6. Enam 51. Ayet - Şefaat 2
ŞEFAATÇİLİK KUMPASI
وَأَنْذِرْ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْ يُحْشَرُوا إِلَىٰ رَبِّهِمْ ۙ لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ (6:51)
En’âm 51. Rablerinin huzurunda haşredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O´ndan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçısı.
Şefaatin asla olmadığını söyleyen 20 tane açık ayete karşılık, 3-4 tane ayet ideoloji ve ranta alet edilerek saptırılıp şefaate delil olarak kullanılıyor.Çoğu insan bunun farkında değil ve bu saptırmaya samimi olarak inanıyor.
Mesela Yunus 3, " Allah'ın izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz " mealindedir." Demekki şefaat Allah'ın iznine tabi,Allah'ın izin verdiği şefaat eder,vermediği edemez " deniliyor.
Halbuki ayet, Allah'ın izin verdiği özel zatlar şefaat edecektir demiyor.Aksine, bunu iddia eden müşriklere zımnen, " Allah izin vermemişken ve bu izin yok iken siz nasılda birilerinin size şefaatçi olacağını iddia edebiliyorsunuz? " demektedir. " Allah'ın verdiği bir izin olmamışken,böyle birşey olmadığı halde kim şefaatçi olacaktır, olur mu böyle şey? " demektedir ayet.Aynı surede az ilerde zaten şöyle buyrulur:
"Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Hâşâ! O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.”(Yunus,18)
Tek şefaatçi olarak Kur'an'da açıkça zikredilen rabbimizdir..Zümer 44'te,"Şefaat bütünüyle Allah'a aittir" buyrulur.
Herşey Allah'ın iznine bağlıdır...Allah ise kimsenin adını ya da sıfatını belirterek şefaat yetkisi verdiğini beyan etmemiştir.
Bakara 255, "Allah'ın izni olmaksızın katında kim şefaat edebilir?" ayeti de aynı Yunus 3 gibidir. Ayet, "Allah şefaat iznini vermedi ki, nerde delil, O'nun katından bilgi alınması gerekmez mi,hal böyleyken O'nun katında kim izni yetkisi olmadığı halde şu şefaat edecek diyebilir, benim şefaatçim var diyebilir? " şeklinde anlaşılmalıdır.
Ayette asla şefaatçi var denilip bir şefaatçi övülmemektedir..Allah'ın izni olmadığı halde böyle bir izinleri varmış gibi iddiada bulunanlara reddiyedir. Şefaat yetkisinin o kimselerde olması için Allah'ın izni olması gerekmez mi? anlamındadır.
Örnek verdiğimiz Bakara 255 ayetinin bir öncesi olan ayette:
"Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcayınız. Biliniz ki, hakikati inkâr edenler zâlimlerin ta kendileridir." buyrulmaktadır..
"Şefaati reddeden bu kadar ayet müşrikler içindir,müslümanı bağlamaz!" denilerek yanlış bilgi verilmektedir. Halbuki Bakara 254 "Ey inananlar!Şefatin olmayacağı gün" diye başlamakta ve şefaat inananlara ithafen reddedilmektedir. Allah'ın izni olmaksızın demek zaten izni yoktur anlamındadır ve vurgu için kullanılmıştır.
Bakara 102'deki: "Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine faydalı olanı değil, zararlı olanı öğrenirler. Büyüye başvuranların âhiretten nasiplerinin olmayacağını iyi bilmektedirler. " ayeti de bu yapıdadır. Burada da Allah'ın izni olmadan ifadesi izninin olmadığını vurgulamak içindir.İzni olduğunu ispatlamak için değil.Büyücüler Allah'tan izin almamıştır,alamazlar.
"Rahmân'ın katında söz almış olandan başkası şefaat hakkına/şefaate sahip olamaz.Onlar, "Rahmân, bir çocuk edindi" dediler." Meryem,87.
Bu ayetteki şefaatte aynı mantıkla okunmalıdır.
Kaldı ki ayette,"Şefaate nail olamaz" anlamı da vardır.Öyle de olsa, kimin şefaati?Kim yapar şefaati?Kime aittir bu yetki? Zümer 44 gereği,şefaat Allah'ın şefaatidir.Hani nerde şeyhin, gavsın,fişmekanın, falanın şefaat gücü ?Nerede belirtilmiş?Hz.Resulullah'ın bile adı/sıfatı geçmiyor....Ayeti tüm sure ve Kur'an ile beraber okuyunca şefaat çıkarabilmek büyük cesaret ve cüret...
Şu örneğe benziyor,düşünelim: "Benim iznim olmaksızın kim benim evime giripte beni kovabilir?" cümlesi," İznimi alanlar beni evimden kovabilirler " anlamında değildir,"Hiçkimse beni evimden asla kovamaz" anlamındadır. Bizim mantıkta okumamız lazım, mantık ve olayları birbirine bağlama basireti bizde yok malesef....
Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah´ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz. (Necm 53:26, Diyanet Vakfı)
Ra’d suresi 19-24 Ayetler; cennetlikleri, eşlerinden ve zurriyetlerinden salihlerle Adn cennetlerine gireceğini ve her kapıdan meleklerin gelip onları selamlayacağından bahseder.
19. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.
20. Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.
21. Onlar Allah´ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
22. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.
23. Adin cennetleri: onlara girecekler, atalarından ve zevcelerinden ve zürriyyetlerinden salih olanlar da beraber, öyle ki Melekler her kapıdan yerlerine girerek diyecekler:
24. “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”
(Ra’d 13:24, Diyanet İşleri)
"Ee... Falan hadis kitabında şefaatçilik var...Bu nedir?" diye sormanıza bile gerek yok.Rivayet kitaplarında şefaatçiliğin lehinde de aleyhinde de pek çok rivayet vardır.Bunların Tevhide-Kur'an'a aykırı olanları uydurma, uygun olanları ise sahihtir.
Zümer 19'da Resulullah'a atfen"Ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?" ikazını terse çevirip "Resulullah kurtaracak" demek ise haddi aşmaktır.
"Ey kızım Fatıma! Sen de kendini Allah’tan satın almaya çalış; babam peygamber diye sakın güvenme; zira senin için de bir şey yapamam."bk. Buharî, Vesâyâ 11; Tefsir (26) 2; Müslim, İman 348-352.
Resulullah şöyle dedi: – (O gün kimse ) Ya Muhammed, bana şefaat/yardım et diyerek yanıma gelmesin. Çünkü o vakit ben ona, "ben senin için bir şey yapmaya malik değilim, ben sana bu günü tebliğ etmiştim derim" buyurdu.” (Buhari 1328, Nesei 2447).
Bu rivayetler gibi olan rivayetler Kurana uygun sahih olanlardır. Tersi olanlar ise elbetteki uydurmadır.
İnsanlardan her kim Şefaat edecekse öldükten sonra değil, ama dünyada şefaat eder. Bu tür şefaat "iyi işte ya da kötü işte başkalarına aracılık etme" anlamında Nisa 85'de geçer.
"Kim iyi bir işe şefaat (aracılık) ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe şefaat (aracılık) ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir. (Nisâ 4:85, D.Vakfı)"
Dünyayı torpilcilikle, adam kayırmacılıkla berbat ettik, ahiretimizi de dünyamıza benzetmeyelim....
Güç, kuvvet, kudret, şefaat ve din günü alemlerin rabbi olan Allah'ın dır.