40. Mü’min(Ğâfir) 11 - iki kere ölüp iki kere dirilme
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللَّهِ أَكْبَرُ مِنْ مَقْتِكُمْ أَنْفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى الْإِيمَانِ فَتَكْفُرُونَ (١٠) قَالُوا رَبَّنَا أَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِنْ سَبِيلٍ (١١)
10. İnkâr edenlere şöyle seslenilir: “Allah'ın buğzu, sizin kendinize olan öfkenizden daha büyüktür. Çünkü imana çağırıldığınızda inkâr ederdiniz.”
11. Dediler ki: “Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Sonunda, günahlarımızı itiraf ettik. Çıkmak için bir yol var mı?” (Mü’min(Ğâfir) 40:10-11)
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنْتُمْ أَمْوَاتًا فَأَحْيَاكُمْ ۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ (Bakara 2:28)
Allah'ı nasıl inkar edersiniz? Siz ölüler idiniz o sizi diriltti. Sonra sizi öldürür ve tekrar diriltir ve sonunda ona döndürülürsünüz. (Bakara 2:28)
الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا ۚ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ (Mülk 67:2)
O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayâtı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (Mülk 67:2)
Mümin 11.ayet tefsirciler tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. Kimisi “Bunlar önce babalarının sulplerinde ölü idiler. Sonra Allah onları diriltti, sonra dünyada kaçınılmaz olan ölüm ile onları öldürdü. Sonra ahiret hayatı için onları diriltti. İşte iki hayat ve iki ölüm bunlardır”; kimisi de “Kabirde de dirildiler, sonra öldürülüp tekrar mahşerde diriltildiler” demiştir. Bu yorumlarla ortaya bir de “kabir hayatı” denen bir hayat çıkarılmıştır.
Oysaki Mülk 2.ayete göre, Allah’ın önce ölümü yarattığı, sonra da hayatı yarattığı bildirilmektedir. İlk ölüm, insanın ilk “toprak [cansız madde]” hali olup, ikinci ölüm bu dünyadaki ölümüdür. İlk dirilme insanın dünyaya gelmesi, ikinci dirilme de ahiretteki “ba’s”
[tekrar dirilme] halidir. Bunlar, iki ölüm ve iki hayattır.
Mümin 11.ayette geçen "çıkış yolu var mı? " sorusuna cevab olarak Kâfirlerin çıkışının olmayacağı pekçok ayette verilmiştir. (Zuhruf/74-77, Fatır/37, Zümer/55- 58, Şura/44, 45, Secde/12, En’am/27, 28, Mü’minun/107, 108)
Onlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar, (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım? diye feryâd ederler. Sizi, öğüt alacak olanın, öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). Öyle ise (azâbı) tadın artık. Zâlimlerin yardımcısı yoktur. (Fâtır 35:37, Süleyman Ateş)
(107-108) Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız. Buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık! (Mü’minûn 23:107-108, Diyanet Vakfı)
(74-75) Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar, azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
(76-77) Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir. Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksınız! der. (Zuhruf 43:74-77, Diyanet Vakfı)
Onların ateşin karşısında durdurulup «Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!» dediklerini bir görsen!.. (En’âm 6:27, Diyanet Vakfı)
O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir görsen! (Secde 32:12, Diyanet Vakfı)
Allâh kimi sapıklıkta bırakırsa artık onun, Allah´tan sonra bir velisi yoktur. Zâlimlerin, azâbı gördükleri zaman: Geri dönecek bir yol var mı? dediklerini görürsün. (Şûrâ 42:44, Süleyman Ateş)
Yine onları görürsün: Aşağılıktan başlarını öne eğmiş vaziyette ateşe sunulurlarken göz ucuyla gizli gizli bakarlar. İnananlar da: İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyâmet günü hem kendilerini, hem âilelerini ziyan edenlerdir. Bakın, gerçekten zâlimler sürekli bir azâb içindedirler demişlerdir. (Şûrâ 42:45, Süleyman Ateş)