MEVLİDİ NEBÎ
Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı Kur'an'da anlatıldığı gibi tanımak, tanıtmak ve en iyi şekilde anmak için bir fırsattır "Mevlidi Nebi".
Allah Rasulu Kur'an'da bütün beşeriyete güzel ahlak örneği, Ahlak nümunesi olarak takdim edilmiştir. Her kim O'nu severse, bilsin ki, Allah da onu sever.
O'na "Ya Resulullah! Din nedir? İman nedir?" diye sorulduğunda : "Güzel ahlaktır" buyurmuştur. Başka diye sorulduğunda ? O yine : "Güzel ahlaktır" diye cevaplamıştır.
Resulullahı övmek bid’at olmaz. Bu övgüden ancak, Allah’ı ve Resulünü sevmeyenler rahatsız olur; çünkü Allahü teâlâ Onu Yüce kitabında övmektedir.
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَٓافَّةً لِلنَّاسِ بَش۪يراً وَنَذ ۪يراً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُ ون (٢٨)
Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. [Sebe 34:28]
وَاِنَّ لَكَ لَاَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍۚ (٣) وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ (٤)
Senin için bitmeyen, sonsuz ecir vardır. Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin. [Kalem 68:3-4]
وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىۜ (٥)
Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın! [Duha 93:5]
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ (٤)
Şerefini ve itibarını yükselttik (İnşirâh 94:4)
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا (٥٦)
(Kesinlikle Allah ve melekleri, Nebiye salât eder (lütfedip övüp destekler) Ey iman edenler, siz de ona teslimiyetle salâtu selam edin.) [Ahzab 33:56]
لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ بَعَثَ ف۪يهِمْ رَسُولاًمِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِه۪ وَيُزَكّ۪يهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُالْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَۚ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ (١٦٤)
“Andolsun ki içlerinden, kendilerine ALLAH’ın ayetlerini okuyan, kötülüklerden ve inkârdan kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle ALLAH, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur…” (Âl-i İmran 3:164)
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ (٣١)
(Resûlüm!) De ki: Eğer sizler Allah´ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (Âl-i İmrân 3:31)
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Gerçek şu ki, Allah'ı ve Ahiret Günü'nü (korku ve umutla bekleyen) ve O'nu her daim anan kimseler için Allah'ın Elçisi güzel bir örnek teşkil eder. (Ahzâb 33:21)
"Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" (İman Malik, Muvatta, Hüsnül hukuk, 8)
(( إِنَّ أَصْدَقَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَأَحْسَنَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ ، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ، وَكُلَّ ضَلَالَةٍ فِي النَّارِ.))
"Şüphesiz sözlerin en doğrusu, Allah'ın kitabıdır. Yolların en güzeli, Muhammed'in yoludur. İşlerin en şerlisi, (dînde aslı olmayıp) sonradan çıkarılan yeniliklerdir (dîndeki bid'atlardır).(Dînde) sonradan çıkarılan her yenilik, bid'attir. Her bid'at, dalâlettir (sapıklıktır). Her dalâlet (in sahibi) de, ateşte (cehennemde)dir." (Nesâî; hadis no: 1560).
“Kim İslâm’da güzel bir çığır (sünneten haseneten) açar da, kendisinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye bu çığırla amel edenlerin ecri kadar sevap yazılır. Hiçbirinin ecrinden de bir şey eksilmez. Kim de İslâm’da kötü bir yol (sünneten seyyieten) açar, kendinden sonra onunla amel edilirse, o kimseye açtığı bu yolla amel edenlerin günahı kadar günah yazılır. Hiçbirinin günahından da bir şey eksilmez.” (Müslim, Zekât 20, İlim 6; Ahmed bin Hanbel, Müsned, V, 357)
Müslümanların belli münasebetlerle Hicrî yılbaşını, Mekke fethini, Peygamber Efendimizin mevlidini yâd etmek üzere merâsimler tertip etmeleri, bid’at olmayıp bir “sünnet-i hasene”dir. Bu merâsimlerle insan, Kur’ân-ı Kerîm okuyarak, âyetler üzerinde tefekkür ederek Allâh’ı zikir ve tesbih ederek kalp ve zihin dünyasını yenilenmekte; Allâh’ı, Rasûlü’nü ve İslâm Dîni’nin hakikatlerini öğrenme imkânı bulmaktadır.
Mevlid ve benzeri programlar, dînin bir parçası ve dinin özüne dâhil olan bir unsur gibi düşünülmediği müddetçe “bid’at” olarak değerlendirilemez. Bunlar, âdettendir. Âdet, dînin bir esası olmadığı için, terk edildiğinde bir şey gerekmez. Ancak dînin esaslarından birisi terk edildiğinde, mükellefler günahkâr olurlar.
فتعظيم المولد واتخاذه موسمًا قد يفعله بعض الناس، ويكون له فيه أجر عظيم، لحسن قصده، وتعظيمه لرسول الله صلّى اللهُ عليهِ وسلّم
"Bazı insanların yaptığı gibi mevlid kutlamak ve onu bayram edinmek, iyi niyetinden ve Peygamber (S.a.v.)'e tâzimden ötürü kişiye büyük bir sevap kazandırır." [İbn-i Teymiyye, İktizâu's-Sırâti'l-Müstakîm, Sf: 254.]
Sahabeler Hz. Aişe'ye Peygamberin ahlakını sorduklarında; -Hz. Aişe : Siz, hiç Kuran okumuyor musunuz?dedi.
-Sahabeler: Evet, okuyoruz dediler,
-Hz. Aişe : ‘‘İşte, Allah ın Elçisinin ahlakı, Kuran ahlakı idi" dedi. (Müslim,Salatül-Müsafirin,139)
Resulullah efendimiz, mevlid gecelerinde Eshab-ı kirama ziyafet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hazret-i Ebu Bekir de, halifeyken, Eshab-ı kiramı toplar, Resulullah efendimizin doğumundaki olağanüstü hâlleri konuşurlardı.
Kur'an-ı Kerim'in doğum günü olan Kadir Gecesi önemlidir. Allah Resulü'ne ilk vahyin indirildiği gün, Kur'an'da Kadir Gecesi olarak büyük önem kazanmıştır. Elbette Peygamber Efendimiz'in doğduğu gün bizim için de önemlidir... Çünkü Muhammed Aleyhisselam tüm insanlık için Allahu Teâlânın rahmeti gereği en doğru yolu gösteren Allah´ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak gönderilmiştir.
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ (١٠٧)
(Biz seni âlemler için rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا (٤٥)
وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُنِيرًا (٤٦)
-Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ve Allah'a, O'nun izniyle (herkesi) çağıran bir davetçi ve ışık saçan bir kandil olarak. (Ahzâb 33:45-46)
05.10.1997
Mehmet Bülbül