Mü’min(Ğâfir 55 - Peygamberlerin de hataları var mıdır ?
Ey Muhammed, bil ki, Allahtan başka ilah yoktur. Hem kendi günahlarının hem de mümin erkekler ve mümin kadınların günahları için Allahtan mağfiret dile. Allah, dolaştığınız yeri de, kalacağınız yeri de çok iyi bilir. (Muhammed 47:19)
(Resûlüm!) Şimdi sen sabret. Çünkü Allah´ın vâdi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ile tesbîh et. (Mü’min(Ğâfir) 40:55, Diyanet Vakfı)
Tevbe Suresi'nde (43. Ayet), ‘Allah seni affetsin, neden kimin doğru söylediğini, kimin yalancı olduğunu anlayıncaya kadar, beklemedin de onlara izin verdin?’ denilerek, peygamber hatasından dolayı uyarılmıştır.
Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:
"Resulullah bu âyet-i kerimeyi okuduktan sonra şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki ben, günde yetmiş kere Allahtan mağfiret diliyorum [Tirmizi, K.Tefsir el-Kuran, Sure: 47 Ayet 19, Hadis no: 3259]
Abdullah b. Ömer, Resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Ey insanlar, Allaha tevbe edin. Zira ben, Allaha günde yüz kere tevbe ediyorum. [Müslim. K.ez-Zikr, bab: 42, Hadis no: 2702]
Abdullah b. Sercis diyor ki:
"Ben Resulullahın yanına vardım ve onunla birlikte onun yemeğinden yemek yedim. Sonra ona: "Ey Allahın Resulü, Allah seni affetsin." dedim. Bir adam: "Bu senin için af diledi ey Allahın Resulü." dedi. Resulullah: "Evet, bana da dilesin size de dilesin." dedi ve: "Hem kendi günahları hem de mümin erkekler ve mümin kadınların günahları için Allahtan mağfiret dile." âyetini okudu. [Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.5. S.82]
Ebu Musa el-Eş´ari diyor ki:
"Resulullah şöyle dua ederdi: "Ey rabbim, sen benim hatamı, cehaletimi, bütün işlerimde haddi aşmamı ve senin benden daha iyi bildiğin kusurlarımı affet. Allahım, sen benim hatalarımı da, kasten yaptıklarımı da, cehaletimi de şakamı da affet. Bütün bunlar bende mevcuttu. Allahım, sen benim geçmişte yaptıklarımı da gelecekte yapacaklarımı da, gizlediklerimi de açığa vurduklarımı da affet. Yarattıklarından dilediğini öne geçirecek dilediğini de geride bırakacak olan sensin. Sen herşeye kadirsin. [Buharı, K.ed-Davâl, bab: 62 / Müslim, K.ez-Zikr, bab: 70, Hadis no: 2719]
-------------------------------------
Ey peygamber! Niçin, Allâh´ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerinin, hatırı için harâm kılıyorsun? Allâh bağışlayandır, esirgeyendir. (Tahrîm 66:1)
Kurtubi Tefsirinde bu ayetin nüzul sebebi hakkında çeşitli görüşlerin var olduğu zikredilmiştir. Bunlardan biri şudur:
Resulullah (s.a.v.) cariyesi ve oğlu İbrahim´in annesi olan Mâriye el-Kıptiyye ile, hanımı Hafsa´nın evinde bir araya gelmiş bunu gören Hafsa ise onlan kıskanmış ve Resulullaha sitem etmiştir. Resulullah da cariyesi Mâriyeyi kendisine haram kılmıştır. Bunun zürerine Hafsa:" Ey Allanın Resulü, Allanın sana helal kıldığı bir şeyi nasıl haram kılarsın " demiş, Resulullah Mâriye´ye bir daha yaklaşmayacağına dair Hafsa´nın yanında Allah'a yemin etmiştir. İşte bunun üzerine Allah teala surenin başındaki bu âyetleri indirmiş, Resulullahın haram kılmasını geçersiz saymış, yemin için de keffaret vermesini emretmiştir. Halbuki Resulullah, Hafsa´ya bu meseleyi gizli tutmasını söylemişti. Fakat Hafsa meseleyi Aişe´ye anlatmış, bunun üzerine de âyetler inmiş ve meseleyi açıklığa kavuşturmuştur.
Abdullah b. Abbas dedi ki: Allah, Rasulullaha ve müminlere emretti ki, onlar, helal kıldığı bir şeyi kendilerine haram kılacak olurlarsa on fakiri doyuracak, yahut giydirecek veya bir köle azad ederek yemin keffareti versinler. Abdullah b. Abbas, Katade ve Hasan-ı Basri de bu görüştedirler.
Âyetlerin nüzul sebebi hakkında diğer bir görüş ise şudur: Resulullah, hanımlarından Zeyneb Binti Cahş´ın evinde, diğer rivayette Hafsa´nın evinde bal şerbeti içmiştir. Zeynebi kıskanan Aişe ve Hafsa, diğer bir rivayette Hafsa´yı kıskanan Aişe ve Sevde, Resulullah yanlarına geldiği zaman ona ağzının, meşe ağacından akan reçinenin kokusu gibi koktuğunu söylemişler, Resulullah ise bal içtiğini söylemiş ve bir daha da içmeyeceğine dair yemin etmiştir. Bu durumu da diğer hanımlarına söylememesini tenbih etmiştir. Fakat hanımlarından biri, bu durumu açığa vurunca bu âyetler nazil olmuş, Resulullahın, kendisine helal olan şeyi haram kılmamasını ve yemini için de keffaret vermesini emretmiştir.
Mukatil diyor ki: "Bu âyetin nazil olmasından sonra Resulullah bir cariye azadederek Mariye´yi kendisine helal kılmıştır.
Kaynak: Kurtubi, Tahrim 1. ayet tefsiri.
-------------------------------------
ilk Peygamber olan Hz. Âdem, yasak meyveyi yediğinden dolayı cennetten kovulmuştur. (Bakara/36‐37)
Hz. Yunus, Kur'an'a göre, görevini ve toplumunu terk ederek, hata işlemiştir: ‘İzinsiz ve öfkeyle kavmini terk etmiştir’. (Saffat/139‐145)
Hz. Musa'nın kendi tarafından (İbrani olan) birini korumak için attığı yumruk sonucunda, bir kıptiyi, yanlışlıkla öldürmesi de hatadır. (Kasas/15‐16)
Abese Suresi'nde, gözleri görmeyen Ümmü Mektum'a karşı Rasulullahın yaptığı davranış, Allah tarafından hoş karşılanmamıştır. (Abese‐1‐7)
Tevbe Suresi'nde (43. Ayet), ‘Allah seni affetsin, neden kimin doğru söylediğini, kimin yalancı olduğunu anlayıncaya kadar, beklemedin de onlara izin verdin?’ denilerek, peygamber hatasından dolayı uyarılır.
Peygamberlerin, insanlardan farkı, anında uyarılmaları, yanlışı hemen düzeltip ve tövbe edip, bir daha o yanlışa düşmemeleridir.
Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye -Allah ondan râzı olsun- bu konuda şöyle demiştir:
"Âlimlerin çoğunluğundan nakledilen genel görüş, peygamberler küçük günahlardan mâsum (korunmuş) değillerdir ve Allah Teâlâ, bu küçük günahlardan dolayı onları onaylamamıştır. Yine âlimlerin çoğunluğu, peygamberlerden küçük günahların vukû bulmasının imkânsız olduğunu da söylemezler. Bu ümmette peygamberlerin tartışmasız mâsum olduklarını söyleyen ve bunun için büyük bir söz söyleyen ilk tâife, Râfızîlerdir. Zirâ onlar, peygamberlerden unutkanlık, yanılma ve tevil yoluyla bile küçük günahların vukû bulmayacağını söylerler."
- Peygamberler, Allah Teâlâ'nın dînini tebliğ konusunda günahtan korunmuşlardır.
( Mecmûu'l-Fetâvâ, cilt: 4, sayfa: 320 )
"Hiç şüphesizki Peygamberlerin küçük günah değil de büyük günahlardan masum olduklarını söylemek, İslâm Âlimlerinin çoğunluğu ve bütün taifelerin görüşüdür.
Bu aynı zamanda tefsir, hadis, fıkıh âlimlerinin çoğunluğunun görüşüdür. Hatta ilk müslümanlardan, imamlardan, Sahabeden, tabiinden ve onlara tabi olanlardan bu görüşe mutabık (uygun) bir görüşten başka bir görüş nakledilmemiştir. ( Şeyhul İslam İbni Teymiyye, Mecmu-ul Fetava c.4 s.319)
-------------------------------------
...Her insan iyilik veya kötülük yapabilecek özellikte yaratılmıştır (bkz. eş-Şems, 91/8). Hz. Peygamber'in (s.a.s.) “Her insan hata eder, hata edenlerin en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyamet, 49 [2499]; İbn Mâce, Zühd, 30 [4251])...
....İslâm âlimleri, peygamberlerin birer beşer olmaları hasebiyle zelle olarak tabir edilen küçük hatalar işleyebilecekleri, ancak peygamberlik görevlerine zarar verecek türden hatalara ve günahlara düşmekten korundukları üzerinde ittifak etmişlerdir...
Kaynak: Din İşleri Yüksek Kurulu 19.06.2023
-------------------------------------
Özet olarak;
Kendilerine nübüvvet geldikten sonra hiçbir peygamber bile bile isteyerek bir hata veya günah işlememiştir. Hataların hepsi ya dalgınlık üzerine, ya da yanılma üzerinedir ki, zaten hepsi de hemen tevbe etmişler, Allah'ın affına maruz kalmış ve Allah'ın anında müdahalesi ile de bu hatalar düzeltilmiştir.
Kur’an’da, peygamberlerin tebliğ ettikleri konularda yalan söylemekten veya vahyi gizlemekten korundukları da vurgulanmaktadır (el-Hâkka 69/44-47).