22. Hac 40. Ayet Tefsiri
Hacc süresi 40. ayette bahsedilen yeryüzünde insanların bir kısmının bir kısmı ile def edilmesi olmasaydı ne havra ne kilise ne de Allah’ın Adı anılan mescidler kalırdı şeklinde anlatılan aslında doğadaki ufaklı irili bitkiler çarşı ve pazarlar, musallalar ve de eğitim merkezlerini de içermektedir.
savâmıu : (rahiplerin) mabetleri, manastırlar (doğadaki ufaklı irili bitkiler tahıl ambarları depolar )
ve biyaun : ve (hristiyanların) kiliseleri (çarşı ve pazarlar)
ve salavâtun : ve (yahudilerin) havraları (Musallalar)
ve mesâcidu : ve (müslümanların) mescidleri (okullar)
الَّذِينَ أُخْرِجُوا مِن دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ إِلَّا أَن يَقُولُوا رَبُّنَا اللَّهُ وَلَوْلَا دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ فِيهَا اسْمُ اللَّهِ كَثِيرًا وَلَيَنصُرَنَّ اللَّهُ مَن يَنصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ ﴿٤٠
Onlar, başka değil, sırf «Rabbimiz Allah´tır» dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah´ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir. (Hac 22:40, Diyanet Vakfı)
Mehmet Okuyan Meali
Onlar -başka değil- sadece “Rabbimiz Allah’tır.” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah bir kısım insanları diğer bir kısmı ile def edip önlemeseydi, elbette içlerinde Allah’ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı. Şüphesiz ki Allah kendisine (dinine) yardım edenlere yardım edecektir. [*] Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Benzer mesajlar: Bakara 2:214; En‘âm 6:34; Yûsuf 12:110; Sâffât 37:171-173; Mü’min 40:51; Muhammed 47:7.
(*) Burada‘’Manıstırlar, Kiliseler, Havralar, Mescitler vb.’’aynı saygınlıkta ve birlikte zikredilmiştir. Kur’an bunlara bu saygınlığı ve önemi vermişse, bir müslüman bunun tersini yapamaz, yaparsa inandığı Kur’an’a ve İslam dinine aykırı davranmış olur. Kur’an’ı Kerimi ve İslam dinini doğru öğrenmiş olan hiçbir müslüman ne kilisenin ne de başka bir dinin Mabetlerinin yapılmasına asla karşı çıkamaz.
O halde Müslümanlar, ister cami, isterse kilise ya da havra olsun, Allah’a adanmış bütün ibadet mahallerini korumak ve onlara saygı göstermekle yükümlüdürler .
Başka bir inancın mensuplarını kendi inançlarına göre Allah’a ibadet etmekten alıkoyma teşebbüsleri Kur’an tarafından kutsallığa tecavüz fiili olarak nitelenmiş ve lânetlenmiştir. Bu prensibin çarpıcı bir tasviri, Hz. Peygamber’in H. 10. yılda Necran’lı bir Hristiyan heyetine karşı davranışında örneklenmiştir. Her ne kadar Hz. İsa’yı “Allah’ın oğlu”…olarak kabul etmeleri İslamî inançlarla temelden çatışıyor idiyse de onlara Hz. Peygamber’in mescidine serbestçe girme izni verilmişti ve o’nun kesin rızası ile orada kendi dinî ayinlerini ifa etmişlerdi (bkz. İbni Sa‘d I/1, 84 vd.) ve M. Esed. Ayet Açıklaması)