2. Aliimran suresi Ayet 7-9 RASİHiN
RASİHiN (الراسخون): Şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde kesin ve derin ilim sahibi kimseler anlamında Kur’an terimidir.
هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ ۖ فَأَمَّا الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاءَ الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاءَ تَأْوِيلِهِ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلَّا اللَّهُ ۗ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّا أُولُو الْأَلْبَابِ (٧)
Sana Kitab´ı indiren O´dur. Onun (Kur´an´ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab´ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar. (Âliİmrân 7)
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ (٨)
"Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve Katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen." (Âl-i İmrân 3:8)
رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ (٩)
Rabbimiz, sen mutlaka insanları, asla şüphe olmayan bir günde toplayacaksın. Allâh sözünden dönmez. (Âl-i İmrân 3:9)
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْب۪ي عَلَى د۪ينِكَ
"Ey kalbleri çeviren Allahım, sen benim kalbimi dinin üzere sabit kıl." (Hadisi Şerif, Tirmizî-Deavat 89)
İmam Mâtürîdî'; râsihîn “mütedârisîn” (bir konuyu karşılıklı müzakere edip araştırmak ve incelemek suretiyle derin bilgi sahibi olanlar), “mütesâbitîn” (sağlam bilgi sahibi olanlar) ve “nâtihîn” (zayıf ihtimalleri bertaraf edip güçlü bilgi elde edenler). (Teʾvîlâtü’l-Ḳurʾân, II, 247).
Râgıb el-İsfahânî; ilimde râsih mertebesine çıkan kimse “tereddüde düşmeyecek şekilde bilgisini sağlamlaştıran” diye belirttikten sonra Nisâ (4/162) ve Hucurât (49/15) âyetlere atıf yaparak râsihîni, “Allah’a ve resulüne, ayrıca Resûl-i Ekrem ile ondan önceki peygamberlere indirilen vahiylere iman edip hiçbir tereddüde düşmeyenler” diye açıklamıştır (el-Müfredât, “rsḫ” md.).
Fahreddin er-Râzî; ilimde râsih olanlar Allah’ın zâtını, sıfatlarını ve Kur’an’ın O’nun kelâmı olduğunu kesin olarak kavrarlar, müteşâbih ayetlerde -zâhirî mânasının Allah’ın muradı olmadığına dair kesin delil varsa- O’nun muradının zâhirî mânadan başka bir şey olduğunu bildiklerini, ayrıca zâhirî mânayı da inkâr etmediklerini belirtir (Mefâtîḥu’l-ġayb, VII, 178).
Kaynak: TDV Ansiklopedi "RASİHiN" maddesi.
29 Eylül 2023 Cuma
Mehmet Bülbül