10. Yunus 57 - Kurana ittiba
Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. (Yûnus 10:57, Diyanet Vakfı)
Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz. (Zuhruf 43:44, Diyanet İşleri)
O inkâr edenler Zikr´i (Kur´an´ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) «Hiç şüphe yok o bir delidir» derler. Oysa o (Kur´an), âlemler için ancak bir öğüttür. (Kalem 68:51-52, Diyanet Vakfı)
-Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun. (Tûr 52:29, Şaban Piriş)
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir. (Zâriyât 51:55, Diyanet Vakfı)
Elif. Lâm. Mîm. Sâd. (Bu Kuran), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın. (A’râf 7:1-2, Diyanet Vakfı)
اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ ۗ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ (A’râf 7:3)
Rabbinizden size indirilene (Kur´an´a) uyun. O´nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! (A’râf 7:3, Diy. Vakfı)
Andolsun ki biz, öğüt alsınlar diye, bu Kur´an´da insanlara her türlü misali verdik. (Zümer 39:27, Diyanet Vakfı)
Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. (Hûd 11:1, Diyanet Vakfı)
(De ki: Bu Kitap) «Allah´tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. (Hûd 11:2, Diyanet Vakfı)
Kim Resûl´e itaat ederse Allah´a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik! (Nisâ 4:80, Diyanet Vakfı)
Peki, derler, ama yanından çıkınca içlerinden birtakımı senin söylemiş olduğunun tersini kurar. Allâh, onların geceleyin ne düşünüp kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma, Allah´a dayan. (Sana) vekil olarak Allâh yeter. (Nisâ 4:81, Süleyman Ateş)
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ ۚ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلَافًا كَثِيرًا (Nisâ 4:82)
Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı. (Nisâ 4:82, Diyanet İşleri)
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا (Muhammed 47:24)
Onlar Kur´an´ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi? (Muhammed 47:24, Diyanet Vakfı)
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ (Kamer 54:17,22,32,40)
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? (Kamer 54:17,22, 32,40, Diyanet İşleri)
Bu (Kur´an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür. (Âl-i İmrân 3:138, Diyanet Vakfı)
Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. (Yûsuf 12:104, Diyanet İşleri)
İşte o peygamberler Allah´ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur´an) âlemler için ancak bir öğüttür. (En’âm 6:90, Diyanet Vakfı)
Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur´an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir. (Mâide 5:101, Diyanet Vakfı)
İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? (Câsiye 45:6, Diyanet İşleri)
Vay haline, her yalancı ve günahkâr kişinin! (Câsiye 45:7, Diyanet Vakfı)
De ki: Siz dininizi Allah´a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. (Hucurât 49:16, Diyanet Vakfı)
Ant olsun, bu Kur’an’ın içinde sözü uzun uzun anlattık. Düşünüp öğüt alsınlar diye. Fakat onlara (müşriklere) kaçıştan başka bir faydası olmuyor. (İsrâ 17:41, Sadık Türkmen)
Ta-Ha. Biz, Kur´an´ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah´tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik. (Kur´an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir. (Tâ Hâ 20:1-4, D.V)
İşte bu (Kur´an) da, bizim indirdiğimiz hayırlı ve faydalı bir öğüttür. Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz? (Enbiyâ 21:50, Diyanet Vakfı)
Gerçek şu ki bu (Kuran), Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyan herkes için bir öğüt ve uyarıdır. (Hâkka 69:48, Muhammed Esed)
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Hiç şüphesiz o (Kur´an), çok şerefli bir elçinin sözüdür. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz! Bir kâhin sözü de değildir (o). Ne de az düşünüyorsunuz! (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. (Hâkka 69:38-43, Diy. Vakfı)
Ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir hatırlatma ve apaçık Kur’an’dır. Diri olanları uyarmak ve sözün nankörler aleyhinde gerçekleşmesi içindir. (Yâsîn 36:70, Şaban Piriş)
(Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab´ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik. (Sâd 38:29, Diyanet Vakfı)
Bu (Kuran) bir öğüttür. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. (Sâd 38:49-50)
Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur´ân) bir ikazdır. Dileyen onu düşünür, öğüt alır. (Müddessir 74:55, Sül. Ateş)
Bu Kur’an, âlemler için ancak bir öğüttür. Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz. (Sâd 38:87-88, Diyanet İşleri)
Biz Kur’ân’ı, insanlar iyi anlayıp ibret alsınlar diye, senin dilinle indirerek anlaşılmasını kolaylaştırdık. (Duhân 44:58, Suat Yıldırım)
İşte bu (Kur´an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah´ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir. (İbrâhim 14:52, Diyanet V.)
Hayır! Şüphesiz bunlar (âyetler), değerli ve güvenilir kâtiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde (yazılı) bir öğüttür; dileyen ondan (Kur´an´dan) öğüt alır. (Abese 80:11, Diyanet Vakfı)
Bu Kur'ân, sizden doğru yola gitmek isteyenleriniz için, bütün insanlara bir öğütten ibarettir. (Tekvîr 81:27, Bayraktar Bayraklı)
O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver. (Allah´tan) korkan öğütten yararlanacak. En büyük ateşe girecek olan kötü kimse ise öğütten kaçınır. Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar. Temizlenen, Rabbinin adını anıp O´na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir. (A’lâ 87:9-14, Diyanet Vakfı)
O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir. (Ğâşiye 88:21, Diyanet Vakfı)
Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zâlimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır. (İnsan 76:29-31, Bayraktar Bayraklı)
Rasulullah (s.a.s):
-Kur'an'a dayanarak konuşan tasdik olunur
-Kur'an'la hükmeden adaletli davranmış olur
-Kur'an'a davet eden doğru yola iletmiş olur
-Kur'an'ı terk eden ise rezil olur
(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 14)