8. Enfal 67-68. Ayetler - savaş esirleri
Yeryüzünde (savaşta) düşmana tamamen ağır basmadıkça (hâkimiyeti sağlamadıkça), hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Sizler dünya menfaatini istiyorsunuz, Allah ise ahireti (kazanmanızı) istiyor. Allah, Azîz’dir, Hakîm’dir. (Enfal 8:67)
Bedir Savaşı’nda yetmiş savaş esiri vardı. Hz. Peygamber’in amcası Abbas, amcası Ebu Talib’in büyük oğlu Akil, kendisinin damadı Zeynep’in kocası Ebu’l-As vb esirler arasındaydı. Hz. Peygamber ashabıyla esirler hakkında yapılacak işlemler konusunda istişare etti. Hz. Ömer öldürülmelerinden yana görüş belirtti. Hz. Ebu Bekir ise “Bunlar senin kavmin ve akraban. Onları öldürme. Fidye al. Tevbe edebilirler. Böylece mü’minleri de kuvvetlendirmiş olursun” demişti. Fidye alınması benimsendi. Bu ayet bunun üzerine indi. Nitekim kervana saldırmak vb. gibi dünya menfaati elde etmek için mal ve fidye almak amacıyla esir almak düşüncesi bu ayetle kınanmaktadır.
Bu ayet kölelik-cariyelik kurumunun bitirilmesi için en önemli ilkeyi içermektedir. Ayrıca kölelerin bedelli veya bedelsiz bırakılmaları (Muhammed 47:4), durumu müsait olanlarla özgürlük sözleşmesi denilen [mükâtebe] yapılması (Nûr 24:33), köle ve cariyelerin evlendirilmesi (Nûr 24:32), onlarla evlenilme serbestisi (Nisâ 4:3, 25), müşriklerden hayırlı gösterilerek onlarla evlenmenin teşvik edilmesi (Bakara 2:221), bazı kefaret uygulamalarında bazen ilk sırada olmak üzere seçenek olarak sunulması (Nisâ 4:92; Mâide 5:89; Mücâdele 58:3), zekât verilecek sekiz gruptan biri olması (Tevbe 9:60), iyilik ve [takvâ]da (duyarlılıkta) onlara yardımın öne çıkartılması (Bakara 2:177; Nisâ 4:36; Nûr 24:33) ve [akabe] denen sarp yokuşu aşmanın ilk uygulaması olarak belirlenmesi (Beled 90:13) bu noktada elbette hatırlanmalıdır.
Bu Âyet açıkça sıcak savaş dışında esir almayı yasaklamaktadır. Bedir ise sıcak bir savaştır ve esir alınmıştır. Kaldı ki, savaş esirleriyle ilgili hükümler bu sûrenin 70. âyetinde açıklanmıştır. Şu durumda bu âyette “bir nebiye yakışmaz” denilen durum, Bedir sürecinin başlangıcı olan ve bu sûrenin 7, 28, 42 ve daha başka âyetlerinde doğrudan ve dolaylı sözü edilen Mekkelilerin kervanına saldırı planlarıyla ilgilidir. Bunu hemen devamında gelen “Sizler, bu dünyanın geçici değerlerini istiyorsunuz” ifadesi de teyit eder.
Enfal 68. Ayet tefsiri;
Allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız (fidyeden) dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.(Enfal 68)
Bu âyet, “Kervan’a saldırıp mal ve esir almak neden yasak da Bedir’de alınanlar serbest?” sorusunun cevabıdır. “Yasal izin”, sûrenin girişindeki “iki topluluktan biri” (7. âyet) ibaresine bir atıf olabilir.
“İctihat hatalarından dolayı cezâ vermemek, Bedir ehline azap etmemek” hükmü…
Bu ayet Bedir’de Müslümanlar tarafından ele geçirilen esirler ve onlara ne yapılacağı hakkında Hz. Peygamber’in ashâbı arasında geçen tartışmalarla da ilgilidir. Ömer bin Hattâb, (geçmişteki kötü davranışlarından ve özellikle hicretten önce Müslümanlara reva gördükleri zulüm ve baskıdan ötürü) onların öldürülmeleri gerektiğini ileri sürüyordu; Ebû Bekir ise bunların affedilip fidye karşılığı bırakılmasının iyi olacağını savunuyor ve fikrini, böyle bir hareketin onlardan bazılarının da belki İslam’ın gerçekliğini, üstünlüğünü anlamalarına vesile olabileceği teziyle de pekiştiriyordu. Hz. Peygamber, Ebû Bekir’in savunduğu hareket tarzını benimsedi ve esirleri serbest bıraktı. (Çoğu müfessir, özellikle de Taberî ve İbni Kesîr konuyla ilgili Hadisler kaydetmektedirler.) Ayette, “Allah tarafından önceden irade edilmiş (böyle) bir ilke (kitâb) olmasaydı Müslümanların başına geleceği” bildirilen “büyük azap” da açıkça göstermektedir ki esirlerin öldürülmesi gerçekten büyük, ürkütücü bir günah olacaktı.