ZEBUR NEDİR?
Müslüman âlimlere göre zebûr kelimesinin kökeni “yazmak” anlamındaki zebr masdarıdır (Lisânü’l-ʿArab, “zbr” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “zbr” md.; Taberî, VII, 687; Fahreddin er-Râzî, XI, 109). Zebr “akıl, düşünce; yazı, taşa nakşetme” gibi mânalara gelmekte; zibr (çoğulu zübûr) ve zebûr ise (çoğulu zübur) “yazılı metin, kitap” anlamı taşımaktadır (Lisânü’l-ʿArab, “zbr” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “zbr” md.)
Enbiyâ sûresinde geçen, “Zikrden sonra Zebûr’da yazdık ki yeryüzüne sâlih kullarım mirasçı olacaktır” meâlindeki âyette (21/105) Zebûr ve zikr kelimeleriyle ilgili farklı yorumlar yapılmıştır.
Zebûr, Allah tarafından peygamberlere indirilen bütün kutsal kitaplar, Tevrat, İncil ve Kur’an; sadece Kur’an; Mûsâ’dan sonraki peygamberlere indirilen kitaplar veya Dâvûd’un Zebûr’u şeklinde; zikr ise içinde her şeyin yazılı olduğu, semada Allah katında bulunan kitapların aslı yani ilk kitap, levh-i mahfûz, ilim veya Tevrat, Mûsâ’nın Tevrat’ı olarak açıklanmıştır (Taberî, XVI, 431-434; Zemahşerî, II, 895; Fahreddin er-Râzî, XII, 229-230; Kurtubî, XIV, 300-301; İbn Kesîr, Tefsîr, IX, 457). Âyetlerde geçen zübur da genellikle peygamberlere indirilen kutsal kitaplar diye anlaşılmıştır.
Zebûr kelimesi Kur’an’da bilhassa Dâvûd’a nisbetle üç âyette (en-Nisâ 4/163; el-İsrâ 17/55; el-Enbiyâ 21/105), çoğul şekli olan zübur ise altı âyette (Âl-i İmrân 3/184; en-Nahl 16/44; eş-Şuarâ 26/196; Fâtır 35/25; el-Kamer 54/43, 52) geçer.
Kaynak : TDV Ansiklopedi Zebur maddesi c.44, s.171
**************************************************