3. Aliimran 26. Ayet - Allah kime dini vermiş ise onu sevmiş demektir
قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ ۖ بِيَدِكَ الْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
De ki: Allâh´ım, (ey) mülkün sâhibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü alırsın; dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. Hayır (mal), senin elindedir. Sen her şeye kâdirsin! (Âl-i İmrân 3:26)
إِنَّكَ لَا تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ ۚ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ
(Ey Muhammed), sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allâh, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir. (Kasas 28:56)
وَوَهَبْنَا لِدَاوُودَ سُلَيْمَانَ ۚ نِعْمَ الْعَبْدُ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ (٣٠) إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُ (٣١) فَقَالَ إِنِّي أَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبِّي حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ (٣٢) رُدُّوهَا عَلَيَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْأَعْنَاقِ (٣٣). (Sâd 38:30-33)
30. Biz Davud´a Süleyman´ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah´a yönelirdi.
31. (Ve) akşama doğru soylu koşu atları önüne getirildiğinde,
32. Ben güzel olan her şeyi severim, çünkü Rabbimi bana hatırlatır! derdi; (atlar koşarak uzaklaşıp) gözden kayboluncaya kadar (bu sözleri tekrarladı. Daha sonra,)
33. Onları bana getirin! (diye emretti) ve bacakları ile boyunlarını (şefkatle) sıvazlamaya başladı.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يُعْطِي الدُّنْيَا مَنْ يُحِبُّ وَمَنْ لَا يُحِبُّ، وَلَا يُعْطِي الدِّينَ إِلَّا لِمَنْ أَحَبَّ، فَمَنْ أَعْطَاهُ اللهُ الدِّينَ فَقَدْ أَحَبَّهُ. (حم)
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Muhakkak Allâh Azze ve Celle, dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir. Dini (İslâm’ın güzelliklerini) ise ancak sevdiği kimselere verir. O hâlde her kime, Allâhü Teâlâ, dini vermişse muhakkak onu sevmiş (ondan râzı olmuş) demektir.” (Müsned-i Ahmed bin Hanbel)
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ. (Âl-i İmrân 3:31)
(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah´ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
... اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنٖينَ.
... Allah iyilik edenleri sever (Bakara 2:195), (Âl-i İmrân 3:134, 148), (Maide 5:13, 93)
... اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّابٖينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرٖينَ.
... Allah pişmanlıkla kendisine yönelenleri ve özünde temiz olanları sever. (Bakara 2:222)
بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِهٖ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّقٖينَ
Evet, kim verdiği sözü yerine getirir ve Allah’tan sakınırsa, şüphe yok ki, Allah muttakileri sever. (Âl-i İmrân 3:76), (Tevbe 9:4, 7)
... وَاللّٰهُ يُحِبُّ الصَّابِرِينَ.
Allah sabredenleri sever. (Âl-i İmrân 3:146)
... فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖينَ.
(bir işe karar verip) azmettiğinde Allaha tevekkül et, Allah kendisine güvenenleri sever. (Âl-i İmrân 2:159)
... وَاِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطٖينَ.
... Eğer hükmedecek olursan aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah âdil olanları sever. (Mâide 5:42), (Hucurat 49:9), (Mumtehine 60:8)
... وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرٖينَ.
Allah temiz adamları sever. (Tevbe 9:108)
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذٖينَ يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِهٖ صَفًّا كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ
Haberiniz olsun ki Allah kendi yolunda kurşunlu bir bina gibi saf bağlıyarak çarpışanları sever (Saff 61:4)
... اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ.
.... Allah haddi aşanları sevmez. (Bakara 2:190), (Maide 5:87), (Araf 7:55)
... وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ.
... Allah fesadı sevmez. (Bakara 2:205)
... وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدٖينَ.
Allah fesad çıkaranları sevmez. (Maide 5:64)
... وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ اَثٖيمٍ.
... Allah, inatçı nankörleri ve günahta ısrarlı olanları sevmez. (Bakara 2:276)
قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ.
De ki: Allah´a ve Resûlü´ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez. (Âl-i İmrân 3:32), (Rum 30:45)
.. وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمٖينَ.
Allah zalimleri sevmez. (Âl-i İmrân 3:57, 140), (Şûrâ 42:40)
... اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا.
Allah kibirle en ve küstahça davrananları sevmez. (Nisâ 4:36), (Lokman 31:18), (Hadid 57:23)
وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذٖينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَثٖيمًا. (Nisâ 4:107)
Kendilerine hâinlik edenleri savunma; zira Allâh, hâinlik yapıp günâh işleyen insanı sevmez!
اِنَّ اللّٰهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ
Allâh inananları savunur. Allâh hiçbir hâin, nankörü sevmez. (Hac 22:38)
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللّٰهُ سَمٖيعًا عَلٖيمًا. (Nisâ 4:148
Allah zulme uğrayan kimseden başkasının, kötü sözü açıklamasını sevmez. Allah işitendir, bilendir. )
... وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ.
İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez. (Enam 6: 141), (Araf 7:31)
... اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْخَائِنٖينَ.
Allah hainleri sevmez. (Enfal 8:58)
... اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْتَكْبِرٖينَ.
Allah kibirlenenleri sevmez. (Nahl 16:23)
... لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِحٖينَ.
Şımarma, Allah şımarıkları sevmez. (Kasas 28:76)