7. Afaf 85. Ayet - ölçü_tartı hilesi
Şuara 181 Araf ve Hud 85 ölçü_tartı
وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا ۗ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ ۖ قَدْ جَاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ ۖ فَأَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَاحِهَا ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ (٨٥)
"Medyen´e de kardeşleri Şuayb´ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah´a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır." (A’râf 7:85)
"Medyen´e de kardeşleri Şuayb´ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah´a kulluk edin! Sizin için ondan başka tanrı yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Zira ben sizi hayır (ve bolluk) içinde görüyorum. Ve ben, gerçekten sizin için kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum." (Hûd 11:84)
"Ey halkım! Ölçü ve tartıyı dengi dengine tam tutun, halkın hakkını yemeyin ve ülkede müfsitlik ederek fenalık yapmayın!" (Hûd 11:85)
"Erginlik çağına erişinceye kadar yetim malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın. Kişiye gücünün yetmediğini yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman akrabanız aleyhinde bile olsa doğru olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutunuz. Bunlar, ders alasınız diye O'nun size verdiği öğütlerdir."
(En’âm 6:152)
"Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam/eksiksiz yapın ve dosdoğru bir ölçü ile tartın! Bu daha hayırlıdır, sonucu daha iyidir." (İsrâ 17:35)
"Göğü yükseltti ve teraziyi/ölçüyü koydu."
"Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın."
"Tartıyı adâletle yapın, terazide eksiklik yapmayın."
(Rahmân 55:7-9)
أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ (١٨١) وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ (١٨٢) وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ (١٨٣) وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ (١٨٤)
"Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Ve (tarttığınız zaman) şaşmaz bir teraziyle tartın. Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratandan sakınınız!"
(Şuarâ 26:181-184)
"Onlar dediler ki: Sen büyülenmiş birinden başkası değilsin!"
"Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğine inanıyoruz."
"Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten azap indir."
(Şuayb) Dedi ki," Rabbim sizin ne yaptığınızı çok iyi bilir."
"Hasılı onu tekzib ettiler, kendilerini de o zulle (gölge) gününün azâbı alıverdi ki o cidden büyük bir günün azâbı idi." (Şuarâ 26:185-189)
"İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!" (Mutaffifîn 83:1-3)
Şuarâ 189.ayette geçen gölge gününün azabının ne olduğu Araf 91 ve Hud 94.ayette açıklanmıştır.
Bu ayetlerden anlaşıldığına göre, müthiş bir deprem ile birlikte büyük bir toz bulutu oluşmuştur.
" Bunun üzerine o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çöke kaldılar. Şu’ayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış/zenginlik sürmemiş gibi oldular. Şu’ayb’ı yalanlayanlar var ya, işte ziyana uğrayanlar, kendileri oldular." (A’raf 91-92)
" Ve ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu’ayb’ı ve o’nunla birlikte inanmış olan kişileri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ve şirk koşarak yanlış iş yapan o kişileri korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında çöküp kaldılar.
Sanki onlar orada hiç yaşamadılar. Haberiniz olsun! Semûd toplumu nasıl uzaklaştı ise Medyen’e de öyle kahrolmak/tarihten silinmek vardır." (Hud/ 94-95)
Müşrik olan Mekkelilerin de kendilerine yapılan çağrıya gösterdikleri tepki yukarıdakilerden farklı değildir:
90-93.Ve “Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız. Yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olmalı. Onların aralarında şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi göğü parçalar hâlinde üzerimize düşürmelisin yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin. Yahut senin altın süslemeli bir evin olmalı yahut göğe yükselmelisin. Ancak, senin yükselişine, öğrenip öğreteceğimiz bir kitabı bize indirmene kadar asla inanmayız” dediler. Sen de ki: “Rabbim noksanlıklardan münezzehdir. Ben, beşer bir elçiden başka bir şey miyim ki!”(İsra/ 90–93)
32.Bir vakit de onlar, “Ey Allah’ım! Eğer bu, Senin katından gelmiş bir hakkın/gerçeğin ta kendisi ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize çok acı veren bir azap ver” demişlerdi.(Enfal/ 32)
"(Lokman öğütlerine devam ederek dedi ki): Yavrum, (yaptığın iyilik veya kötülük), hardal dânesi ağırlığınca bir şey de olsa, bir kayanın içinde, göklerde veya yerde bulunsa Allâh mutlaka onu getirir. Çünkü Allâh latiftir (O´nun bilgisi her gizli ve ince şeye ulaşır. O, her şeyi) haber alır." (Lokmân 31:16)