29. Ankebut 22 - min dunilleh
وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلا نَصِيرٍ (22)
Sizin Allah’tan başka ne bir koruyucunuz, ne de bir yardımcınız vardır (29/Ankebût 22).
Bu kelime دُنُوّ (aşağı) sözcüğünden türemiş. أَدْوَن : Düşük/alçak demektir.
: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ (118)
Ey iman edenler! Sizden aşağıda olanlardan (sizin dışınızdakileri) sırdaş edinmeyin (3/Âl-i İmran 118).
Bir başka örnek, وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاء :
Bunun dûnundakini dilediğine bağışlar (4/Nisâ 48). Yani bundan daha az/aşağıda olanını.
İsa (a.s) ile ilgili bir ayette,
أَأَنْتَ قُلتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّهِ (116)
Sen mi insanlara ‘Beni ve annemi, Allah’ın dûnundan iki tanrı edinin’ dedin? (5/Mâide 116) ifadesi geçer. Yani "Allah’ın altında, aşağısında ilahlar".
لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِهِ وَلِيٌّ وَلاَ شَفِيعٌ (51)
Onlar için Allah’tan başka (mertebe olarak Onun aşağısında, altında) ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır (6/En’âm 51);
: قُلْ أَنَدْعُو مِنْ دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنْفَعُنَا وَلاَ يَضُرُّنَا (71)
De ki: “Biz Allah’ın dununda (dışında, aşağısında) bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım?” (6/En’âm 71).