Bursa "Gurabahane-i Lâklakân" (Düşkün Leylekler Evi) - Dünyanın ilk hayvan hastanesi
Türk-İslam medeniyeti yalnızca fethettiği diyarlara adalet ve nizam götürmekle kalmamış; yeryüzündeki tüm canlılara kucak açan, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şefkat nizamı kurmuştur!
Bursa’da 19. yüzyılda kurulan ve dünyanın ilk hayvan hastanesi unvanını taşıyan "Gurabahane-i Lâklakân" (Düşkün Leylekler Evi), ecdadımızın inceliğinin, merhametinin ve yüksek ahlakının abidevi bir belgesidir.
Batı dünyasının henüz temel hakları tartıştığı çağlarda; bizim ecdadımız göç edemeyen yaralı leylekleri, kanadı kırık kuşları ve sokak hayvanlarını tedavi etmek için vakıflar kuruyor, hastaneler inşa ediyordu.
Bu asil ruh; Türk milletinin büyüklüğünün yalnızca pusatında değil, gökte uçan kuşa kol kanat geren merhametinde ve vicdanında saklı olduğunun en açık ispatıdır.
Bursa Ulu Camii’nin ortasındaki şadırvanın hikâyesi
Bursa Ulu Camii’nin içine girdiğinizde, gözünüz mutlaka caminin tam ortasındaki şadırvana takılır. Peki neden bir şadırvan, böylesine büyük bir caminin tam ortasında?
Rivayete göre Ulu Camii’nin yapımı sırasında, caminin tam ortasına denk gelen yerde yaşlı bir kadının evi bulunuyordu. Kadın, evini satmak istemedi. Kendisine yüksek bir bedel teklif edilmesine rağmen gönül rızası olmadan mülkünden vazgeçmedi.
Yıldırım Bayezid Han’ın, kadının hakkına saygı gösterdiği ve evin bulunduğu bölümü zorla almaktan kaçındığı anlatılır.
Cami tamamlandığında bu bölüm bir süre açık bırakılır. Daha sonra ise buraya şadırvan yapılır. Bugün gördüğümüz şadırvanın ve üzerindeki kubbenin altında yer alan bu bölüm, Ulu Camii’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri hâline gelir.
Bir başka güzel ayrıntı ise Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde karşımıza çıkar. Evliya Çelebi, Ulu Camii’deki havuzdan ve içinde yüzen balıklardan bahseder.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Yaşlı kadının eviyle ilgili anlatı tarihî bir belge olarak değil, günümüze ulaşan bir menkıbe ve rivayet olarak aktarılıyor. Şadırvanın caminin ilk yapıldığı dönemden ziyade daha sonraki bir dönemde eklendiğini belirten kaynaklar da bulunuyor.
Yine de bu hikâyenin verdiği mesaj çok anlamlı:
Bir insanın hakkı, padişahın iradesinden bile üstün tutulmalıdır.
Belki de Ulu Camii’nin ortasındaki bu şadırvanı özel kılan şey sadece mimarisi değil; yüzyıllardır anlattığı bu adalet ve hak hikâyesidir.