Allah'ın arşa istiva etmesi demek yarattığı evreni yöneten demektir.
"Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine hükümran oldu (istiva etti). O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; Güneş, Ay ve yıldızlar emrine âmâdedir. İyi biliniz ki yaratma ve emir onundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir." (A'raf, 7/54)
Ehl-i sünnet alimlerinin bir kısmı ve müfessirler, "istiva" kelimesini hükümranlık, kudret, yücelik ve çekip çevirme olarak yorumlar. Allah mekandan münezzehtir; bu yüzden beşeri anlamda bir oturma veya yerleşme söz konusu değildir.
Selef Mezhebi Yaklaşımı: Selef alimleri ise kelimenin lügat anlamını kabul eder, ancak "nasıl" olduğunu sorgulamazlar ("bilkisâ bilâ keyf"). Yani Allah'ın arşa istiva ettiğini ayette geçtiği gibi imanla tasdik ederler, fakat bunu insanlardaki fiziksel oturma veya durma hallerine benzetmezler.
İslam Mezheplerinin İstiva Yaklaşımı
Selefiyye (Erken Dönem Alimleri): Ayetteki ifadeyi olduğu gibi kabul ederler. Tevile (mecazi yoruma) gitmezler. Ancak Allah'ı yaratılmışlara benzetmekten (teşbih ve tecsim) kaçınırlar. "İstiva malumdur, keyfiyeti (nasıl olduğu) ise meçhuldür" prensibini benimserler.
Eş'arilik ve Maturidilik (Ehl-i Sünnet Kelamı): Ayeti akli ilkelerle yorumlarlar (tevil). Allah'ın mekandan, yönden ve cismani özelliklerden münezzeh olduğunu savunurlar. Bu yüzden istivayı "hükümranlık", "istila" (güç yetirme) ve "mutlak yönetim" olarak açıklarlar.
Mutezile: Tamamen akılcı bir metodolojiyi esas alır. Allah'a mekan veya yön atfedecek her türlü lafzi anlamı kesinlikle reddeder. İstiva kelimesini doğrudan "hakimiyet ve kudret altına almak" şeklinde tevil ederek tenzih inancını korur.
İlgili Ayetler ve Genel Muhteva
Tâhâ Suresi, 5. Ayet: "Rahmân, Arş'a istivâ etmiştir." ayeti bu tartışmaların merkezindedir.
A'râf Suresi, 54. Ayet: Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş'a istivâ eden Allah'tır. O, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze bürür; güneşi, ayı ve yıldızları da emrine amade kılmıştır. Bilesiniz ki, yaratma da emir de O'na aittir.
Yûnus Suresi, 3. Ayet: ...Sonra Arş'a istivâ etti, işleri düzenleyip yönetiyor... (Bu ayet, istivanın evreni yönetmekle olan doğrudan bağını açıkça vurgular).
Görüldüğü üzere, özellikle Ehl-i Sünnet kelamcıları ve Mutezile, evrenin nizamının ve yönetiminin tamamen Allah'ın kudretinde olduğunu anlatmak için bu lafzın mecazi olarak kullanıldığı fikrinde birleşmektedir.
Hangi yorum esas alınırsa alınsın, buradaki ana fikir Allah'ın evrene yabancı kalmadığı, mülkünü ve her an yaratılanları en üstün iradeyle yönettiğidir.
İslam kelamında "yed" (el), "vech" (yüz), "ayn" (göz) gibi Allah’a nispet edilen ve insani özellikleri çağrıştıran ifadelere Haberî Sıfatlar denir. Bu kavramlar da tıpkı "istiva" gibi mezhepler arasında temel metodoloji farklarını ortaya koyar.
Mezheplerin Haberî Sıfatlara Yaklaşımı
Selefiyye: Ayet ve hadislerde geçen "el", "yüz" veya "göz" ifadelerini olduğu gibi kabul eder. Bunları iptal etmez (tatil) veya başka anlama çekmez (tevil). Ancak "Allah'ın eli vardır ama bizimki gibi değildir, keyfiyeti bize meçhuldür" diyerek benzetmeden (teşbih) kaçınır.
Eş'arilik ve Maturidilik: Bu sıfatların zahiri (lafzi) anlamıyla kabul edilmesinin insanları cisimleştirmeye (tecsim) götüreceğini savunur. Bu yüzden dil kuralları çerçevesinde mecazi olarak yorumlar. "Yed" ifadesini kudret/nimet, "vech" ifadesini Allah'ın zatı, "ayn" ifadesini ise gözetim/koruma olarak açıklar.
Mutezile: Tenzih (Allah'ı yaratıklara benzemekten uzak tutma) ilkesini en katı uygulayan mezheptir. Ayetlerdeki bu lafızları tamamen mecaz ve edebiyat kurallarıyla açıklar. Allah'a ait herhangi bir uzuv veya cismani yönlendirme ihtimalini akıl yoluyla kesin olarak reddeder.
İlgili Ayetler ve Mecazi Karşılıkları
Feth Suresi, 10. Ayet: "...Allah'ın eli (yed), onların ellerinin üzerindedir."
Kelamcıların Yorumu: Buradaki "el", Allah'ın yardımı, koruması, gücü ve müminlere olan desteği anlamına gelir.
Rahmân Suresi, 27. Ayet: "Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (vech) baki kalacaktır."
Kelamcıların Yorumu: Buradaki "yüz", doğrudan Allah'ın zatı demektir. Klasik Arapçada bir şeyin yüzü, onun kendisini ifade eder.
Tâhâ Suresi, 39. Ayet: "...Gözümün (ayn) önünde yetişesin diye senin üzerine kendimden bir sevgi bıraktım."
Kelamcıların Yorumu: Hz. Musa için söylenen bu ayetteki "göz", Allah'ın himayesi, gözetimi ve koruması anlamındadır.
Mezheplerin bu sıfatlara bakışı, İslam düşüncesindeki "akıl ile nakil (vahy)" arasındaki dengeyi nasıl kurduklarını gösteren en somut örneklerdir.