SALA VE SÖZLERİ ÎSLAMA İFTİRADIR;
Ey Allah’ın Resulü, salat ve selam senin üzerine olsun!
Ey Allah’ın Habibi, salat ve selam senin üzerine olsun!
Ey Allah’ın Arşının nuru, salat ve selam senin üzerine olsun!
Ey Allah’ın mahlukatının en hayırlısı, salat ve selam senin üzerine olsun!
Öncekilerin vede sonrakilerin Efendisi, salat ve selam senin üzerine olsun!
Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur..
***
ALLAH Kuran’ın hiçbir yerinde Rasüle “Habibim/Sevgilim” diye hitap etmez! ALLAH, sevgili edinmekten münezzehdir. Bu iftira yahudi ve hristiyanın sözleridir kur'an'da?
Mâide, 18: YAHUDİLER ve HRİSTİYANLAR dediler ki, BİZ ALLAH'IN OĞULLARI VE SEVGİLİLERİYİZ. De ki: "O halde, niçin size günahlarınız yüzünden azap ediyor?" Hayır, siz de O'nun yarattıklarından birer insansınız. Dilediğini affeder O, dilediğine azap eder. Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülkü/yönetimi Allah'ındır. Dönüş de O'nadır.
***
Allah hiçbir Rasülü birbirine üstün kılmayın diye din koyacak, iman şartı koyacak. Bunlar kalkıp "seyyiden evveline vel ahirin" diyip muhammed as'ı evvelkilere, ademe, nuh, idris, salih, hud, lut, ibrahim, ishak, yakup, yusuf, musa, harun, yunus, isa vs bütün rasüllere efendi kılacaklar. Yahu bu imanın apaçık bir şartını inkar edip küfre girmenin taa kendisidir.
Neredeyse hiçbir dini cemaatin bu ayetler umrunda değildir. Allah ne demiş umur etmez ve bu ayetlere iman edip din edinip tabi olmazlar, Allahın:
"Deyinki biz hiçbir Rasülü birbirine üstün kılmayız" iman şartını derkenar ederler.
Bakara/136: Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene (Kurana), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile nebilere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiç birini diğerinden ayırdetmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız."
Bakara/285: Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır" dediler.
Ali imran/84: De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve nebilere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiç biri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."
Nisa/152: Allah'a ve Resulü'ne inananlar ve onlardan hiç biri arasında ayrım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
***
Öncekilerin ve sonrakilerin Efendisi” Muhammed as değil, Alemlerin Rabbi olan ALLAH’tır.. Muhammed as yalnızca ALLAH’ın kulu ve elçisidir.
Bakın bu ziyaretçiler sözde hepside hadisçidir. hadiscileride işlerine gelmediği yerde derkenar ederler. Her zaman derim, her hizbin, fırka veya kurumkendine has hadisler uydurur.
"Beni Hz. Musa'ya ustun kilmayin! Buhari, Husumat 1, Enbiya 34, 35, Rikak 43, Tevhid 31; Muslim, Fezail 160, (2373); Ebu Davud, sunnet 14, (4671); Tirmizi, Tefsir, Zumer, (3240).
"Bir kulun: "Benim, Yunus Ibnu Metta'dan hayirli oldugumu" soylemesi uygun olmaz.
Buhari, Enbiya 35, Tefsir, Nisa 26, Tefsir, En'am 4, Tefsir, Saffat 1; Muslim, Fezail 166, (2376); Ebu Davud, Sunnet 14, (4669, 4670)
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim diyordu ki: "Hakkımda, Hıristiyanların Meryem oğlu İsa'ya yaptıkları aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için "Allah'ın kulu ve elçisi" deyin." [Buhârî, Enbiya 44, ][1]
Aslında bunların hadis dediklerinede aldanmayın. Dinlerine ters gelen bu tip hadislerede hiç uymazlar. Slogan atmaktan başka işleride yok;
Mutarrif İbnu Abdillah, babası (radıyallahu anh)'tan naklediyor: "Benî Amir heyetiyle Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına gitmiştik:
"Sen bizim efendimizsin!" diye hitap ettik.
"Efendi, Allah'tır!" buyurdular. Biz:
"Fazilette en ileride olanımız, mertlikte en başta gelenimizsin!" dedik. Bize:
"Söylediğinizin hepsi bu veya buna yakın bir söz olsun. Şeytan sizi (mübalağalı medihlerde) koşturmasın!" buyurdular."[Ebu Davud, Edeb 10, (4806)]
Allah Rasûlü, kendisini görünce heyecandan titreyen birisini nebiye yakışan bir tevazuyla şöyle sakinleştirmiştir: “Sakin ol. Ben bir kral değilim. Ben ancak kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum!”(İbn Mace, Et’ıme, 30.)
İnsana ârız olabilecek şeylerin onda bulunması nebiliği için bir nakısa değildir. Bu yüzden:
Yanılarak fazla rekât kıldırdığı bir namazdan sonra bunu kendisine hatırlatanlara, “Ben ancak bir beşerim, sizin gibi hatırlar, sizin gibi unuturum.” (Müslim, Mesacid, 19.) Demiştir.
Birine kızıp öfkelenmiş ve öfkesini açığa vuran sözler söylemişse, bunu o kişinin arınmasına vesile kılmasını Rabbinden dileyecek kadar duyarlı ve şefkatlidir. Şöyle şoylemiştir:
“Rabbimden şunu istedim. Ben ancak bir beşerim. Beşerin hoşnut olduğu gibi hoşnut olur, beşerin kızdığı gibi kızarım. Ben ümmetimden herhangi birine, hak etmediği bir beddua etmişsem, bunu onun için bir temizlik, arınma ve kıyamet günü sana yaklaşma vesilesi kıl!”(Müslim, Birr,95.)
Davalarını halletmek için huzuruna gelenleri, beşer olduğunu hatırlatarak, kendisini yanıltmamaları konusunda uyarmıştır.(Ebu Davud, Akdiye, 7.)
***
Bu toplumu işte böyle büyülüyorlar, yani efsunluyorlar, aldatıyorlar. Allaha şirk koşarak mazluma yardım olmaz.
Mü'minûn, 88. Ayet: De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?
"Mü’minûn, 89.. Ayet: "Allah'tır!" diyecekler. De ki: "Nasıl oluyor da büyüleniyorsunuz?"
Yunus Topçu hocadan alıntı. 21 Ağustos 2026