adalet ve eşitlik mesajına karşı açtığı savaşı anlatır bu sure.
Ebu Leheb; sadece bir şahıs değil; tefeciliğin, finansörlüğün, statükonun ve haksız gücün sembolüdür. [Ayetin "Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi" demesi bu yüzdendir.]
Vemraetühû (Ve onun imraeti); işte bu sömürü çarkının, bu finans merkezinin emri altında çalışan, ona lojistik destek sağlayan, o şer ittifakının propagandasını yürüten kadroları, yandaşları ve şer ortaklarını ifade eder.
Ayetin devamında gelen "Hammâlete'l-hatab" (odun taşıyıcı—fitne ateşini körükleyici) ifadesi de bu kurumsal şer ortaklığının, o lojistik desteğin en somut eylemidir.
Yani karşımızda evde yemek yapan bir kadın resmi değil; sokak sokak, meydan meydan o zulüm sistemine odun (lojistik veri/propaganda/istihbarat) taşıyan bir "şer şebekesi" vardır!
Geleneksel meal ve tefsirler bu muazzam kurumsal terimleri "karı-koca" ilişkisine indirgeyerek; bugünün Ebu Leheblerini ve onların medyadaki, bürokrasideki o "lojistik destekçisi olan şer ortaklarını (imraetlerini)" maalesef gözden kaçırmıştır!
Ulaşabildiğim pek çok meal ve tefsire göz gezdirdim; görebildiğim kadarıyla benim bu anlayışıma en çok yaklaşan Muhammed Esed ve Mustafa İslamoğlu olmuş. Onlar buradaki "imraet" ve "odun hamallığı" ifadelerinin biyolojik bir kadından ziyade bir karakteri, zihniyeti ve eylemi anlattığını söylemişler.
Muhammed Esed, Kur'an Mesajı tefsirinde "hammâlete'l-hatab" (odun taşıyıcı) ifadesinin bir Arap deyimi olduğunu ve "fitne üretmek, dedikodu og jurnalcilik yapmak, gizli ittifaklar kurmak" anlamına geldiğini belirtiyor. Yani karşımızda fiziksel olarak odun taşıyan bir kadın değil, sosyolojik olarak bir "propaganda ve ajitasyon mekanizması" olduğunu söylüyor.
Mustafa İslamoğlu da buradaki eylemi bir "karakter şebekesi" olarak görüyor. Ebu Leheb’in sistemine finansal ve lojistik destek veren o yapıyı, evlilik bağının ötesinde bir şer ortaklığı olarak nitelendirmiş.
Aslında Esed de İslamoğlu da ayetin mesajını yakalamışlar ama meallerine bunu tam yansıtamamışlar. Mahalle baskısı mı, yoksa dalgınlık mı artık orasını bilemem.
Bugün de dünyada ve ülkemizde ne kadar halkı soyan, kamu malına çöken Ebu Leheb varsa; onların medyadaki trolleri, gazete köşelerindeki propagandacıları, yani fitne ateşine odun taşıyan o "imraetleri" (şer ortakları) hâlâ iş başındadır.
Tebbet'teki (Vemraetühû) ifadesi, Ebu Leheb'in eşi Ümmü Cemil'i değil;
— Mekke Şer Şebekesi'ni,
— Tefeci Patron Leheb'in Torbacıları'nı anlatır!
— En doğrusunu elbette Rabbim bilir...
Mustafa TULUKCU hocadan özet olarak alınmıştır .