64. Tegabun 14.Ayet - AF (العفو)
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيم
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ وَأَوْلَادِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْ ۚ وَإِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ(١٤)
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Teğâbun 64:14, Diyanet İşleri)
AF KAVRAMI KUR'ÂN'a GÖRE ;
1. AF; suçunu ve hak ettiği cezayı söyledikten sonra bağışlamaktır.
2. SAFH; suçunu söyleyip, cezasını söylemeden bağışlamaktır.
3. MAĞFİRET; suçunu da, cezasını da söylemeden bağışlamaktır.
4. RAHMET; Şefkat gösterip lutufta bulunma anlamında bir Kur’an terimi. Merhameti ile bağışlama. (Bakara 2:286 - واعف عنا، واغفرلنا، وارحمنا)
5. TEVVÂB (التوّاب) : Hatasını anlayıp hatadan döneni Allah'ın affetmesi.
6. RAÛF (الرؤف) : “kalbi dayanamayacak derecede merhametli” demektir.
(bakınız ; Nur 24:22, Mâide 5:13, Bakara 2:109, Zuhruf 43:89, Aliimran 3:159, Zümer 39:53)
TDV Ansiklopedi "Af" maddesinde şu bilgiler vardır :
Sözlükte “yok etmek, silip süpürmek; fazlalık, artık” gibi mânalara gelen afv, bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, “kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme” anlamlarında kullanılmaktadır (bk. Râgıb el-İsfahânî, eẕ-Ẕerîʿa, s. 344; Lisânü’l-ʿArab, “ʿafv” md.). Afv kelimesi Kur’an’da, birinde “fazlalık”, diğerinde “bağışlama” mânasında olmak üzere iki âyette geçmektedir (bk. el-Bakara 2/219; el-A‘râf 7/199). Bunlardan Bakara sûresindeki âyette “Sana hayır yolunda ne harcayacaklarını da sorarlar. Fazlasını (harcayınız), de!” buyurulmuştur. Fıkıh kitaplarında bu âyetteki mânası dikkate alınarak “afv” kelimesi “malın nisaptan fazla olan kısmı” anlamında terim olarak da kullanılmıştır (bk. NİSAB; ZEKÂT). Afv, ayrıca beş âyette Allah’ın sıfatı olan afüv, bir âyette insanların sıfatı olarak âfîn şeklinde, yirmi yedi âyette de çeşitli fiil kalıplarında kullanılır. Aynı kullanış tarzları hadislerde de görülür.
Hz. Peygamber de “Allah, muhakkak surette kötülüğü affeden kişiyi aziz kılar” (Müsned, II, 235, 238) buyurmuştur.
MAĞFİRET (المغفرة) :
Sözlükte “örtmek, gizlemek, birinin kusurunu ifşa etmeyip bağışlamak” mânasına gelen gafr (gufrân) kökünden türemiştir. Allah’a nisbet edildiğinde “kulunun günahını örtüp kusurunu bağışlaması” anlamına gelir (Lisânü’l-ʿArab, “ġfr” md.). Râgıb el-İsfahânî, Allah’a izâfe edilen mağfireti kulunu azap görmekten koruması şeklinde yorumlamıştır. Aynı kökten gelen istiğfâr “kişinin kusurunun bağışlanmasını Allah’tan talep etmesi” demektir. İsfahânî’ye göre bu talebin hem söz hem fiille olması gerekir; aksi halde istiğfar kişiyi yalancı durumuna düşürür (el-Müfredât, “ġfr” md.).
Kur’ân-ı Kerîm’de mağfiret kökünden türeyen toplam 234 kelimenin 229’u Allah’a nisbet edilmiştir (gāfir, gafûr, gaffâr, gufrân, mağfiret, istiğfâr).
TEVVÂB (التواب) :
Tevvâb isim olarak “kullarını tövbeye muvaffak kılan ve tövbelerini kabul eden” anlamındadır.
Terim olarak tevvâb insan için kullanıldığında “çok tövbe eden”, Allah’a nisbet edildiğinde “tövbeleri çok kabul eden” demektir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “tvb” md.; Lisânü’l-ʿArab, “tvb” md.).
RAÛF (الرؤف) : “kalbi dayanamayacak derecede merhametli” demektir. “hoşlanmasa bile kişinin başkasına iyilik yapmasıdır."
Allah’a nisbet edildiğinde “ileri derecede şefkatli ve merhametli” mânası kastedilir (Lisânü’l-ʿArab, “rʾef” md.; Kāmus Tercümesi, “rʾef” md.; Ebü’l-Kāsım ez-Zeccâcî, s. 91).
Kur’ân-ı Kerîm’de iki âyette re’fet, on bir âyette raûf kelimesi geçmektedir. Re’fet kelimelerinden biri, suç işleyen kimselere hak ettikleri cezaların verilmesi sırasında acıma duygusuna kapılarak adaletin ihlâl edilmemesi gerektiği bağlamında geçmekte (Nûr 24/2), diğeri ise Hadîd 57/27. ayette geçmektedir.