Mirac -3
Zerdüşt inancında tıpkı Miraç hadisinde peygamberimizin yedinci kat göğe yükselip, Allah'ı gördüğü gibi Arda Viraf’ın göklere yükselmesi, tanrı Ahura Mazda’yla görüşmesi, cehennemdeki cezaların nasıl olacağını ve cenneti gördüğünü anlatan Ardavirafname adında bir metin var. . İki metni okursan bir birinin hemen hemen aynısı olduğunu görebilirsin. Buradan şu çıkıyor; aslında peygamberimiz Miraç kandillerinde anlatıldığı gibi bir Miraç yaşamadı. Zerdüşt inancındaki Arda Viraf'ın göğe yükselme hikayesini bizim hadislere monte ederek Miraç kurgusu oluşturmuşlar
Miraca çıkış bir çok toplumda kültürel olarak yer alan köklü bir fenomendir. Zerdüşt'e otuz yaşında peygamberlik verilmiştir. Taraftarlarıyla Aivitak Suyu kenarında halvete çekilmiştir. Halvete çekilişinin kırk beşinci gününde, Ürdi Behişt ayında, bir gece sabaha karşı miraca çıkmış ve ruhani yükselmenin sonuna varmıştır.
Zerdüşt, sonra tanrı Ahura Mazda’nın huzuruna çıkmış ve “Hayır Dini”nin hükümlerini öğrenmiştir. Tanrı ona yıldızların ve gezegenlerin hareketinden haber vermiş, cennet ve cehennemi göstermiş, her şeyin ilmini öğretmiştir. Melekler sonra Zerdüşt’ün göğsünü yarmış ve içindekileri çıkarıp temizlemiş ve yerine koymuştur. Bundan sonra Ahura Mazda onu, insanları Hayır Dini’ne davet etmekle görevlendirmiştir. Zerdüşt, miraç yolculuğundan sonra maddi aleme, kendisine verilen kutsal kitap Avesta ile dönmüş ve getirdiklerini tebliğe başlamıştır.
Miraç Hadisi : Zulüm Yapanlar
Bunlardan başka, cehennemde iki sınıf kimse gördüm; bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı Bunların azabı gayet şiddetli idi. Bunlar kimlerdir diye sordum? Malik şöyle anlattı: Bu erkekler, beylerin (ağaların) önünde sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir.
Ardavirafname Bölüm Yirmi Sekiz : Zulüm Yapanlar
Ayrıca baş aşağı asılmış bir adamın ruhunu gördüm. Elli yaratık vücudunun önünü ve arkasını yılanlarla kırbaçlıyordu. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “Bu, dünyada kötü bir hükümdar olan ve erkekler arasında acımasız, yıkıcı ve çeşitli türlerde işkence yapan ve ceza veren kötü adamın ruhudur.”
Miraç Hadisi : Zina Edip Çocuklarını Öldürenler
Bundan sonra, bir grup kadın gördüm; bunların kimisi göğsünden asılmışlar; kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardı. Bunlar feryadı figan edip duruyorlardı. Bunlar kimlerdir dedim? Malik şöyle anlattı: Bunlar zina edenlerdir; ayrıca çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir
Ardavirafname Bölüm Altmış Dört : Zina Edip Çocuklarını Öldürenler
Ağlayıp inleyen bir kadının ruhunu gördüm. Başına dolu yağıyordu ve ayağının altından erimiş pirinç akıyordu. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “ Bu, gereksiz yere diğer erkeklerden hamile kalan kötü bir kadının ruhudur ve bebeğinin yok olmasına sebep oldu [Yani kürtaj veya çocuk öldürme]. Duyduğu acı yüzünden bebeğin sesini duyduğunu zanneder ve o tarafa doğru koşar. Ancak erimiş pirinç üstünde koşmaktadır. Bebeğin ağlamasını duydukça kafasını ve yüzünü bıçakla keser ve bebeğini ister. Ama bebeğini yeni dünya kurulana kadar göremez ve çekmesi gereken bu ceza yeni dünya kurulana kadar devam eder.
Miraç Hadisi : Anne Babaya İsyan
Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunlara ateşte azap ediliyordu. Bunların üzerine zebaniler musallat olmuştu. Bunlar feryat ettikçe, zebaniler sopalarla vuruyorlardı. Karınlarına ateşten süngüleri saplıyorlardı. Vücutlarını da ateşten kamçılarla dövüyorlardı. Bunların azapları pek çetin gördüm. Bunlar kimlerdir? diye sordum; Malik şöyle anlattı “Bunlar ana ve babalarına isyan ederek karşı gelenlerdir.”
Ardavirafname Bölüm Yetmiş Dokuz : Anne Babaya İsyan
Göğüslerine kadar çamur ve pis kokuya batmış bir kaç ruh gördüm. Keskin bir orak bacakların ve diğer uzuvların kesiyordu ve anne babalarına sesleniyorlardı. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “Bunlar dünyadayken anne ve babalarını üzen o kötü ruhlar; anne babalarından af dilemediler ve günahlarını bağışlamalarını istemediler.
Miraç Hadisi : Yalancı Şahitlik
Bundan sonra, bir takım erkek ve kadın gördüm. Bunların dillerinden ateşten çengellerle asmışlardı. Tırnakları bakırdandı. Kendi yüzlerini yırtıp parça parça ediyorlardı. Bunlar kimlerdir? dedim; Malik şöyle anlattı: Bunlar yalan yere şahidlik edenlerdir. Koğuculuk yapıp söz gezdirenlerdir.
Ardavirafname Bölüm Kırk Beş : Yalancı Şahitlik
Bütün bedeni solucanlar, kurtlar tarafından kemirilen bir adamın ruhunu gördüm. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi. "Bu yalancı şahitlik yapan ve iyi insanların mallarını gasp edip kötü insanlara veren bir insanın ruhudur."
Miraç Kurgusu Neden Yapılmış?
Öyle görünüyor ki Miraç peygamber yarıştırma kavgasıdır. Allah Kur'an'ı Kerim'de Musa peygamberin doğumundan Tur'da kendisiyle konuşmasına kadar her ayrıntıyı anlatmış. Bizim elimizde bir İsra var. Görünüşte Yahudilerin peygamberi Hz Musa’nın bizim peygamberimizden çok daha üstün özellikleri var. Üstelik bizim kitabımız sayfalarca bunları yazıyor. Öyle görünüyor ki erken dönemde Müslümanlar Yahudi ve Hristiyanlara bizim peygamberimizin daha üstün olduğunu ispatlama işine girmiş. Musa peygamber Allah’la Tur’da konuşmaya yürüyerek gitmesine karşılık bizim peygamberimizi Kudüs’e götürmek için cennetten Burak getirmişler. Allah Musa peygamberle yeryüzünde konuştu ama Miraç kurgusuyla bizim peygamberimizi gökyüzünde Allah’la konuşturmuşlar. Musa peygamber Allah’ı görmek istedi, Allah “sen beni göremezsin dedi ama bizim peygamberimize yedinci kat semada Allah’ı göstermişler. Üstelik cenneti cehennemi bile gördü. Cehennemin üçüncü katının Hutame olduğunu ve oraya Yahudilerin gireceğini bile öğrendi. İşin iç yüzünü Allah biliyor, inşaalah ahirette biz de öğreniriz ama öyle görünüyor ki ortada peygamber yarıştırma kavgası olmuş.
Özellikle Mecusiliğe ait bazı efsaneler Miraç hadisesine çok benzemektedir. Hicretten 400 yıl önce yazılan “Arta Viraf Namak” adlı Farsça bir kitapta Arta Viraf’ın göğe yükselişi anlatılmaktadır. Arta Viraf’ın Saroş adlı bir meleğin eşliğinde yaptığı gökyüzü yolculuğu Tanrı’nın huzuruna varıncaya kadar çeşitli katmanlara uğrayarak sürer. Burada Arta Viraf Tanrı ile sohbet eder. Bazı öğütler alarak geri döner. Arapçalaştırılan ve İslam’ın kavramlarına uyarlanan kısımları dikkate almazsak Miraç hadisesi ile Arta Viraf’ın gökyüzüne çıkışı hemen hemen aynıdır. Mecusilikten İslam’a geçen bazı yeni Müslümanlar veya onlardan bu tür mitolojileri öğrenmiş olan bazı Müslümanlar Ehl-i Kitab’a karşı Muhammed Peygamber’in üstünlüğünü ortaya koyabilmek için Zerdüşt dinindeki bu mitolojiyi Miraç’a dönüştürmüş olmalılar. Böylece İsa öldükten sonra göğe yükseltilmişken Muhammed Peygamber hayattayken göğe yükselmiş ve üstelik İsa gibi gökte kalmamış geri de dönmüştür. Musa gibi sadece Allah’la konuşmakla kalmamış bir de O’nun cemalini temaşa etmiştir. Böylece Muhammed’in hem İsa’dan hem de Musa’dan daha üstün olduğu ispat etmişlerdir!
Ah bu İran'ın İslam'a attığı kazıklar ahh ahhh!
Tefsir, Kelam, Hadis, Menkıbeler ve Menakıbnameler yoluyla İslam'a bulaşanlar..
------------------(((-----------------
MİRAC MASALI: AĞIR İFTİRA...
Tarihte bağlıları tarafından Hz. Peygamber için üretilmiş en kötü yakıştırmalardan birisi de miraç masalıdır. Sözde Hz. Peygamber’i yüceltmek amacı ile uydurulan/yakıştırılan bu efsane, esasen Sasaniler döneminde yaşamış ünlü Zerdüşt din adamı Ardaviraf’ın gerçekleştirdiğine inanılan ruhsal astral yolculuğun neredeyse bire bir Resulullah’a uyarlanmasından başka bir şey değildir. Ardavirafname gözden geçirilirse bu gerçek bütün açıklığı ile anlaşılır. Halbuki, Kur’an’ın sık sık vurguladığı Hz. Peygamber’in bir beşer, bir kul ve ölümlü bir insan olduğu hakikati ile taban tabana zıt olan bu üretilmiş miraç hurafesi Kur’an’ın iki ayetinde açıkça reddedilmektedir. Bunlardan birincisi; İsra suresi 90-93. ayetlerdir: “Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından (yapılmış) bir evin olmadıkça; yahut GÖĞE YÜKSELMEDİKÇE -kaldı ki göğe yükselmene dahi, bize (oradan, kendi gözlerimizle) okuyabileceğimiz bir kitap getirmedikçe- inanmayız ya!" (Ey peygamber) de ki: "Kudret ve yüceliğinde sınırsız olan Rabbimdir! Ben ölümlü bir elçiden başka biri miyim ki?" İkinci ayet ise Enam suresi 35. Ayetidir: “Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut BİR MERDİVEN KURUP GÖĞE ÇIKARAK ONLARA BİR MUCİZE GETİRMEYE GÜCÜN YETİYORSA, DURMA YAP! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma!”
Bu ayetlerden açıkça anlaşılmaktadır ki; Hz. Peygamber asla ve asla göğe çıkıp, haşa Allah Teala ile görüşmemiş, Yüce Rabbimiz ile namaz hususunda asla pazarlık yapmamış, Peygamberlerin ruhlarına imam olup namaz kıldırmamıştır. Bir beşer, ölümlü bir insan, Allah’ın sorumluluk bilincini ve tevhidi kendine şiar edinmiş halis bir kulu olan Hz. Muhammed’in ayaklarını tebliğe memur olarak gönderildiği dünyadan kesip gökleri dolaşan bir masal kahramanı gibi göstermeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Bu, Hz. Peygamber’in aziz hatırasına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Buna inanmanın ve bu hurafeyi dinin akide sistemi içerisine sokmanın hesabı verilemez.
Muhammed Nur Doğan 17.02.2023