24. Nur 6-9 - şahitlik 1
Şahitlik konusunda islamda erkek ve kadın eşit tutulmuştur ancak ticari borçlanma halinde iki erkek şahit olmazsa, bir erkek iki kadın olmalı (ki biri diğerine hatırlatsın, ne katip ne de şahitler mağdur olmasın diye) .
• İFTİRA ŞAHİTLİĞİNDE kadın erkek eşittir, her bir eş 4 defa şahitlik eder.
"(6-7) Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenler- den olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah´ın lânetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir".
"(8-9) Kadının, kocasının yalan söyleyen lerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah´ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır".(Nûr 24:6-9)
• ZİNA ŞAHİTLİĞİNDE kadın-erkek ayırmadan 4 şahit istenir.
"Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin". (Nisâ 4:15)
Zina şahitlerinin sayısı dörtten az olduğu zaman bu kişiler zina iftirası suçunu işlemiş sayılır:
"Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu isbat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdırlar". (Nûr 24:4, Diyanet Vakfı)
• BOŞANMADA ŞAHİTLİK edecek kadın- erkek ayrımı yapmadan 2 adil şahit istenir.
"İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya güzelce tutun veya onlardan uygun bir şekilde ayrılın. İçinizden ada- let sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte bu Allaha ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah´tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder". (Talâk 65:2)
• VASİYYET ŞAHİTLİĞİNDE kadın-erkek ayırmadan 2 şahit istenir.
"Ey iman edenler! Ölüm size yaklaştığında yapacağınız vasiyet sırasında şahitler bulundurun: Kendi aranızdan adil iki kişi, ya da seyahatte iken ölüm emareleri gelip sizi bulursa, Salat'tan (şahitliğe davetten) sonra, sizden olmayan öteki iki kişiyi alıkoyun; eğer içinize bir kuşku düşerse onlara Allah adına şöyle yemin ettirin: Akraba hatırına da olsa, hiçbir bedel karşılığında sözümüzü satmayacağız ve Allah'ın bildiğini gizlemeyeceğiz; eğer böyle yaparsak günahkar biz olmuş oluruz". (Mâide 5:106, Mustafa İslamoğlu)
• TİCARİ ŞAHİTLİKTE iki erkek bir kadın şahit gereklidir.
"Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah´ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (vadeli) alış-veriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın....." (Bakara 2:282, Diyanet Vakfı)
Maliki, Şafii' ve Hanbeliler davacının getireceği bir şahidin şahitliğine ve davalının yeminine dayanılarak hüküm verilebileceğini kabul etmişlerdir. Hz. Peygamber’in bir davada bu şekilde hüküm verdiği rivayet edilmektedir (el-Muvaṭṭaʾ, “Aḳżıye”, 5-7; Ebû Dâvûd, “Aḳżıye”, 21). Hanefîler, bu hadisi iki şahit tutmayı emreden âyeti tahsis edecek kadar meşhur görmediklerinden onunla amel etmemektedir.
Hz. Peygamber de aralarında husumet bulunan kişilerin birbirlerinin aleyhine şahitliğini ve bir ev halkının yardımıyla geçinen kişinin o ev halkı lehine şahitliğini reddetmiştir (Ebû Dâvûd, “Aḳżıye”, 16).
HİLALİ GÖRME ŞAHİTLİĞİNDE Kadın veya erkek 1 Şahit yeterlidir.
Maliki, Şafii', Hanbel ve Hanefîler’e göre ramazan hilâlinin sübûtu için âkıl ve bâliğ olmak şartıyla ister kadın ister erkek olsun, ahlâken güven veren (âdil) veya dinî hükümlere açıkça saygısızlığı bilinmeyen (mestûrü’l-hâl) tek bir müslümanın haberi yeterlidir. (TDV Ansiklopedisi, Hilal mad.)
Kur’ân-ı Kerîm’de borç ilişkisi kurma, alışveriş, rüşdünü ispat eden yetimin malının vasîsi tarafından kendisine teslim edilmesi, boşama, rec‘at ve yolculukta vasiyet gibi hukukî işlem ve tasarruflara şahit tutulmasını emreden (el-Bakara 2/282; en-Nisâ 4/6; el-Mâide 5/106; et-Talâk 65/2), şahitlere zarar verilmesini menedip bunu yapmanın doğru yoldan çıkmak olduğunu bildiren, şahit olmaya çağrılanın bunu reddetmemesini isteyen (el-Bakara 2/282), şahitliği gizlemeyi yasaklayıp bunu yapanın kalbinin günahkâr olduğunu belirten (el-Bakara 2/283), şahitliği yerine getirmenin iyi ve ahlâklı insanın özellikleri arasında sayan (el-Meâric 70/33), adaletin yerini bulması için şahitliğin önemine vurgu yapan ve kimseyi kayırmadan adaletle şahitlik etmeyi emreden (en-Nisâ 4/135; el-Mâide 5/8) âyetler bulunmaktadır.
Kuran'da "Yalancı şahitlik" büyük günah sayılmıştır :
"(O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler". (Furkân 25:72, Diyanet Vakfı)
(Me’âric suresi 70:15-35)
15-16 Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o (cehennem) derileri yakıp soyan alevlenen bir ateştir.
17-18 Yüz çevirip geri dönen, (servet) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağırır.
19-21 Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız) yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Ona imkân verildiğinde ise pinti kesilir.
22-23 Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, ki onlar namazlarında devamlıdırlar.
24-26 Mallarında, isteyene ve (isteyemediği için) mahrum kalmışa belli bir hak tanıyanlar; Ceza (ve hesap) gününün doğruluğuna inananlar;
27-28 Rablerinin azabından korkanlar, ki Rablerinin azabı(na karşı) emin olunamaz;
29-31 İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine veya elleri altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
32-33 Emanetlerine ve ahitlerine riayet edenler; ŞAHİTLİKLERİNİ DOSDOĞRU YAPANLAR;
34-35 Namazlarını koruyanlar; İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.
Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisâ 4:135, Diyanet V.)
Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah´a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir. (Mâide 5:8, D.V)