23. Müminun 1-11 - Şüphesiz, müminler kurtulmuşlardır
Müminun 1-11 Ayetler
1. Şüphesiz, müminler kurtulmuşlardır.
Felah; Arzu edilen şeye ulaşmak veya sonsuz hayır, İflah; sonsuz hayra, cennete ulaşmak.
- Ömer (r.a)’den: “Bir gün Rasûlüllah’a vahiy indi, bir saat bekledik, açılınca kıbleye dönüp ellerini kaldırdı, dua etti, sonra da: ‘Bana on âyet indirildi; bunları yerine getiren cennete girecektir.’ dedi ve Mü’minûn sûresinin ilk on âyetini okudu.” (Tirmizî, Neseî)
Aynı surenin 117. Âyetinde "kâfirler kurtuluşa ermez" ifadesi vardır.
2. Onlar, namazlarında huşu içindedirler.
Salât; genel manâsıyla “ibadet”, özel manâsıyla “namaz”dır.
Huşû: Korkmak, boyun eğmektir. Kişi, Allah’ın azameti karşısında, kendi acziyetini bilmesi, Onun emirlerine boyun eğmesidir.
3. Boş sözler ve nahoş işlerden, yüz çevirirler.
Lağv; çirkin ve karalayıcı söz (Fussılet 26).
Mukâtil bu âyeti “Müşriklerin boş ve karalayıcı sözlerine aldırmazlar” şeklinde anlamıştır.
“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, Onun Müslümanlığının güzelliğindendir.” (Tirmizî, Zühd: 11.)
4. Onlar, Zekât verirler (arınmak için çalışırlar)
Zekat; arınmaya çalışanlar” yahut “arınmak için çaba harcayanlar” (Zemahşerî; Ebû Müslim’in yorumu da aynı yöndedir).
5. Onlar namuslarını koruyanlardır.
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ
6. Ancak cinsel arzularını eşleri veya meşru olarak evlendikleri cariyelerle karşılarlar ve bundan dolayı da asla kınanmazlar.
7. Kim bunun ötesini ararsa sınırı aşmış olur.
8. Ve o (mü’minler) emanetlerini¹ ve sözlerini yerine getirirler.
9. Onlar, salatlarını/haktan yana duruşlarını muhafaza ederler.
Buradaki “salavat” kelimesi namaz değil, “Hak’tan yana yer almak ve Allah’a teslim olmaktır”. Çünkü “salavat” kelimesi “korumak/ “muhafaza” kelimesiyle birlikte zikredilmiştir. Her şartlarda Hak’tan yana durmak ve bunu korumak gerekir.
Müminun 5-9. Ayetlerden, Mut’a Nikah'ının haram olduğu da anlaşılmaktadır. Bu, Meâric Suresi 29-34. Ayetlerde de aynen vurgulanır.
10,11. İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
Kehf 18:107’de de geçen “Firdevs” cenneti cennetlerin en yükseği, has bahçe demektir.
- “Cennette yüz mertebe vardır; herbirinin arası da yer ile gök arası kadardır. Firdevs ise bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Onun üzerinde de Arş vardır. Allah’tan Cennet istediğiniz zaman Firdevs’i isteyin.” (Tirmizî, Cennet: 4.)
15.03.2024 Cuma
Mehmet Bülbül