5. Maide 33. Ayet - Uranîler
إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ أَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْأَرْضِ ۚ ذَٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا ۖ وَلَهُمْ فِي الْآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ (Mâide 5:33, Orijinal)
Allaha ve Elçisine karşı savaş açanların ve yeryüzünde fesadı yaymaya çalışanların büyük kısmının öldürülmeleri veya asılmaları veya döneklikleri yüzünden büyük kısmının ellerinin ve ayaklarının kesilmesi yahut yeryüzünden (tamamiyle) sürülmeleri, yalnızca bir karşılıktan ibarettir: İşte bu, onların bu dünyada uğradıkları zillettir. Öteki dünyada ise (daha) korkunç bir azap bekler onları, (Mâide 5:33, Muhammed Esed).
Terör yapanların cezası hakimin suça göre bu ayete göre hüküm verirken ictihadına bırakılmıştır.
Bu âyet-i kerîmenin nüzûl sebebi hususunda farklı görüşler var. Cumhurun kabul ettiği görüş ise, bu âyet-i kerîmenin Uranîler hakkında nâzil olduğudur.
Lafız Ebû Dâvûd’un olmak üzere, hadis imamları Enes b. Mâlik’ten şöyle dediğini rivâyet etmektedirler: Ukl’den –veya Ureynelilerden demiştir– bir topluluk, Rasûlullah’ın (s.a) huzuruna geldi. Medîne’nin havası kendilerini rahatsız etti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a) onlar için süt veren birtakım develeri tahsis etti. O develerin sidiklerinden ve sütlerinden içmelerini emretti. Bunun üzerine onlar da kalkıp gittiler. Sağlıklarına kavuştukları vakit, Peygamber’in (s.a) çobanını öldürdüler. Davarları önlerine katıp götürdüler. Sabah erken vakitte onların bu yaptıkları Peygamber’e (s.a) ulaşınca, o da arkalarına takipçi gönderdi. Gün yükseldiği sırada yakalanıp getirildiler. Hz. Peygamber’in verdiği emir üzerine el ve ayakları kesildi, gözleri çıkarıldı. Medîne’nin kara taşlığına bırakıldılar. Su istiyorlar, onlara su verilmiyordu. Ebû Kılabe (hadisi Enes b. Mâlik’ten rivâyet edendir) dedi ki: “İşte bunlar, hırsızlık yaptılar, adam öldürdüler, iman ettikten sonra kâfir oldular, Allah’a ve Rasûlü’ne karşı savaş açtılar.”
Bir rivâyette de şöyle dinilmektedir: (Hz. Peygamber) emir vererek, çiviler kızdırılıp gözlerine mil çekildi. Ellerini ve ayaklarını kestirdi ve (kestirdiği yerlerinden akan kanın kesilmesi için) onları dağlamadı.
Yine bir rivâyette şöyle denilmektedir: Rasûlullah (s.a) onları takip edip yakalamak üzere iz sürmeyi bilen birtakım kimseleri gönderdi ve onlar yakalanıp getirildiler İşte bunun üzerine yüce Allah, Allah’a ve Rasûlü’ne karşı savaşanların ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak… âyeti nâzil oldu.