6. Enam 114. Ayet - Hadis inkarı küfr mü?
Hadis konusu üzerinde tartışma açıldığında, hadis taraftarı olan bir Müslümandan duyabileceğimiz söz olan, "Sahih hadisi inkar eden kafir olur" iddiasının ne kadar doğru olabileceğini, Yüce kitabımız Kur'an'dan öğrenmeliyiz.
اَفَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْتَغ۪ي حَكَمًا وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ اِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلًاۜ وَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ اَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ
"Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi seçeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma! (Enam 114)
Ayetin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 119, 126, 154; A‘râf 7:32, 52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.,
Bu ayette verilen bilgiye göre hakem Yüce Allah’ın kitabı Kur’an’dır. Çünkü Hz. Muhammed de ona başvurmakla yükümlü tutulmuştur. Bu ayet Nisâ 4:65, 105, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bu ifâdeden, Müslümanların hiçbir konuda Allah’ın kitabından başka bir şeyi veya birilerini aralarında hakem tayin etmeleri veya aralarındaki ihtilâfların çözümünü tağûtî güçlere asla götürmemelerinin gerektiği anlaşılmaktadır.
Rivayet olunduğuna göre Kureyş müşriklerinin, bir müşkilleri olunca bir kâhini hakem yapıp hükmüne müracaat etmek âdetleri idi. Bir gün Rasulullah’a: “seninle aramızda Yahudi âlimlerinden veya Hıristiyan piskoposlarından bir hakem tayin edelim, bakalım onların kitabında sana dair bir şey varsa bize haber versinler” diye bir teklifte bulunmuşlardı ki bu âyetle buna cevap verilmiştir.
Bilindiği gibi Uhut harbi özellikle okcularin yerlerini terketmeleri sebebiyle Müslümanların yenilgisi ile sonuçlanmıştı.
Al-i İmran s. 152- Allah size verdiği (yardım) sözünü, ta ki onun izni ile onları bozguna uğratana, sevdiğiniz(zafer)i gösterene kadar tuttu. Sonra siz gevşeyerek(savaş taktiğine uymayıp) ayrılığa düştünüz, isyan ettiniz. Çünkü sizden ölümden sonraki günü isteyen olduğu gibi, dünyayı isteyen de vardı. Sonra, Allah sizi yıpratıcı bir imtihana tabi tutmak için, onlar(a karşı galebe çalmak)dan geri çevirdi (siz onlara mağlup oldunuz). (Allah) bu yaptığınızdan dolayı sizi affetti. Allah inananlara karşı lütufkardır.
Al-i İmran s. 153- O vakit Resul sizi arkanızdan çağırırken siz, hiç kimseye bakmadan (dağa doğru) yukarı kaçıyordunuz. Bunun üzerine Allah sizi kederden kedere uğrattı ki, ne elinizden giden (zafer)e, ne de başınıza gelen (hezimet)e üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Ashabın, muttasıl senetli bir ravi zinciri olmadan, ilk ağızdan Muhammed (a.s) dan duyduğu bir sözün gereğini yerine getirmemesi, yani ret etmesi, onları kafir yapmıyor da, vefatından yıllar sonra kayda geçmiş, ravilerin muteber olup olmadığı hadis toplayıcılarının belirlediği kriterlere göre yapılmış bir hadisin ret edilmiş olması, neden bugün bazılarını kafir yapıyor?.
Kaldı ki hiçbir Müslüman bir hadis hakkında, "Ben bu sözü Muhammed (a.s) söylemiş olsa dahi kabul etmem" şeklinde küstahça bir ifade kullanmaz iken, duyduğu bir hadis hakkında kendisince doğru olduğunu düşündüğü kriterlere göre sadece, "Böyle bir sözü Muhammed (a.s) söylemez" dediği için kafir olarak yaftalanmaktadır.